Göz Hastalıkları

Psödoeksfoliatif Glokom (PEX Glokomu)

Psödoeksfoliatif Glokom Rehberi, kişinin yaşına ve genel durumuna göre farklı seyir gösterebilen bir hastalıktır. Bulgular ve değerlendirme adımları hakkında bilgi sahibi olun.

Psödoeksfoliatif glokom, halk arasında PEX glokomu olarak da bilinen, gözde basıncın yavaş yavaş yükselmesiyle görme sinirinin zarar gördüğü kronik bir göz hastalığıdır. Hastalığın temelinde göz içinde ve vücudun başka bölgelerinde biriken pul pul, kepek benzeri özel bir madde yatar. Bu madde göz merceğinin ön yüzünde, irisin (gözün renkli kısmı) kenarında ve göz içi sıvısının boşaldığı kanallarda toplanır. Zamanla bu birikim, göz içi sıvısının dışarı akışını engeller ve göz tansiyonu yükselir.

PEX glokomu, açık açılı glokomun en sık görülen ikincil nedenlerinden biri olarak kabul edilir. Klasik glokomdan farklı olarak basınç dalgalanmaları daha belirgindir, hastalığın seyri daha hızlı olabilir ve katarakt cerrahisi sırasında ek riskler taşır. Genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkar ve uzun süre sessiz ilerlediği için kişi şikayet hissetmeden görme alanının önemli bir bölümünü yitirebilir. Bu nedenle düzenli göz muayeneleri erken tanı açısından büyük önem taşır.

Kimlerde Görülür?

Psödoeksfoliatif glokom genellikle 60 yaş üzerindeki bireylerde karşımıza çıkar. Yapılan epidemiyolojik çalışmalar, hastalığın görülme sıklığının ilerleyen yaşla birlikte belirgin biçimde arttığını göstermektedir. Özellikle 70 yaşın üzerindeki kişilerde psödoeksfoliasyon sendromu görülme oranı bazı toplumlarda yüzde yirmiye kadar çıkabilmektedir. Bu sendroma sahip kişilerin önemli bir kısmında zamanla göz tansiyonu yükselmekte ve glokom tablosu gelişmektedir.

Hastalığın coğrafi dağılımı da dikkat çekicidir. Kuzey Avrupa ülkelerinde, İskandinav toplumlarında ve Akdeniz çevresindeki bölgelerde, Türkiye dahil olmak üzere, görülme sıklığının daha yüksek olduğu bildirilmiştir. Bu durum hastalığın genetik bir alt yapısının olduğunu düşündürmektedir. Ailesinde psödoeksfoliatif glokom öyküsü bulunan kişilerin risk altında olduğu ve düzenli kontrollere daha erken başlaması gerektiği bilinmektedir.

Cinsiyet açısından kadınlarda sendromun biraz daha sık görüldüğü, ancak glokoma dönüşüm açısından erkeklerin daha yüksek risk taşıdığı gözlenmektedir. Açık renk gözlü bireylerde, dış mek├ónda uzun süre güneşe ve ultraviyole ışınlarına maruz kalan kişilerde de hastalığın görülme oranı artmaktadır. Çiftçilik, denizcilik gibi açık havada geçen mesleklerle uğraşanlarda risk faktörü bir miktar daha yüksek bulunmuştur.

Yalnızca göz hastalığı olarak düşünülmemesi gereken bu tablo, kalp damar sistemini ilgilendiren bazı durumlarla da ilişkilendirilmiştir. İşitme kaybı, abdominal aort anevrizması, koroner arter hastalığı ve serebrovasküler olaylar açısından psödoeksfoliasyon taşıyan bireylerde belirli oranda artmış risk bildirilmektedir. Bu nedenle hastalık, sistemik bir bozukluğun gözdeki yansıması olarak değerlendirilmelidir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Psödoeksfoliatif glokomun en belirleyici özelliklerinden biri uzun süre sessiz ilerlemesidir. Hastaların büyük bölümü hastalık ileri evreye geçene kadar herhangi bir şikayet hissetmez. Görme keskinliği başlangıçta korunur, ağrı genellikle yoktur ve günlük yaşam üzerinde fark edilebilir bir etki oluşmaz. Bu nedenle birçok kişi tanıyı, başka bir nedenle yapılan rutin göz muayenesi sırasında tesadüfen öğrenir.

Hastalık ilerledikçe görme alanında daralma başlar. Önce yan görüş alanında, gözün dış kısımlarına denk gelen bölgelerde küçük boşluklar oluşur. Kişi başlangıçta bu boşlukları beyninin doldurması sayesinde fark etmez. Zamanla okurken satır kaybetme, merdiven inerken basamakları görmekte zorlanma, kalabalık ortamlarda yan taraftan gelen nesneleri geç fark etme gibi sorunlar belirginleşir. İleri evrede tünel görüş tablosu gelişebilir.

Göz tansiyonunun ani yükseldiği dönemlerde bulanık görme, gözün etrafında sıkışma hissi, hafif baş ağrısı ve ışıkların etrafında halka görme gibi bulgular ortaya çıkabilir. Psödoeksfoliatif glokomda göz içi basıncı gün içinde geniş aralıklarda dalgalanır. Sabah ölçülen değerle akşam ölçülen değer arasında belirgin fark olabilir. Bu dalgalanma, görme sinirine verdiği zarar nedeniyle hastalığın seyrini olumsuz etkiler.

Muayene sırasında hekimin saptayabileceği bazı tipik bulgular da vardır. Bunlar arasında merceğin ön yüzeyinde kepek benzeri beyaz birikintiler, gözbebeği kenarında pigment kaybı, irisin titrek hareketi ve göz içi sıvısının boşaldığı açıda renk değişikliği yer alır. Kişi bu bulguları kendisi göremez; ancak deneyimli bir göz hekimi biyomikroskop incelemesinde kolaylıkla fark eder.

  • Yan görüş alanında yavaş yavaş daralma
  • Bulanık görme ve ışık etrafında halkalar
  • Göz tansiyonunda belirgin gün içi dalgalanma
  • Mercek üzerinde beyaz, pul pul birikintiler
  • Gözbebeği kenarında pigment kaybı

Nedenleri Nelerdir?

Psödoeksfoliasyon sendromunun temelinde, vücutta hücreler arası bağ doku yapısını oluşturan elastik liflerin anormal üretimi yer alır. Bu lifler normalde damarların, derinin ve birçok organın esnekliğini sağlar. Hastalıkta ise vücudun farklı bölgelerinde bu liflerden köken alan, kepeğe benzeyen küçük parçacıklar üretilir. Üretilen bu madde gözde özellikle merceğin ön yüzünde ve göz içi sıvısının drenajını sağlayan trabeküler ağda birikir.

Genetik yatkınlık hastalığın en önemli nedenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. LOXL1 adı verilen bir gende meydana gelen değişikliklerin psödoeksfoliasyon sendromu gelişimine zemin hazırladığı gösterilmiştir. Bu genetik değişiklik tek başına hastalığı başlatmaz; ancak çevresel etkenlerle birleştiğinde tablonun ortaya çıkma olasılığını artırır. Aile öyküsü bulunan kişilerin daha sıkı takip edilmesinin nedeni de budur.

Çevresel faktörler arasında ultraviyole ışınlarına uzun süreli maruz kalma öne çıkar. Yüksek rakımda yaşamak, ekvatora yakın bölgelerde bulunmak ve açık havada güneş gözlüksüz çalışmak risk faktörleri arasındadır. Beslenme alışkanlıklarının, oksidatif stresin ve folik asit gibi bazı vitaminlerin eksikliğinin de hastalığın oluşumunda rol oynayabileceği üzerinde durulmaktadır. Sigara kullanımı hastalığın görülme sıklığını artıran etkenler arasında değerlendirilmektedir.

