Gastroenteroloji

Fluid Drainage from the Abdomen (Paracentesis)

Fluid Drainage from the Abdomen is used to take a diagnostic sample or relieve shortness of breath in patients with ascites. Explore our Koru Ankara Gastroenterology doctors.

Karın boşluğunda toplanan sıvının tıp dilinde adı assittir ve bu sıvının tanı ya da tedavi amacıyla ince bir iğne veya kanül aracılığı ile dışarı alınmasına parasentez adı verilmektedir. Karın ponksiyonu olarak da bilinen bu işlem, karaciğer sirozundan yumurtalık kanserine, tüberküloz peritoniti tablosundan kalp yetmezliğine kadar pek çok farklı hastalıkta hem tanı koymak hem de hastanın hayat kalitesini artırmak için sıklıkla başvurulan güvenilir bir gastroenteroloji yöntemidir. Deneyimli hepatoloji ve girişimsel gastroenteroloji ekibimiz, ultrason eşliğinde uygulanan parasentez işlemini, hastaların güvenliğini ve konforunu esas alan multidisipliner bir yaklaşımla gerçekleştirmektedir. Karın gerginliği, nefes darlığı, iştah kaybı gibi şikayetlerle başvuran hastalarda uygulanan bu işlem, hem yakınmaların hızla gerilemesini sağlar hem de altta yatan asıl hastalığın tanısına yön verir.

Parasentez Nedir? Karın Bölgesinden Sıvı Boşaltma Tekniği ve Aşamaları Nelerdir?

Parasentez, karın zarı ile karın içi organlar arasında birikmiş serbest sıvının, karın duvarından yerleştirilen özel bir iğne veya ince plastik kanül yardımıyla dışarı alındığı, minimal invaziv bir tıbbi girişim olarak tanımlanır. İşlem hem tanısal amaçlı hem de tedavi amaçlı yapılabilmekte, hastanın klinik durumuna göre alınan sıvı miktarı birkaç mililitreden birkaç litreye kadar değişebilmektedir. Tanısal parasentez genellikle küçük hacimlerde sıvı alınmasını içerirken, semptomatik ve refrakter assit tablolarında yüksek hacimli parasentez adı verilen ve uluslararası literatürde LVP kısaltmasıyla anılan büyük hacimli boşaltım tercih edilmektedir.

İşlemin ilk aşamasında hastanın öyküsü, fizik muayenesi ve laboratuvar tetkikleri titizlikle değerlendirilir. Kanama zamanı, protrombin zamanı, INR ve trombosit sayısı gibi hemostaz parametreleri gözden geçirilir. Ardından hasta muayene masasına sırt üstü yatırılır ve karın duvarının daha iyi değerlendirilebilmesi için hafifçe sol tarafına doğru yatık pozisyon verilebilir. Ultrason cihazı ile karın içi sıvının en yoğun biriktiği bölge belirlenir. Klasik olarak sol alt kadran, karın orta hattının bir miktar solunda kalan bölge tercih edilir çünkü bu bölgede karın duvarı damarları daha seyrektir ve çekum gibi hava dolu organlar orta hattın sağında yer alır.

Belirlenen giriş bölgesi antiseptik solüsyonlarla temizlendikten sonra steril örtülerle sınırlandırılır. Cilt ve cilt altı dokuya lokal anestezik ilaç uygulanır. Böylece hasta işlem sırasında yalnızca hafif bir basınç hissi duyar, ağrı yaşamaz. Anestezinin ardından iğne veya kanül, Z traktı adı verilen kaydırmalı bir teknikle yavaşça karın içine ilerletilir. Bu teknikte cilt bir miktar aşağı doğru çekilerek iğne yerleştirilir ve işlem sonrasında cilt bırakıldığında oluşan kanal kırılarak sıvı sızıntısının önüne geçilir. İğnenin ucundan berrak veya bulanık sıvı gelmeye başladığında bir yandan tanısal amaçlı örnekler laboratuvara gönderilir, diğer yandan tedavi amaçlı büyük hacimli boşaltım gerekiyorsa kanül tahliye torbasına ya da vakum şişesine bağlanır. İşlem sonunda kanül nazikçe çekilir, giriş bölgesine steril pansuman uygulanır ve hasta bir süre gözlem altında tutulur.

Parasentez Karın Ponksiyonu Ne Anlama Gelir ve Hangi Amaçla Uygulanır?

Karın ponksiyonu ifadesi, karın duvarının bir noktasından iğne yardımıyla girilerek karın içi sıvının örneklenmesi ya da boşaltılması işlemini tarif eden geleneksel bir tıbbi terimdir. Günümüzde parasentez terimi ile eş anlamlı olarak kullanılmakta ve her ikisi de aynı işlemin farklı isimleri olarak literatürde yer almaktadır. Karın içinde birikmiş sıvının varlığı fizik muayenede matite değişimi, dalgalanma testi ve göbek düzleşmesi gibi bulgularla saptansa da miktarın küçük olduğu tablolar ancak ultrasonografi ile ortaya konabilmektedir. Bu nedenle günümüzde parasentez işlemi neredeyse tamamen ultrason eşliğinde gerçekleştirilmekte ve komplikasyon oranı belirgin şekilde azaltılmış durumdadır.

Bu işlemin uygulanma amaçları klinik olarak tanısal ve terapötik olmak üzere iki büyük başlık altında incelenebilir. Tanısal amaçla uygulanan parasentez, yeni gelişen bir assit tablosunun sebebini araştırmak, siroz hastalarında hastaneye yatış nedeninin spontan bakteriyel peritonit olup olmadığını hızlıca belirlemek, kanserli hastalarda karın içi tümör yayılımını yani peritoneal karsinomatozisi göstermek, kalp yetmezliği, nefrotik sendrom veya tüberküloz gibi farklı sebepleri birbirinden ayırt etmek için başvurulan çok değerli bir yöntemdir. Alınan sıvıdan hücre sayımı, biyokimyasal inceleme, mikrobiyolojik kültür ve sitolojik değerlendirme yapılabilir. Böylece bir hafta içinde yapılacak daha ağır ve maliyetli tetkiklerin önü açılmış ya da tanı doğrudan konmuş olur.

Terapötik yani tedavi edici amaçla uygulanan parasentez ise özellikle karaciğer sirozuna bağlı ilerlemiş assit tablolarında hayat kurtarıcı bir uygulamadır. Karın içinde biriken litrelerce sıvı hastanın diyaframını yukarı doğru iterek nefes darlığına, mide üzerine yaptığı basınçla erken doyma hissine ve iştahsızlığa, karın duvarındaki gerginlikle ise şiddetli ağrıya yol açmaktadır. Buna ek olarak göbek fıtığı ve kasık fıtığı gibi zorlanma bağlı komplikasyonlar riski artmaktadır. Bu tablolarda hastadan ortalama beş ile sekiz litre arasında sıvı boşaltılması bile hastanın yakınmalarında dramatik bir düzelme sağlamaktadır. İşlemin yumurtalık kanseri, mide kanseri, kolon kanseri ve pankreas kanseri gibi malign kaynaklı assit tablolarında da yaşam konforunu artırmak amacıyla uygulanabildiğini belirtmek gerekir.

Parasentez Operasyonu Ne Şekilde Gerçekleştirilir?

Parasentez, ameliyathane koşullarında büyük cerrahi girişim olarak değil, girişimsel işlem odasında ya da hastanın yattığı serviste, steril koşullarda gerçekleştirilebilen minimal invaziv bir uygulamadır. İşlemin başarısını ve güvenliğini artıran en önemli teknolojik gelişme ultrason cihazı ile giriş bölgesinin belirlenmesi olmuştur. Bu sayede hem sıvı olmayan bir bölgeye iğne girmesi hem de bağırsak, mesane, karın duvarı damarları ve karaciğer gibi organların yaralanma riski en aza indirilmektedir. Koru Hastanesi Gastroenteroloji kliniğinde parasentez işlemi rutin olarak ultrason eşliğinde yapılmakta, işlemi gerçekleştiren hekim aynı anda hem görüntüleme yapan hem de girişimi uygulayan uzman olmaktadır.

Hasta işlem öncesinde mesanesini boşaltır çünkü dolu mesane iğnenin geçeceği hattı yukarı doğru itebilir ve nadiren yaralanmaya yol açabilir. Ardından muayene masasına sırtüstü uzanır. Karın duvarı hafifçe kabarık kalacak ve sıvı yer çekimi ile alt kadranlara birikecek şekilde hastaya konum verilir. Bazı hastalarda hafif sol yan yatış pozisyonu tercih edilir. Ultrason probu ile sıvının en bol olduğu ve karın duvarına en yakın bulunduğu nokta işaretlenir. Bu nokta çoğunlukla sol alt kadranda, göbekten sol tarafa doğru yaklaşık iki parmak açıklıkta, ön karın kaslarının dış kenarında yer alır. İşaretleme yapılırken hem karın duvarı damarlarının hem de barsak halkalarının iğne yolunda olmadığından emin olunur.

Belirlenen bölge önce antiseptik solüsyonla üç kez farklı yönlerde silinir. Steril kompres ve delikli örtü yerleştirilir. Küçük bir enjektör aracılığıyla önce cilde, ardından cilt altına ve karın zarına lidokain benzeri lokal anestezik ilaç enjekte edilir. Yaklaşık iki dakika beklenerek anestezinin tam etki etmesi sağlanır. Sonrasında on dört, on altı ya da on sekiz gauge kalınlığında ince bir kateter iğnesi Z traktı tekniğiyle yavaşça karın içine ilerletilir. İğne uç kısmına sıvı geldiği anda hafif bir vakum hissi ve içeri doğru bir çekilme hissedilir. Sıvı gelmeye başladıktan sonra plastik kanül karın içine kaydırılır, iğne kısmı geri çekilir ve sıvı tahliye seti kanüle bağlanır. Tanısal işlemde 30 ila 60 mililitre kadar örnek alınırken, terapötik işlemde iki ile sekiz litre arasında sıvı özel şişelere veya torbaya boşaltılır. Boşaltım sırasında hasta yakın gözlem altında tutulur, tansiyon ve nabız takibi yapılır. İşlem tamamlanınca kanül nazikçe çekilir, giriş yerine baskılı pansuman uygulanır ve hasta bir süre yatarak dinlenir.

Parasentez Öncesinde ve Ardından Nelere Özen Gösterilmelidir?

Parasentez öncesi hazırlık, işlemin güvenli geçmesi ve komplikasyon oranının en aza indirilmesi için son derece önem taşır. Hastanın kullandığı ilaçların ayrıntılı sorgulanması hazırlığın en kritik adımıdır. Kan sulandırıcı ilaçlar, aspirin, klopidogrel, apiksaban ve varfarin gibi ilaçlar kanama riskini artırdığından, hastanın altta yatan hastalığına ve kardiyoloji hekiminin görüşüne göre işlemden birkaç gün önce kesilmesi ya da doz ayarlaması yapılması gerekebilir. Rutin kan sayımı, karaciğer fonksiyon testleri, kanama zamanı, protrombin zamanı ve INR değerleri gözden geçirilir. Uluslararası kabul gören yaklaşıma göre orta düzey pıhtılaşma bozukluğu olan hastalarda dahi işlem güvenle yapılabilmekte, çok yüksek INR değerleri veya belirgin trombositopeni durumunda ise gerekli replasman tedavileri sonrası uygulama planlanmaktadır.

Hastanın işlem öncesi aç kalmasına genellikle gerek yoktur. Yalnızca hafif bir öğün önerilebilir ve mesanesini boşaltması istenir. Alerjik durumlar, lokal anestezik ilaçlara karşı bilinen aşırı duyarlılık öyküsü ve daha önce geçirilmiş karın ameliyatları ayrıntılı sorgulanır. Geçirilmiş karın operasyonu olan hastalarda karın içi yapışıklıklar bulunabileceği için giriş bölgesi seçimi ultrason ile çok daha titiz yapılmakta ve gerekirse alternatif noktalar tercih edilmektedir. Gebelik varlığı özellikle önemsenir ve gebe hastalarda giriş bölgesi rahmin üst sınırının belirgin şekilde uzağından, ultrason eşliğinde seçilir.

İşlem sonrasında hasta genellikle bir ile üç saat arasında gözlem altında tutulur. Yüksek hacimli parasentez uygulanan hastalarda albümin infüzyonu yapılıyorsa gözlem süresi biraz daha uzayabilir. Giriş yerinden ilk saatlerde çok az miktarda pembe renkli sızıntı olabilir ve bu durum genellikle normaldir. Pansumanın kuru tutulması, ilk yirmi dört saat içinde duş alınmaması, ıkınma yaratacak ağır kaldırma ve şiddetli öksürüğün engellenmesi önerilir. Ağır bir yemek yerine sıvı ağırlıklı, tuzsuz ya da az tuzlu beslenmenin sürdürülmesi hastanın konforu için önemlidir. Ateş yükselmesi, giriş yerinden bol miktarda sıvı akması, sertleşme, morarma, şiddetli karın ağrısı, baş dönmesi, terleme ve kusma gibi belirtiler varlığında hasta zaman kaybetmeden hekimine başvurmalıdır. Diüretik tedavi kullanan siroz hastalarında işlem sonrası ilaç dozları hekim tarafından yeniden düzenlenir ve tuz kısıtlaması hakkında ayrıntılı bilgi verilir.

Parasentez Komplikasyonları ve Olası Yan Etkileri Nelerdir?

Parasentez ultrason eşliğinde deneyimli ellerde yapıldığında oldukça güvenli bir işlemdir ve ciddi komplikasyon oranı yüzde bir düzeyinin altındadır. Yine de her invaziv işlem gibi bazı olası yan etkileri bulunmaktadır ve hem hekim hem de hasta bu olasılıklara karşı hazırlıklı olmalıdır. En sık karşılaşılan yan etki giriş bölgesinden sıvı sızmasıdır. Bu durum çoğunlukla Z traktı tekniği ile önlenmekle birlikte, karın içi basıncın yüksek olduğu hastalarda birkaç saat boyunca berrak sarı sıvı sızıntısı görülebilir. Genellikle pansuman değişikliği ve dinlenme ile kendiliğinden geriler.

Kanama komplikasyonu, işlemin en çok korkulan yan etkisidir. Karın duvarı damarlarının yaralanmasına bağlı yüzeyel hematom en sık kanama şekli olup zamanla kendiliğinden emilir. Nadir görülen ancak ciddi olan komplikasyon karın içi kanamadır. Bu tabloda hastada tansiyon düşüklüğü, terleme, çarpıntı ve karın ağrısı görülebilir. Ultrason eşliğinde yapılan işlemlerde bu komplikasyonun görülme sıklığı yüzde bir binin çok altına inmiştir. Bir başka nadir komplikasyon ise iğnenin bağırsak halkasına ya da mesaneye girmesidir. Bu durum genellikle küçük perforasyonlar şeklinde olur ve pek çok hastada spontan olarak kapanır. Yine de yakın gözlem ve gerektiğinde antibiyotik tedavisi başlanabilir.

Enfeksiyon komplikasyonu, işlem sırasında steril kurallara titizlikle uyulduğunda çok nadir görülmektedir. Buna karşın siroz hastalarında karın içi sıvıya bakterilerin karışması sonucu ortaya çıkan spontan bakteriyel peritonit, işlemden bağımsız olarak gelişebilen ciddi bir tablodur ve zaten çoğu zaman işlemin yapılma nedenidir. Yüksek hacimli parasentez sonrası ortaya çıkan bir diğer önemli tablo parasentez sonrası dolaşım işlev bozukluğu adı verilen durumdur. Bu tabloda karın içi basıncın ani düşüşü sonucu damar içi sıvı hızla karın boşluğuna kaymakta, böbrek kanlanmasında bozulma ve hepatorenal sendrom riski artmaktadır. Bu ciddi komplikasyonun önlenmesi için çıkarılan her bir litre sıvıya karşılık altı ila sekiz gram intravenöz albümin uygulaması yapılmakta ve bu yaklaşım büyük ölçekli çalışmalarla desteklenen standart bir uygulama olarak kabul edilmektedir. Nadir görülen diğer yan etkiler arasında lokal anesteziğe alerjik reaksiyon, vazovagal senkop yani ani tansiyon düşüklüğüyle bayılma, geçici baş dönmesi ve bulantı sayılabilir.

Parasentez Çeşitleri Nelerdir ve Hangi Uygulama Hangi Koşulda Tercih Edilir?

Parasentez işlemi, alınan sıvının miktarına, kullanılan tekniğe ve amaca göre farklı türlere ayrılabilir. Bu ayrımın klinik pratikte önemi büyüktür çünkü her hastanın ihtiyacı ve klinik durumu birbirinden farklıdır. En temel sınıflandırma tanısal parasentez ve terapötik parasentez ayrımıdır. Tanısal parasentezde amaç sıvının kaynağını, özelliklerini ve enfeksiyon varlığını araştırmak olduğu için 30 ila 100 mililitre kadar küçük hacim alınması yeterlidir. Bu işlem yeni tanı konmuş assit hastalarında ve hastaneye yatan siroz hastalarında spontan bakteriyel peritonit taraması amacıyla neredeyse rutin şekilde uygulanır.

Terapötik parasentez ise sıvının hastaya verdiği bası bulgularını ortadan kaldırmak amacıyla yapılır ve alınan hacim daha büyüktür. Bu grubun içinde yüksek hacimli parasentez adı verilen ve genellikle beş litre üzerinde sıvı boşaltımını içeren uygulama, refrakter yani diüretik tedaviye direnç gösteren siroz hastalarında altın standart kabul edilir. Yüksek hacimli parasentez sırasında albümin desteği verilmesi, işlem sonrası dolaşım işlev bozukluğunun önlenmesi açısından hayati önem taşır ve bu uygulama yerleşik uluslararası kılavuzlarda güçlü öneri düzeyinde yer almaktadır.

Bir diğer sınıflandırma teknik açıdan yapılan sınıflandırmadır. Klasik iğne parasentezinde tek seferde kısa süreli işlem yapılırken, uzun süreli boşaltım gereken bazı olgularda pigtail kateter adı verilen kıvrımlı bir plastik kateter yerleştirilerek sıvının saatler ya da günler içerisinde yavaşça boşaltımı sağlanabilir. Bu yöntem özellikle malign kaynaklı assit tablolarında ve yaşam sonu bakımı gerektiren onkoloji hastalarında konforu artırmak amacıyla tercih edilebilir. Kör parasentez yerine ultrason eşliğinde yapılan parasentez ise günümüzün altın standardıdır ve klinik pratikte artık kör uygulama tercih edilmemektedir. Yeri geldiğinde kateter parasentezi, tanısal iğne parasentezi ve yüksek hacimli boşaltım aynı hastada farklı zamanlarda uygulanabilir. Buna ek olarak transjuguler intrahepatik portosistemik şant adı verilen radyolojik girişim tekrarlayan parasentez ihtiyacı olan hastalarda alternatif olarak değerlendirilebilmektedir.

Güncel Tıpta Parasentez Yöntemi ve Sıvı İncelemesi SAAG Puanı Nasıl Uygulanır?

Karın içi sıvının incelenmesi, parasentez işleminin tanısal başarısının belkemiğini oluşturur. Alınan sıvı örneği hastane laboratuvarında birden fazla farklı testin uygulanacağı ayrı tüplere paylaştırılır. Sitrat içermeyen düz tüpe hücre sayımı ve biyokimyasal tetkikler için örnek konurken, aerobik ve anaerobik kan kültür şişelerine sıvı ekilmesi çok önemlidir. Bakteriyolojik verim, klasik kültür kabı yerine kan kültür şişelerine hasta başında ekim yapılması ile çok daha yüksektir. Sitolojik değerlendirme için ise ayrı bir örnek daha büyük hacimde patoloji laboratuvarına gönderilir. Sıvıda albümin, total protein, laktat dehidrogenaz, glukoz, amilaz düzeyleri, hücre sayımı ve nötrofil hakimiyeti değerlendirilir. Nötrofil sayısının milimetreküpte iki yüz elliyi geçmesi spontan bakteriyel peritonit tanısı için oldukça değerli bir bulgudur ve bu tabloda gecikmeksizin antibiyotik tedavisi başlanır.

Serum assit albümin gradyanı, kısaltılmış adıyla SAAG değeri, güncel gastroenteroloji ve hepatoloji pratiğinde assit sıvısının kaynağını belirlemede en güvenilir laboratuvar parametresi olarak kabul edilmektedir. Hesaplama son derece basittir. Aynı gün alınan serum albümin değerinden assit sıvısındaki albümin değeri çıkarılır ve elde edilen sonuç desilitre başına gram cinsinden yorumlanır. Bir virgül bir gramdan büyük değerler portal hipertansiyona bağlı assit tablolarını gösterir ve bu grubun en sık nedeni siroz olmakla birlikte kalp yetmezliği, Budd Chiari sendromu ve masif karaciğer metastazları da bu gruba dahildir. Bir virgül birden küçük değerler ise portal hipertansiyon dışı nedenleri düşündürür ve peritoneal karsinomatoz, tüberküloz peritoniti, nefrotik sendrom, pankreatik assit ve safra kaçağı gibi tabloları içerir. SAAG değerinin bu ayırıcı gücü, klasik olarak kullanılan transuda ve eksuda ayrımından çok daha yüksek doğruluk oranına sahiptir.

Güncel yaklaşımda parasentez artık yalnızca hastane yatışında değil, karaciğer siroz polikliniklerinde ve hepatoloji girişim ünitelerinde de rutin olarak uygulanmaktadır. İşlem sırasında elde edilen veriler, hastanın uzun dönem tedavi planlamasını doğrudan etkiler. SAAG değeri, hücre sayımı, kültür sonucu ve sitolojik değerlendirme bir bütün olarak yorumlanır. Sonuçlara göre siroz hastalarında diüretik tedavi başlanması ya da mevcut tedavinin gözden geçirilmesi, malign kaynaklı sıvı saptananlarda ise onkoloji ekibi ile ortak değerlendirme sağlanır. Amerikan Karaciğer Hastalıkları Araştırma Derneği ve Avrupa Karaciğer Hastalıkları Araştırma Birliği kılavuzları, siroz hastalarındaki her yeni assit tablosunda ve her hastane yatışında en kısa sürede tanısal parasentez yapılmasını güçlü öneri düzeyinde tavsiye etmektedir.

Parasentez İşlemi Ne Kadar Sürer ve Hasta Aynı Gün Taburcu Edilebilir Mi?

Parasentez işleminin süresi, uygulanan tekniğe, alınan sıvı miktarına ve hastanın klinik durumuna göre değişiklik göstermektedir. Tanısal amaçlı yapılan küçük hacimli parasentez işlemleri ortalama on beş ile yirmi dakika arasında tamamlanabilmektedir. Bu süre işlem öncesi hazırlığı, ultrason ile giriş yerinin belirlenmesini, lokal anestezi verilmesini ve örnek alınmasını kapsamaktadır. Terapötik amaçlı yüksek hacimli parasentez uygulamalarında ise sıvı boşaltımının kontrollü şekilde yapılması nedeniyle süre kırk beş dakika ile bir saat arasında değişebilmektedir. Bazı hastalarda karın içi basıncın kademeli düşürülmesi amacıyla boşaltım daha yavaş yapılır ve bu durumda süre biraz daha uzayabilir.

Hastanın taburculuk zamanı işleme, alınan sıvı miktarına ve altta yatan hastalığın durumuna bağlıdır. Tanısal amaçlı işlem uygulanan pek çok hasta bir ile iki saatlik gözlem sonrası aynı gün evine gönderilebilir. Yüksek hacimli parasentez uygulanan hastalarda ise albümin infüzyonunun tamamlanması, hayati bulguların stabil kalması ve giriş bölgesinden kaçak olmadığının gözlenmesi için gözlem süresi genellikle dört ile altı saate uzatılmakta, çoğu hasta yine aynı gün taburcu edilebilmektedir. Klinik durumu hassas olan, ileri evre siroz, hepatorenal sendrom riski bulunan ya da eşlik eden kalp ve böbrek problemleri olan hastalar bir gecelik yatış ile takip edilmeyi tercih edebilirler.

Taburculuk sonrası dönemde de hastanın uyması gereken bazı basit kurallar bulunmaktadır. İlk yirmi dört saat içinde ağır fiziksel aktiviteden kaçınılması, karın içi basıncı artıracak zorlanmaların engellenmesi ve giriş bölgesinin kuru tutulması önerilmektedir. Diyet düzenlemesi özellikle siroz hastalarında çok önemlidir. Tuz kısıtlaması ve doktor tarafından reçetelenen diüretik tedaviye eksiksiz uyum, assit sıvısının kısa sürede yeniden birikmesinin önüne geçmektedir. Kontrole gelinen ilk vizitte hasta klinik olarak yeniden değerlendirilir, gerekli görülürse ultrason ile karın içi durum tekrar incelenir ve sonraki parasentez ihtiyacı planlanır.

Karın bölgesinde sıvı toplanması pek çok farklı hastalığın habercisi olabilir ve doğru zamanda yapılan parasentez işlemi hem tanıya ışık tutar hem de hastanın konforunu belirgin biçimde artırır. Karın gerginliği, ilerleyici bel çevresi artışı, göbek düzleşmesi, nefes darlığı, çabuk doyma hissi ve şişkinlik gibi yakınmalarınız varsa altta yatan nedenin araştırılması için deneyimli bir hepatoloji ve gastroenteroloji ekibine başvurmanız gerekmektedir. Koru Hastanesi Gastroenteroloji kliniği, ultrason eşliğinde uygulanan tanısal ve terapötik parasentez işlemlerini modern altyapısı, deneyimli hekim kadrosu, uluslararası kılavuzlara tam uyumlu yaklaşımı ve hasta merkezli hizmet anlayışıyla güvenli ve konforlu bir şekilde gerçekleştirmektedir. Bilgilendirme ve randevu talepleriniz için kliniğimizle iletişime geçebilir, uzman hekimlerimizin değerlendirmesinden sonra size özel hazırlanan bakım planına kavuşabilirsiniz. Erken tanı ve doğru yönetim, karın içi sıvı birikimi ile ilişkili hastalıkların seyrinde belirleyici olmakta, yaşam kalitenizi doğrudan artırmaktadır.

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment