Çocuk Cerrahisi

Yemek Borusu Yokluğu ve Trakeoözofageal Fistül

Özofagus Atrezisi ve Trakeoözofageal Fistül Neden Olur? Birlikteliği • Sınıflandırma, kişinin yaşına ve genel durumuna göre farklı seyir gösterebilen bir hastalıktır. Konunun ayrıntılarına göz atın.

Yemek borusu yokluğu (özofagus atrezisi) ve trakeoözofageal fistül, yenidoğan döneminde fark edilen ve hızlı müdahale gerektiren doğumsal yapısal bozukluklardan biridir. Bu tabloda bebeğin yemek borusu rahim içindeki gelişim sürecinde tam olarak şekillenmez. Yemek borusunun üst ve alt bölümleri birbirinden ayrı kalır, çoğu zaman alt bölüm soluk borusuna (trakea) anormal bir kanal ile bağlanır. Bu anormal bağlantıya trakeoözofageal fistül adı verilir ve solunum yolu ile sindirim yolu arasında olmaması gereken bir geçit oluşturur.

Doğumdan hemen sonra bebeğin ağzından gelen aşırı köpüklü tükürük, beslenme denemelerinde öksürük, morarma ve solunum güçlüğü gibi bulgular ailelerin ve doktorların dikkatini çeker. Bu tablo Türkiye dahil dünya genelinde yaklaşık her 3.500 doğumda bir görülür ve çocuk cerrahisi açısından erken tanı konulması gereken durumların başında gelir. Süreç, deneyimli bir ekip tarafından düzenli biçimde yönetildiğinde bebeklerin büyük çoğunluğu sağlıklı bir gelişim sürecine girer ve ilerleyen yıllarda yaşıtlarıyla benzer bir hayat sürdürebilir.

Kimlerde Görülür?

Özofagus atrezisi ve trakeoözofageal fistül her iki cinsiyette de görülebilen, ancak erkek bebeklerde küçük bir oranda daha sık rastlanan bir tablodur. Anne karnındaki gelişim sürecinde, gebeliğin dördüncü ile altıncı haftaları arasında yemek borusu ve soluk borusunun ortak bir yapıdan ayrılması beklenir. Bu ayrışmanın eksik kalması durumunda yemek borusunun iki ucu birbirinden kopuk kalır ya da soluk borusuyla anormal bir bağlantı oluşur. Bu nedenle tablonun temelinde erken embriyonik dönemdeki gelişim aksaması yatar.

Bebeğin doğum kilosunun düşük olması, prematüre (erken doğmuş) doğum öyküsü ve anne karnında suyun fazla olması (polihidramnios) gibi durumlar, bu tabloyla daha sık birlikte görülebilir. Gebelik takiplerinde annenin amniyon sıvısının beklenenden fazla olduğu fark edildiğinde, doktorların aklına gelen olasılıklardan biri yemek borusu yokluğudur. Çünkü bebek normalde amniyon sıvısını yutarak dengelerken, yemek borusu kapalı olduğunda bu döngü gerçekleşmez ve sıvı miktarı artar. Annelerin gebelik takiplerini düzenli sürdürmesi, bu tür bulguların erken fark edilmesinde belirleyici bir rol üstlenir.

Bu hastalık tek başına görülebileceği gibi, başka organ sistemlerine ait doğumsal farklılıklarla birlikte de ortaya çıkabilir. VACTERL olarak adlandırılan ve omurga, anüs, kalp, böbrek ile kol-bacak yapılarını da etkileyebilen birliktelik, bu bebeklerde sık karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle tanı sürecinde yalnızca yemek borusu değil, tüm vücut sistemleri kapsamlı biçimde değerlendirilir. Aile geçmişinde benzer bir öyküsü olan bebeklerde dikkat biraz daha yoğun tutulur, ancak hastalık çoğunlukla genetik bir aktarım göstermeden ortaya çıkar. İkiz gebeliklerde de bu tablonun görülme sıklığının bir miktar arttığı çeşitli çalışmalarda dile getirilmektedir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Bu tabloya sahip bebeklerde belirtiler genellikle doğumdan hemen sonra fark edilir. En dikkat çekici bulgu, bebeğin ağzından sürekli olarak köpüklü ve berrak bir tükürüğün gelmesidir. Yemek borusu kapalı olduğundan bebek yuttuğu salgıları mideye iletemez ve bu salgılar ağız boşluğunda birikerek dışarı taşar. Hemşire ve doktorların bu belirtiyi gözlemlemesi tanıya giden yolun ilk adımlarından birini oluşturur.