Sendromun glokoma dönüşmesinin temel mekanizması ise mekaniktir. Trabeküler ağda biriken psödoeksfoliasyon materyali ve gözbebeği kenarından dökülen pigment hücreleri, göz içi sıvısının dışarı akışını engeller. Sıvı içeride birikince basınç yükselir ve görme siniri lifleri bu basınçtan etkilenir. Üstelik psödoeksfoliasyonlu gözlerde damar yapısı da etkilendiği için sinir lifleri basınca karşı daha az dayanıklı hale gelir.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı süreci ayrıntılı bir göz muayenesi ile başlar. Hekim öncelikle kişinin yaşını, aile öyküsünü, mevcut görme şikayetlerini ve eşlik eden sistemik hastalıkları değerlendirir. Görme keskinliği ölçümü, göz tansiyonunun aletle belirlenmesi ve gözbebeklerinin damla ile genişletilmesi sonrası yapılan biyomikroskop incelemesi temel basamaklardır. Bu inceleme sırasında merceğin ön yüzündeki tipik birikinti deseni hekim için belirleyici bir bulgudur.

Göz tansiyonu ölçümünde tek bir değer çoğu zaman yeterli değildir. Psödoeksfoliatif glokomda basınç gün içinde geniş aralıklarda değiştiği için günün farklı saatlerinde tekrarlanan ölçümler değerlidir. Bazı durumlarda hastaya günlük basınç eğrisi çıkarılır ve sabah erken saatlerdeki yüksek değerler saptanmaya çalışılır. Korneanın kalınlığını belirleyen pakimetri ölçümü, basınç değerlerinin doğru yorumlanması açısından gereklidir.

Görme alanının değerlendirilmesi tanı ve takip açısından temel bir incelemedir. Bilgisayarlı görme alanı cihazı ile yapılan testte kişinin orta ve yan görüş alanındaki kayıplar haritalanır. Erken evrede burun tarafına yakın bölgelerde küçük lekeler şeklinde başlayan kayıplar, ilerleyen dönemde birleşerek geniş alanları kapsar. Bu test belirli aralıklarla tekrarlanır ve hastalığın seyri değerlendirilir.

Görme sinirinin yapısal değerlendirilmesi için optik koherens tomografi adı verilen görüntüleme yöntemi kullanılır. Bu yöntem, sinir lifi tabakasının kalınlığını mikron düzeyinde ölçer ve gözle görülmeden önceki kayıpları saptayabilir. Gonyoskopi ile gözün ön kamara açısı incelenir, açıda pigment birikimi ve yapısal değişiklikler değerlendirilir. Tüm bu bulgular bir araya geldiğinde hekim psödoeksfoliatif glokom tanısını kesin tanı olarak koyabilir.

  • Biyomikroskop ile mercek ve iris incelemesi
  • Günlük basınç eğrisi ve pakimetri ölçümü
  • Bilgisayarlı görme alanı testi
  • Optik koherens tomografi ile sinir lifi analizi
  • Gonyoskopi ile ön kamara açı incelemesi

Komplikasyonlar Nelerdir?

Psödoeksfoliatif glokomun en önemli sonucu, görme sinirindeki ilerleyici hasara bağlı geri dönüşsüz görme kaybıdır. Hastalık fark edilmeden ilerlerse görme alanı önce kenarlardan, sonra merkeze doğru daralır. İleri evrede yalnızca dar bir alandan görebilen kişi, günlük yaşamında ciddi zorluklarla karşılaşır. Araba kullanmak, merdiven inip çıkmak, kalabalık ortamda yürümek güçleşir ve düşmelere bağlı yaralanma riski artar.

Hastalık katarakt cerrahisi sırasında da ek riskler doğurur. Psödoeksfoliasyon materyali merceğin asılı olduğu zonül adı verilen liflerin yapısını zayıflatır. Cerrahi sırasında bu liflerin kopması, merceğin yerinden oynaması veya arka segmente kaçması gibi istenmeyen durumlar gelişebilir. Aynı zamanda gözbebeğinin yeterince genişlememesi cerrahın çalışma alanını daraltır ve ameliyat süresini uzatır. Bu nedenle psödoeksfoliasyonlu hastaların katarakt cerrahisi deneyimli ekiplerce planlanmalıdır.

Akut basınç yükselmeleri de önemli bir komplikasyon olarak karşımıza çıkar. Hastalığın seyri sırasında pigment ve psödoeksfoliasyon parçacıkları ön kamarada birikip aniden drenajı tıkayabilir. Bu durumda göz tansiyonu hızla yükselir, şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma ve görmede ani azalma görülebilir. Akut atak tablosu acil müdahale gerektirir ve geciktirildiğinde görme siniri kısa sürede kalıcı hasar görür.

Uzun dönemde göz içi damar yapısının da etkilendiği bilinmektedir. Retina damar tıkanıklıkları, özellikle santral ven tıkanıklığı psödoeksfoliasyonlu bireylerde daha sık görülür. Ek olarak kornea iç tabakasındaki hücrelerin işlevi etkilenebilir; bu durum kornea ödemine zemin hazırlar. Tüm bu komplikasyonlar göz önünde bulundurulduğunda hastalığın yalnızca basınç düşürmekten ibaret olmayan bütüncül bir yaklaşımla yönetilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Görmenizde fark ettiğiniz küçük değişiklikleri bile önemsemeniz gerekir. Yan görüş alanınızda boşluklar hissediyor, kalabalık yerlerde yandan gelenleri geç fark ediyor, gece araç kullanırken farların etrafında halkalar görüyor veya merdiven inerken basamakları seçmekte zorlanıyorsanız bir göz hekimine başvurmanız uygun olur. Bu şikayetler psödoeksfoliatif glokomun ilk işaretleri olabilir ve erken dönemde değerlendirilmesi sürecin seyrini olumlu yönde etkiler.

Aile öykünüzde glokom, psödoeksfoliasyon sendromu veya açıklanamayan görme kaybı varsa kırk yaşından itibaren düzenli göz kontrollerinizi aksatmamanız önerilir. Şikayetiniz olmasa bile yılda en az bir kez göz tansiyonu ve görme siniri değerlendirmesi yaptırmanız önemlidir. Şeker hastalığı, yüksek tansiyon, uyku apnesi gibi sistemik hastalıklarınız varsa kontrol sıklığınızı hekiminizin önerdiği aralıklarda tutmanız gerekir.

Aniden başlayan şiddetli göz ağrısı, bulanık görme, gözde kızarıklık, bulantı ve kusma ile birlikte görülen baş ağrısı durumunda zaman kaybetmeden acil servise veya bir göz hekimine başvurmanız gerekir. Bu tablo akut basınç yükselmesinin işareti olabilir. Saatler içinde yapılan müdahale görme sinirini koruyabilirken gecikmeler kalıcı görme kaybına yol açabilir.

Son Değerlendirme

Psödoeksfoliatif glokom, sessiz ilerleyen yapısı nedeniyle erken tanının özellikle değerli olduğu bir tablodur. Hastalığın temelinde göz içinde biriken özel bir materyalin göz tansiyonunu yükseltmesi ve görme sinirine zarar vermesi yatar. Düzenli muayeneler, basınç ölçümü, görme alanı testleri ve görme siniri görüntülemesi ile hastalık erken evrede yakalanabilir; uygun yaklaşımla kontrol altına alınabilir ve görme işlevi korunabilir. Hastanın hekimle uyum içinde çalışması, kontrol randevularına gelmesi ve önerilen takip programına bağlı kalması sürecin başarısı için belirleyici unsurdur.

Koru Hastanesi Göz Hastalıkları bölümünde uzman hekimlerimiz, psödoeksfoliatif glokom (pex glokomu) gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment