Kulak Burun Boğaz

Preauriküler Tag (Ekstra Doku)

Preauriküler Tag, çeşitli klinik bulgularla seyreden ve uzman değerlendirmesi gerektiren bir tablodur. Konunun ayrıntılarına göz atın.

Yeni doğan bir bebeğin kulağının hemen önünde, küçük bir deri çıkıntısı ya da yumuşak bir kabarcık fark etmek pek çok aile için ilk anda endişe verici olabilir. Çoğu zaman zararsız bir gelişimsel kalıntı olan preauriküler tag (ekstra doku), kulak kepçesinin önünde, yanak bölgesine yakın bir noktada görülen küçük deri parçacıklarıdır. Boyutu birkaç milimetreden bir santimetreye kadar değişebilir; bazen tek başına, bazen birkaç tanecik birlikte bulunabilir. İçinde kıkırdak doku olabileceği gibi yalnızca yumuşak deriden de oluşabilir.

Bu küçük çıkıntılar genellikle bebeğin sağlığını olumsuz etkilemez ve çoğu kez kozmetik bir mesele olarak değerlendirilir. Yine de hekim kontrolü sırasında ayrıntılı bir değerlendirme yapılması önemlidir. Çünkü preauriküler tag bazen kulak gelişimi, işitme veya nadiren böbrek gelişimi ile ilgili durumlara eşlik edebilir. Ailelerin doğru bilgilendirilmesi, sürecin sakin biçimde yönetilmesini ve gereksiz endişenin önüne geçilmesini sağlar.

Kimlerde Görülür?

Preauriküler tag, dünya genelinde her bin canlı doğumda yaklaşık üç ila altı bebekte görülen, oldukça yaygın bir gelişimsel bulgudur. Genellikle doğumda hemen fark edilir; bazen de hastane sonrası ilk günlerde aile tarafından kulak önünde küçük bir kabarcık olarak görülür. Kız ve erkek bebeklerde benzer sıklıkta ortaya çıkar. Tek taraflı görülme oranı çok daha yüksektir; yani çoğu zaman yalnızca bir kulağın önünde tek bir tag bulunur. Daha az sıklıkta her iki kulakta birden ya da aynı kulakta birden fazla doku parçası görülebilir.

Aile öyküsü, bu küçük çıkıntıların ortaya çıkışında belirleyici unsurdur. Anne, baba veya yakın akrabalarda benzer ekstra doku ya da preauriküler çukur (sinüs) öyküsü varsa bebekte görülme olasılığı artar. Bazı genetik geçişli durumlarda tag oluşumuna kulak kepçesi şekil farklılıkları da eşlik edebilir. Bu nedenle hekim, muayene sırasında ailedeki benzer bulguları sorgulayarak değerlendirmesini bütüncül biçimde yapar.

Bunun yanı sıra bazı sendromik tablolarla birliktelik görülebilir. Goldenhar sendromu, hemifasiyal mikrozomi veya brankio-oto-renal sendrom gibi tablolarda preauriküler tag yalnızca bir parçadır; bu durumlarda yüz, çene, işitme veya böbrek gelişimi ile ilgili ek bulgular da yer alır. Bebeklerin büyük çoğunluğunda ise bu tip bir tablo yoktur ve ekstra doku izole bir gelişimsel kalıntı olarak kalır. Yine de hekim, bütünsel bir değerlendirme yaparak ailenin aklındaki soru işaretlerini gidermeye çalışır.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Preauriküler tag genellikle bebek doğar doğmaz dikkat çeken bir bulgudur. Kulak kepçesinin hemen önünde, yanak bölgesine yakın bir noktada, deriye sapla tutunan küçük bir çıkıntı şeklinde görülür. Boyutu birkaç milimetreden bir santimetreye kadar uzanabilir, rengi çevre cilt ile benzerdir. Bazı taglar yumuşacık deri parçacığı gibiyken, bazıları içinde kıkırdak doku barındırdığı için elle dokunulduğunda biraz daha sert hissedilir. Genelde ağrısızdır ve bebeği rahatsız etmez.

Bu küçük çıkıntıların yanında bazı bebeklerde preauriküler çukur (sinüs) adı verilen küçük bir delik de görülebilir. Bu delik, kulak önündeki cildin altında dar bir kanala açılabilir ve zaman zaman akıntı ya da koku oluşturabilir. Tag ile çukur farklı oluşumlardır; biri dışa doğru ekstra doku, diğeri içe doğru küçük bir kanaldır. Yine de aynı bebekte birlikte görülebilirler. Ailenin bu farkı bilmesi, doğru takip için yol göstericidir.

Yapısal bulguların yanında, çoğu bebekte herhangi bir işitme sorunu, beslenme güçlüğü ya da yüz asimetrisi görülmez. Ancak hekim muayenesinde kulak kepçesinin şekli, dış kulak yolunun açıklığı ve yüzün her iki yarısının simetrisi dikkatle gözden geçirilir. Bebek büyüdükçe tag boyutu pek değişmez; gövde ve baş geliştikçe oransal olarak daha küçük görünebilir. Çocukluk çağında bazen takılma, sürtünme veya estetik kaygı nedeniyle aile değerlendirme için tekrar başvurabilir.

Nedenleri Nelerdir?

Preauriküler tag, bebeğin anne karnındaki gelişiminin erken dönemine kadar uzanan bir oluşumdur. Embriyonel yaşamın ilk haftalarında, kulak kepçesi altı küçük tomurcuktan (hillocks of His) gelişir. Bu tomurcukların birleşme ve yeniden şekillenme sürecinde küçük doku artıkları kalabilir. Kulak kepçesinin önünde, bu birleşim hattına yakın bölgede oluşan ekstra doku parçacıkları, bizim gördüğümüz preauriküler tagları meydana getirir. Yani bu yapı, gelişim sürecinde kalan zararsız bir kalıntıdır.

Genetik etkenler, bu küçük gelişimsel farklılığın oluşumunda önemli bir rol oynar. Ailesinde benzer ekstra doku, preauriküler çukur ya da kulak kepçesi şekil farklılığı bulunan bebeklerde görülme sıklığı belirgin biçimde artar. Bazı ailelerde otozomal dominant geçiş paterni izlenebilir; yani bulgu kuşaktan kuşağa aktarılabilir. Buna rağmen aile öyküsü olmayan, hiçbir akrabasında benzer durum bulunmayan pek çok bebekte de bu tag rastlanır. Kalıtım, tek başına belirleyici değil; gelişim sürecinin doğal bir parçasıdır.

Bazı sendromik tablolarda preauriküler tag, daha geniş bir gelişimsel farklılığın parçası olarak ortaya çıkar. Birinci ve ikinci brankial ark anomalileri olarak adlandırılan bu tablolarda yüzün bir tarafında küçük gelişim farklılıkları, çene ve kulak kepçesi şekil değişiklikleri görülebilir. Goldenhar sendromu, Treacher Collins gibi tablolar bu grupta yer alır. Yine de bebeklerin büyük çoğunluğunda preauriküler tag, izole bir bulgu olarak kalır ve başka bir sorunla ilişkili değildir. Hekim değerlendirmesi, bu ayrımı yapmak için yol göstericidir.

Tanı Nasıl Konulur?

Preauriküler tag tanısı, çoğunlukla yenidoğan muayenesinde gözle yapılan değerlendirme ile konulur. Çocuk doktoru ya da kulak burun boğaz hekimi, kulak önünde gördüğü deri çıkıntısının yapısını, sayısını ve yerini not eder. Tag'in tek ya da çift taraflı oluşu, içinde kıkırdak bulunup bulunmadığı, çevre dokularla ilişkisi ve eşlik eden başka bir gelişimsel farklılık olup olmadığı dikkatle incelenir. Bu basit muayene, çoğu vakada kesin tanı sağlar ve ek bir tetkike gerek kalmaz.

Hekim, değerlendirmenin bir parçası olarak bebeğin işitme durumunu da kontrol eder. Yenidoğan işitme tarama testi, ülkemizde rutin olarak uygulandığı için sonuç değerlendirilir. Preauriküler tag, izole bir bulgu olduğunda işitme genelde normal olur. Ancak kulak kepçesinde şekil farklılığı, dış kulak yolunda darlık ya da yüz asimetrisi gibi ek bulgular varsa hekim daha ayrıntılı kulak ve işitme değerlendirmesi planlayabilir. Bu sayede olası bir işitme sorunu erken dönemde fark edilebilir.

Bazı bebeklerde ek görüntüleme ya da değerlendirme gerekebilir. Eğer preauriküler tag yanında yüz, çene veya boyun bölgesinde başka gelişimsel farklılıklar varsa, ileri tetkikler değerlendirmeye eklenebilir. Bunlar arasında ayrıntılı kulak ve yüz muayenesi, gerektiğinde böbrek ultrasonografisi ve genetik danışmanlık yer alabilir. Brankio-oto-renal sendrom gibi tablolarda kulak ile böbrek gelişimi arasında bağlantı olabildiği için bu tip değerlendirmeler önemlidir. Tag, izole bir bulgu olarak değerlendirildiğinde ise ek tetkike gerek duyulmaz.

  • Yenidoğan döneminde rutin fizik muayene
  • Kulak kepçesi ve dış kulak yolunun gözlenmesi
  • Yenidoğan işitme tarama testi sonucunun değerlendirilmesi
  • Aile öyküsünün ayrıntılı sorgulanması
  • Gerekli durumlarda böbrek ultrasonografisi ve genetik danışmanlık

Komplikasyonlar Nelerdir?

Preauriküler tag, çoğu bebekte hayat boyu bir sorun yaratmadan kalır. Yine de bazı durumlarda küçük sorunlar gelişebilir. Tag bölgesinin saplı bir yapı olması, giysilerin geçirilmesi sırasında ya da tarak, gözlük sapı, maske lastiği gibi nesnelerle takılmasına yol açabilir. Bu takılmalar sırasında doku kanayabilir, çatlayabilir ya da iltihaplanmaya zemin hazırlayabilir. Özellikle aktif çocuklarda bu tip küçük travmalar daha sık görülebilir.

İltihaplanma, en sık karşılaşılan ikincil sorunlardan biridir. Tag'in çevresinde kızarıklık, şişlik, ısı artışı ya da ağrı oluşabilir. Eğer bölgede yakın yerleşimli bir preauriküler çukur varsa, buradan giren mikroplar küçük apse oluşumuna neden olabilir. Bu durumda hekim değerlendirmesi gerekir; uygun temizlik ve gerektiğinde antibiyotik desteği ile süreç kontrol altına alınır. Tekrarlayan iltihaplar yaşanıyorsa cerrahi değerlendirme gündeme gelebilir.

Psikososyal etkiler de göz ardı edilmemelidir. Okul çağına gelen çocuklarda görünür kulak çıkıntısı, akran ortamlarında dikkat çekici olabilir. Bazı çocuklar bu konuda kendini rahatsız hissedebilir, fotoğraf çekilirken çekingen davranabilir. Aile, bu süreçte çocuğun duygularını dinleyerek destek olmalıdır. Estetik kaygının belirgin biçimde hissedildiği durumlarda, kulak burun boğaz hekimi ya da plastik cerrah ile yapılacak görüşme, uygun zaman ve yöntem konusunda yol gösterici olur. Çoğu vakada küçük bir cerrahi girişim ile bu kaygı kontrol altına alınır.

  • Giysi, gözlük veya maske ile takılmaya bağlı küçük travmalar
  • Bölgesel iltihaplanma, kızarıklık ve ağrı
  • Eşlik eden preauriküler çukurda tekrarlayan enfeksiyon
  • Okul çağında estetik ve psikososyal hassasiyet
  • Nadiren kötü iz oluşumu ya da hafif şekil farklılığı

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Yenidoğan döneminde bebeğinizin kulağı önünde küçük bir deri çıkıntısı fark ettiyseniz, bunu ilk kontrol muayenesinde mutlaka hekimle paylaşmalısınız. Çoğu zaman zararsız olsa bile, hekim bu bulguyu yerinde değerlendirip işitme taraması ve diğer muayene sonuçlarıyla birlikte yorumlar. Doğum sonrası ilk haftalarda yapılan rutin kontroller, bu tip bulguların kayıt altına alınması ve takibinin planlanması açısından önemlidir.

İlerleyen dönemde, tag bölgesinde kızarıklık, şişlik, ısı artışı, sızıntı ya da koku fark ederseniz hekime başvurmanız gerekir. Bebeğinizin huzursuzlanması, bölgeye dokunulduğunda ağlaması ya da uyku düzeninin bozulması da değerlendirme isteyen belirtilerdir. Çocukluk çağında ise tag'in sık takılması, üzerinde kabuk oluşması, tekrarlayan iltihaplar yaşanması durumunda kulak burun boğaz uzmanı ile görüşmek faydalıdır. Bu tip durumlarda küçük bir cerrahi girişim ile kalıcı çözüm gündeme gelebilir.

Eğer ekstra doku yanında kulak kepçesi şekil farklılığı, dış kulak yolunda darlık, yüz asimetrisi, çene gelişiminde fark ya da işitme ile ilgili şüphe varsa daha ayrıntılı bir değerlendirme şarttır. Aile öyküsünde benzer durumlar veya işitme problemleri bulunuyorsa, bu bilgi hekimle mutlaka paylaşılmalıdır. Bütüncül bir değerlendirme ile süreç doğru bir biçimde yönetilir ve gerektiğinde uygun tetkikler planlanır.

Son Değerlendirme

Preauriküler tag, kulak kepçesinin önünde görülen ve gelişim sürecinin doğal bir kalıntısı olarak değerlendirilen, çoğu zaman zararsız küçük doku parçacıklarıdır. Ailelerin endişe duyması anlaşılır olmakla birlikte, bulgunun tek başına olup olmadığını, eşlik eden başka bir gelişimsel farklılık bulunup bulunmadığını anlamak için hekim değerlendirmesi belirleyici unsurdur. İzole tag tablolarında genellikle ek tetkike gerek kalmaz; takılma, iltihap veya estetik kaygı ön plana çıktığında ise küçük cerrahi yaklaşımlarla süreç sakin biçimde yönetilir.

Koru Hastanesi Kulak Burun Boğaz bölümünde uzman hekimlerimiz, preauriküler tag (ekstra doku) gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Lernen Sie unsere Fachärzte kennen

Vereinbaren Sie jetzt einen Termin oder rufen Sie uns für Ihre Gesundheit an.

WhatsApp Online-Termin