Beslenme denemeleri sırasında ortaya çıkan belirtiler de oldukça karakteristiktir. Bebeğe verilen ilk anne sütü ya da formül mama, kapalı yemek borusu nedeniyle geri gelir, bebekte öksürük ve boğulma hissi başlar. Bu sırada cilt renginde morarma (siyanoz), nefes alıp vermede zorlanma ve hırıltılı solunum gözlenebilir. Trakeoözofageal fistül varlığında, mide içeriğinin soluk borusuna kaçması nedeniyle akciğerlerde tahriş ve sık tekrarlayan enfeksiyon riski belirir.

Bebeklerin karın bölgesinde dikkat çeken bulgular da görülebilir. Eğer alt yemek borusu ile soluk borusu arasında bir fistül varsa, bebek her nefes aldığında hava mideye doğru kaçar ve karın bölgesi şişer. Tersine, fistül bulunmadığı durumlarda mide hiç hava almaz ve karın çökük bir görünüm alır. Bu iki uç tablo, deneyimli bir hekim için tanı açısından önemli ipuçları sunar. Bunlara ek olarak bebeklerde halsizlik, beslenmeyi reddetme ve genel durumda hızla bozulma da görülebilir. Bazı bebeklerde tükürüğün soluk borusuna kaçmasına bağlı olarak boğulma atakları gelişebilir ve oksijen düzeyinde belirgin düşüşler gözlenebilir.

  • Ağızdan sürekli gelen köpüklü, berrak tükürük
  • İlk beslenme denemesinde öksürük, kusma ve morarma
  • Nefes alıp vermede güçlük ve hırıltılı solunum
  • Fistül tipine göre şişkin ya da çökük karın görünümü
  • Genel durumda hızlı bozulma ve beslenmeyi reddetme

Nedenleri Nelerdir?

Yemek borusu yokluğu ve trakeoözofageal fistülün ortaya çıkışında tek bir neden bulunmaz. Tablonun temelinde, bebeğin anne karnındaki erken gelişim sürecinde meydana gelen yapısal aksamalar yatar. Gebeliğin dördüncü haftasında yemek borusu ve soluk borusu ortak bir tüpten ayrılmaya başlar. Bu ayrışmanın doğru zamanda ve doğru biçimde gerçekleşmemesi, iki organın anormal bağlantılarla birbirine yakın kalmasına ya da yemek borusunun bölünmüş halde gelişmesine yol açar.

Genetik etkilerin bu süreçteki rolü tam olarak çözümlenmiş değildir, ancak bazı kromozom farklılıklarının tabloyla birlikte görülebildiği bilinir. Trizomi 18, Trizomi 21 (Down sendromu) gibi durumlarda yemek borusu yokluğuna daha sık rastlanır. Bunun yanında ailede benzer bir öykü bulunması, çoğu zaman düşük bir tekrar olasılığı taşır ve hastalık tek seferlik bir gelişim aksaması biçiminde ortaya çıkar. Yapılan genetik danışmanlık görüşmeleri, ailelere sonraki gebeliklerde karşılaşılabilecek olasılıklar hakkında daha net bir tablo sunar.

Çevresel etkenlerin de katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Anne adayının gebelik sırasında bazı ilaçlara, kimyasallara ya da enfeksiyonlara maruz kalması, bebeğin gelişim sürecini etkileyebilir. Ancak vakaların büyük bir kısmında belirli bir çevresel etken saptanamaz ve durum tesadüfi bir gelişim farklılığı olarak değerlendirilir. Bu nedenle ailelerin kendilerini sorumlu hissetmesi için belirgin bir gerekçe bulunmaz; tablo çoğu zaman önlenmesi mümkün olmayan bir gelişim olayının sonucudur.

  • Erken embriyonik dönemde yemek borusu ve soluk borusunun ayrışma aksaması
  • Bazı kromozom farklılıklarıyla birlikte görülen genetik eğilim
  • VACTERL birlikteliği kapsamında diğer sistemlerle birlikte gelişen bozukluklar
  • Gebelik döneminde belirli ilaç ya da kimyasallara maruziyet
  • Anne karnında suyun fazla olduğu polihidramnios tablosu

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı süreci aslında bebek doğmadan önce başlayabilir. Gebelik takiplerinde yapılan ultrason incelemelerinde, amniyon sıvısının beklenenden fazla olması ve bebeğin midesinin görüntülenememesi, doktorların aklına yemek borusu yokluğunu getiren önemli işaretlerdir. Bu bulgular eşliğinde yapılan ileri ultrason ve gerektiğinde fetal MR incelemesi, doğum öncesi şüphenin güçlendirilmesine olanak tanır. Böylece bebeğin uygun bir merkezde, deneyimli bir ekip eşliğinde doğması planlanabilir.

Doğum sonrasında tanıya yönelik en önemli adım, bebeğin ağzından mideye ince bir sonda (nazogastrik tüp) ilerletilmesidir. Eğer yemek borusu kapalıysa sonda belirli bir noktadan sonra ilerlemez ve geri gelir. Bu basit ama anlamlı muayene, tablonun varlığı konusunda güçlü bir ipucu sunar. Ardından çekilen göğüs ve karın röntgeni, sondanın takıldığı yeri ve mide bölgesindeki hava dağılımını göstererek tanıyı destekler.

Görüntüleme yöntemleri arasında röntgen, ultrason ve gerektiğinde bilgisayarlı tomografi yer alır. Trakeoözofageal fistülün varlığı ve tipi, soluk borusu içine kamera ile bakılan bronkoskopi ya da yemek borusunun değerlendirildiği özofagoskopi gibi endoskopik yöntemlerle de incelenebilir. Bu yöntemler kesin tanı sağlar ve cerrahi planlamasında belirleyici unsurdur. Ayrıca kalp, böbrek ve omurga gibi diğer sistemleri değerlendirmek için ekokardiyografi, böbrek ultrasonu ve omurga görüntülemeleri de yapılır. Böylece tablo bütüncül bir bakış açısıyla ele alınır ve eşlik edebilecek diğer doğumsal farklılıklar gözden kaçırılmamış olur.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Erken dönemde en önemli sorun, beslenmenin sağlanamaması ve solunum yollarına salgı kaçışıdır. Yemek borusu kapalı olduğu için bebek anne sütünü ya da formül mamayı normal yoldan alamaz. Bu durum hızla beslenme yetersizliğine, sıvı kaybına ve genel durumda bozulmaya yol açabilir. Trakeoözofageal fistül bulunduğunda mide içeriği soluk borusuna kaçarak akciğer dokusunun zarar görmesine ve zatürreye (pnömoni) zemin hazırlar.

Cerrahi sonrası dönemde de bazı durumlar takip gerektirir. Yemek borusunun birleştirildiği bölgede zamanla daralma (anastomoz darlığı) gelişebilir ve bebeğin katı gıdalara geçişinde zorluk yaşanabilir. Bu daralmalar, gerektiğinde balon genişletme gibi yöntemlerle yönetilebilir. Ayrıca yemek borusunun hareketleri normalden farklı olabileceğinden, lokmaların ilerleyişi yavaş kalabilir ve bebek yemek yerken zaman zaman tıkanma hissi yaşayabilir. Bu durumun azaltılması için lokmaların küçük parçalar halinde verilmesi ve bol sıvı eşliğinde tüketilmesi yararlı bir yaklaşımdır.

Uzun dönemde mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçışı (gastroözofageal reflü) bu çocuklarda yaşıtlarına göre daha sık görülür. Reflü, tekrarlayan öksürük, yutma güçlüğü ve diş sorunlarına neden olabilir. Soluk borusunun yapısındaki yumuşaklığa bağlı olarak gelişen trakeomalazi adı verilen durum, hırıltılı solunum ve sık akciğer enfeksiyonlarına yol açabilir. Bu nedenle çocukların cerrahi sonrasında çocuk cerrahisi, çocuk gastroenterolojisi ve çocuk göğüs hastalıkları ekiplerinin ortak takibinde olması büyük önem taşır.

  • Akciğerlere salgı kaçışına bağlı aspirasyon zatürresi
  • Yemek borusunda zamanla gelişen darlık
  • Mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçışı (reflü)
  • Trakeomalazi nedeniyle hırıltılı solunum atakları
  • Beslenme güçlüğüne bağlı gelişim geriliği

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Yemek borusu yokluğu doğumdan hemen sonra fark edildiğinden, çoğu zaman aileler değil sağlık ekibi ilk müdahaleyi başlatır. Yine de bazı bebeklerde belirtiler hafif olabilir ve hastanede gözden kaçabilir. Yeni doğmuş bebeğinizde ağızdan sürekli köpüklü tükürük geldiğini, beslenme sırasında öksürük, morarma ya da nefes alıp vermede güçlük yaşandığını fark ettiğinizde vakit kaybetmeden çocuk cerrahisi ya da yenidoğan değerlendirmesi için bir sağlık kuruluşuna başvurmanız gerekir.

Daha büyük bebeklerde ve süt çocuklarında tekrarlayan zatürre, beslenme sırasında sürekli öksürük, kilo alamama ve sık nefes darlığı atakları, hekim değerlendirmesi gerektiren önemli bulgulardır. Cerrahi geçirmiş çocuklarda yutkunma sırasında takılma hissi, katı gıdaları yutmakta artan zorluk, sık kusma ya da göğüs ağrısı şikayetleri ortaya çıktığında kontrolün ertelenmemesi uygundur. Bu durumlar çoğu zaman yönetilebilir nedenlerden kaynaklanır ve doğru zamanda yapılan değerlendirmeyle süreç rahatlıkla planlanır.

Aileler için bir başka önemli nokta, çocuğun uzun süreli takibinin aksatılmamasıdır. Bu tablo, yalnızca cerrahi ile sonlanan bir hastalık değil, ilerleyen yıllarda çeşitli organ sistemlerinin birlikte izlenmesini gerektiren bir süreçtir. Düzenli kontroller; büyüme, beslenme, solunum sağlığı ve yutma işlevi gibi alanlarda sorunların erken fark edilmesini sağlar. Bu nedenle şüpheli belirtileri görmezden gelmek yerine, deneyimli bir ekipten zamanında destek almak çocuğun gelişimi için önemlidir.

Son Değerlendirme

Yemek borusu yokluğu ve trakeoözofageal fistül, yenidoğan döneminde erken tanı ve zamanında müdahale ile yönetilebilen bir doğumsal tablodur. Belirtiler doğumdan hemen sonra dikkat çektiğinden, deneyimli bir ekiple sürecin planlanması bebeğin sağlıklı bir başlangıç yapmasına önemli katkı sağlar. Cerrahi sonrası dönemde reflü, darlık ve solunum yolu sorunları gibi durumlar bütüncül bir takip ile kontrol altında tutulabilir. Uzun dönemde çocukların büyük bir bölümü yaşıtlarına benzer bir gelişim seyri gösterir ve günlük yaşamlarına aktif biçimde katılır.

Koru Hastanesi Çocuk Cerrahisi bölümünde uzman hekimlerimiz, yemek borusu yokluğu ve trakeoözofageal fistül gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Çocuk Cerrahisi Our Doctors

We are by your side with our experienced specialist physicians in this field

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment