Dermatoloji

Ingrown Nail Surgery (Matrixectomy)

Ingrown Nail Surgery is based on removing a narrow strip of the matrix region at the edge of the nail. Discover our Koru Ankara Dermatology specialists.

Tırnak batması, tıbbi literatürde onikokriptoz olarak isimlendirilen ve tırnağın lateral kenarının çevresindeki yumuşak dokuya penetre olarak inflamasyon, ağrı ve enfeksiyon tablosuna yol açan yaygın bir podiyatrik ve dermatolojik problemdir. En sık büyük ayak parmağının (hallux) lateral kenarında görülen bu patoloji, adolesan yaş grubunda ve genç yetişkinlerde hızlı tırnak büyümesi, aşırı terleme ve hatalı tırnak kesim alışkanlıkları nedeniyle daha sık karşımıza çıkmaktadır. Konservatif tedavi yaklaşımlarının başarısız olduğu, tekrarlayan enfeksiyon ataklarının bulunduğu, granülasyon dokusu gelişiminin gözlendiği ve hastanın günlük aktivitelerini kısıtlayacak düzeyde ağrı şikayetinin sürdüğü olgularda cerrahi tedavi endike olmaktadır. Matriksektomi olarak adlandırılan cerrahi işlem, sadece batmış tırnak kenarının çıkarılmasıyla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda o bölgenin altında yer alan germinal matriksin kimyasal veya cerrahi olarak ablate edilmesini içermekte ve böylece lateral kenarın yeniden büyüyerek batma yapmasını engellemektedir. Koru Hastanesi Dermatoloji Bölümü, onikokriptoz cerrahisinde güncel kanıta dayalı fenol matriksektomi ve Winograd tekniği başta olmak üzere modern yaklaşımları uygulamakta, hasta konforunu ve düşük nüks oranlarını ön plana çıkaran bir tedavi felsefesi benimsemektedir.

Tırnak Batması Cerrahisinde Güncel Tedavi Teknikleri Nelerdir?

Onikokriptoz cerrahisi, geçtiğimiz yüzyıl boyunca radikal tırnak ekstirpasyonundan minimal invaziv kimyasal matriks ablasyonuna doğru önemli bir evrim geçirmiştir. Günümüzde altın standart olarak kabul edilen kısmi tırnak avülzyonu ile birlikte fenol matriksektomi kombinasyonu, %2 ile %5 arasında değişen düşük nüks oranları ve yüksek hasta memnuniyeti profili nedeniyle en çok tercih edilen yaklaşım haline gelmiştir. Fenol matriksektomi tekniği, ilk kez Otto Boll tarafından 1945 yılında tanımlanmış olup, batmış lateral tırnak parçasının uzaklaştırılmasını takiben açığa çıkan germinal matriks bölgesine %88 konsantrasyonda fenol solüsyonunun 30 saniyelik aralıklarla üç kez uygulanması esasına dayanmaktadır. Fenol, güçlü bir protein denatüre edici ajan olarak matriks hücrelerinin koagülasyon nekrozuna uğramasını sağlamakta ve böylece o bölgede tırnak üretiminin kalıcı olarak durdurulmasına imkan tanımaktadır.

Fenol matriksektomiye alternatif olarak geliştirilmiş olan Winograd tekniği, cerrahi keskin diseksiyon prensibine dayanmakta ve lateral tırnak plağının bir kısmıyla birlikte altta yatan germinal matriks dokusunun bistüri yardımıyla eksize edilmesini içermektedir. Vandenbos prosedürü ise özellikle Kuzey Amerika literatüründe popülerlik kazanmış olan bir başka cerrahi yaklaşım olup, tırnak plağına dokunmadan sadece hipertrofik yan tırnak kıvrımının geniş eksizyonuyla tırnağın yeniden batmasını engellemeyi amaçlamaktadır. Elektrokoter matriksektomi, radyofrekans ablasyon ve karbondioksit lazer matriksektomi gibi alternatif enerji tabanlı teknikler de literatürde yer almakla birlikte, fenol matriksektominin sağladığı klinik sonuçlara ulaşamamışlar ve maliyet-etkinlik açısından geri planda kalmışlardır. Zadik ve Frost teknikleri, total matriksektomi gerektiren nadir ileri deformite olgularında rezerve tutulan ve tırnağın tamamının kalıcı olarak eksize edildiği radikal cerrahi yaklaşımlardır. Güncel kanıt hiyerarşisi ve Cochrane meta-analizleri, kısmi tırnak avülzyonu ile birleştirilmiş fenol matriksektominin diğer tüm tekniklere kıyasla anlamlı düzeyde daha düşük nüks ve daha yüksek hasta memnuniyeti sağladığını kesin biçimde ortaya koymaktadır.

Tırnak Batmasının Sebepleri Nelerdir?

Onikokriptoz gelişiminde rol oynayan etiyolojik faktörler, birbirini besleyen ve genellikle bir arada bulunan çok sayıda çevresel, mekanik, anatomik ve sistemik değişkeni kapsamaktadır. Bu faktörler içinde en yaygın karşılaşılan neden, hatalı tırnak kesim tekniğidir. Tırnakların çok kısa kesilmesi, köşelerinin yuvarlatılarak tırnak yatağı içine gömülecek şekilde şekillendirilmesi ve makas ile agresif manipülasyon yapılması, lateral tırnak spikülünün cilt içine ilerlemesi için ideal ortamı hazırlamaktadır. Ayak parmaklarını sıkıştıran, dar burunlu ve uygunsuz numaralı ayakkabıların uzun süreli kullanımı ise mekanik olarak tırnak plağının lateral kıvrıma bası yapmasına ve sonuçta epidermal bariyerin ihlal edilmesine yol açmaktadır. Bu durum özellikle sivri burunlu kadın ayakkabıları, dar spor ayakkabıları ve iş güvenliği çelik burunlu ayakkabılarında belirgin biçimde ortaya çıkmaktadır.

Adolesan yaş grubunda ise pubertal dönemin hızlı somatik büyümesine eşlik eden tırnak büyüme hızındaki artış, ekrin ter bezlerinin aktivitesinin yükselmesi ve sportif aktivitelere bağlı tekrarlayan mikrotravmalar, onikokriptoz insidansını belirgin ölçüde artırmaktadır. Hiperhidrozis olarak isimlendirilen aşırı ayak terlemesi, tırnak plağının yumuşamasına ve lateral kıvrıma daha kolay penetre olmasına zemin hazırlamakta; bu nedenle sporcular, askerler ve uzun süre kapalı ayakkabı kullanan meslek grupları risk altındadır. Obezite, ayak parmakları üzerinde artmış mekanik yük ve alterasyonların oluşmasına neden olarak batma riskini yükseltmektedir. Diyabetes mellitus, periferik damar hastalığı ve immünsüpresif durumlar gibi sistemik hastalıklar, hem batmaya predispozisyon yaratmakta hem de gelişen enfeksiyonların kontrolsüz seyretmesine sebep olmaktadır. Bunların yanında konjenital tırnak plağı deformiteleri, pes planus ve halluks valgus gibi ayak biyomekaniğini bozan patolojiler, retroniki adı verilen normalden geniş tırnak plağı anatomisi ve pozitif aile öyküsü de etiyopatogenezde tanımlanmış diğer önemli faktörlerdir. Bazı sistemik ilaç kullanımları, özellikle epidermal büyüme faktörü reseptör inhibitörleri ve retinoidler, ilaç ilişkili paronişi ve batma tablolarına yol açabilmektedir.

Tırnak Batmasında Cerrahi Müdahale Ne Zaman Şart Olur?

Onikokriptoz olgularında cerrahi müdahaleye karar verirken, klinik değerlendirmenin sistematik bir çerçeve içerisinde yapılması büyük önem taşımaktadır. Bu amaçla en yaygın kullanılan sınıflandırma sistemi, Heifetz tarafından tanımlanan üç evreli klinik sınıflamadır. Grade I olarak adlandırılan erken evrede lateral kıvrımda lokalize kızarıklık, ödem ve palpasyonda hassasiyet mevcut olup, henüz enfeksiyon veya pürülan akıntı bulunmamaktadır. Bu evrede genellikle konservatif tedavi seçenekleri başarıyla uygulanabilmekte, cerrahi endikasyon nadiren gelişmektedir. Grade II evresinde ise akut paronişi tablosu gelişmiş, seropürülan veya pürülan akıntı belirginleşmiş, lokal enfeksiyon bulguları eklenmiştir. Bu evrede antibiyoterapi ve pansumana yanıt alınamayan olgular cerrahi müdahaleye yönlendirilmelidir. Grade III olarak adlandırılan kronik ileri evrede kronik granülasyon dokusu proliferasyonu, hipertrofik yan tırnak kıvrımı, tırnak plağında sekonder deformite ve sık tekrarlayan enfeksiyon atakları söz konusudur; bu tablo neredeyse istisnasız cerrahi tedavi gerektirmektedir.

Konservatif yaklaşımların başarı sağlayamadığı, iki veya üç kez üst üste konservatif tedavi denenmesine rağmen semptomların tekrarladığı olgular, kanıta dayalı klinik protokollere göre cerrahi tedavi endikasyonu taşımaktadır. Ayrıca hastanın günlük aktivitelerini, mesleki performansını ve yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkileyen persistan ağrı şikayetlerinin varlığı, ciddi selülit veya lenfanjit tablosuna ilerleyen enfeksiyonlar, osteomyelit riskinin belirginleştiği durumlar ve estetik açıdan hastayı ileri düzeyde rahatsız eden yan tırnak kıvrımı hipertrofisi cerrahi tedavi için diğer başlıca endikasyonları oluşturmaktadır. Diyabetik hasta grubunda erken cerrahi girişim, hem enfeksiyonun ilerlemesini önlemesi hem de olası ampütasyon riskini azaltması nedeniyle özellikle önerilmektedir. Konservatif tedavi olarak uygulanan pamuk paketleme yöntemi, oluk şeklindeki plastik tüp yerleştirme, teypleme, tuzlu su banyoları, tırnakların düz kesilmesi ve uygun geniş burunlu ayakkabı kullanımı gibi yaklaşımlar Grade I olgularda ilk seçenek olarak denenmeli, başarı sağlanamadığında zaman kaybedilmeksizin cerrahi opsiyona geçilmelidir. Klinik pratikte hangi olgunun ne zaman cerrahiye yönlendirileceği kararı, hasta ile açık ve şeffaf bir iletişim çerçevesinde, risk-fayda analiziyle birlikte verilmelidir.

Tırnak Batmasında Hangi Çağdaş Tedavi Teknikleri Kullanılır?

Modern dermatolojik ve podiyatrik pratikte onikokriptoz tedavisi, hastanın klinik evresine, komorbiditelerine, önceki tedavi öyküsüne ve beklentilerine göre kişiselleştirilmiş bir yaklaşımla planlanmaktadır. Çağdaş tedavi seçeneklerinin başında hiç şüphesiz kısmi tırnak avülzyonu ile fenol matriksektomi kombinasyonu gelmektedir. Bu teknik, lokal anestezi altında ve genellikle günübirlik ofis koşullarında gerçekleştirilebilmekte, işlem süresi 20 ile 40 dakika arasında değişmektedir. İşlem sırasında batmış lateral tırnak parçasının yaklaşık üç ile beş milimetrelik bir bandı vertikal kesi hattı boyunca ana tırnak plağından ayrılarak proksimalden distale doğru avulse edilmekte, ardından açığa çıkarılan germinal matriks bölgesi kürete edilmekte ve %88 konsantrasyondaki fenol pamuk aplikatörle üç kez otuzar saniye süreyle temas ettirilmektedir. Fenol uygulaması sonrasında %70 izopropil alkol ile nötralizasyon yapılmakta ve böylece kimyasal ablasyonun çevre dokulara yayılımı sınırlandırılmaktadır.

Sodyum hidroksit matriksektomi, fenol alternatifi olarak son yıllarda literatürde yer almış bir başka kimyasal ablasyon tekniğidir. %10 konsantrasyonda sodyum hidroksit solüsyonu, fenole benzer bir mekanizmayla matriks dokusunda alkalik kolikvasyon nekrozu oluşturmakta ve postoperatif iyileşme süresinin daha kısa olması nedeniyle tercih edilebilmektedir. Winograd tekniği, cerrahi keskin diseksiyon prensibine dayanan klasik bir yaklaşım olup, özellikle deneyimli cerrahlar tarafından ve fenol maruziyetinin istenmediği özel klinik durumlarda uygulanmaktadır. Vandenbos prosedürü, tırnak plağına dokunmadan sadece geniş yan tırnak kıvrımı eksizyonu yapan bir yaklaşım olarak özellikle adolesan hastalarda tırnak yapısının korunmasını öncelik olarak belirlemektedir. Karbondioksit lazer matriksektomi ve radyofrekans ablasyon, teknolojik olarak gelişmiş enerji tabanlı alternatifler olarak sunulmakla birlikte, ekipman maliyeti ve öğrenme eğrisi gerektirmesi nedeniyle rutin kullanımda geniş yer bulamamıştır. Ortonik teller, oluk protezleri, akrilik jel şekillendirme ve tırnak lifleme cihazları gibi cerrahi olmayan modern yaklaşımlar, konservatif tedavi arsenali içinde yer alan çağdaş seçenekler arasında sayılabilmekte ve özellikle erken evre olgularda başarıyla uygulanabilmektedir.

Tırnak Batması Cerrahisinin Ardından Nelere Dikkat Edilmelidir?

Fenol matriksektomi veya cerrahi matriksektomi işlemini takiben yaklaşık iki ile dört haftalık bir yara iyileşme sürecinin geçirilmesi gerekmektedir. İşlemden hemen sonra parmak steril gazlı bez ve antibakteriyel merhem ile pansumanlanmakta ve ilk 24 saat boyunca bu pansumanın çıkarılmaması önerilmektedir. İkinci günden itibaren hasta, evde günlük olarak parmağını ılık tuzlu su banyosunda 10 ile 15 dakika süreyle bekletmeli, ardından yumuşak bir havluyla nazikçe kurutup açığa çıkardıktan sonra klinik tarafından reçete edilen topikal antibakteriyel merhem ile yeni bir steril pansuman uygulamalıdır. Bu pansuman rutini, tam epitelizasyon sağlanana kadar günlük olarak sürdürülmelidir. Fenol matriksektomi sonrasında pansumanın seropürülan görünümlü akıntı ile ıslanması normal bir bulgu olarak kabul edilmeli, hasta bu durumu enfeksiyon olarak yorumlayıp gereksiz endişelenmemelidir; ancak akıntının kötü kokulu hale gelmesi, çevre dokularda yayılan kızarıklık, ateş ve şiddetli ağrı bulguları enfeksiyon şüphesi yaratmakta ve derhal hekim değerlendirmesi gerektirmektedir.

Postoperatif dönemde giyilecek ayakkabıların dikkatli seçimi, iyileşme sürecinin sorunsuz tamamlanması açısından belirleyicidir. Hasta işlem sonrası ilk hafta boyunca ayak parmaklarını sıkmayan, geniş burunlu, tercihen açık burunlu terlik veya sandalet giymelidir. Uzun süreli ayakta kalma, koşu, futbol ve dans gibi ayak parmaklarına yüksek yük bindiren aktivitelerden ilk üç hafta kaçınılmalıdır. Ancak yürüyüş kısıtlaması genellikle gerekmemekte ve hastalar operasyonun ertesi günü normal günlük aktivitelerine ve masa başı işlerine dönebilmektedir. Ayak yüksekliği ilk 48 saat boyunca kalp seviyesinin üzerinde tutularak ödem ve pulsatil ağrı minimize edilmelidir. Ağrı kontrolü için parasetamol ve nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar reçete edilmekte, opioid analjezik kullanımına genellikle gerek duyulmamaktadır. Havuz, deniz, kaplıca ve termal banyolar tam iyileşme sağlanana kadar yasaklanmalı, banyo sırasında parmak su geçirmez pansuman veya parmak koruyucu ile korunmalıdır. Uzun dönemde ise tırnakların düz kesim tekniğiyle, köşeleri yuvarlatılmadan kesilmesi, kaliteli ve geniş numaralı ayakkabıların tercih edilmesi, ayak hijyenine özen gösterilmesi ve terleme problemi olan hastalarda antiperspiran topikal uygulamaların rutin hale getirilmesi nüksün önlenmesinde kritik önem taşımaktadır.

Ankara Tırnak Batması Cerrahi Operasyonu

Ankara ilinde onikokriptoz tanı ve tedavisi için başvurulacak sağlık kuruluşu seçiminde, sadece cerrahi işlemin başarısı değil, aynı zamanda preoperatif değerlendirmenin kapsamlılığı, postoperatif takip kalitesi ve komplikasyon yönetimi konusundaki deneyim önemli belirleyicilerdir. Başkent Ankara, ülkemizin dermatoloji ve podiyatri alanında akademik ve klinik olarak en gelişmiş sağlık merkezlerine ev sahipliği yapmaktadır. Şehirde faaliyet gösteren üniversite hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri ile özel hastanelerin dermatoloji poliklinikleri, tırnak batması cerrahisi konusunda ileri düzeyde deneyim sahibidir. Ankara ölçeğinde her yaş grubundan hastanın kolayca erişebileceği modern klinik altyapı, güncel dezenfeksiyon protokolleri, sertifikalı hemşirelik hizmetleri ve deneyimli dermatoloji uzman kadroları, operasyon başarısını etkileyen kritik faktörler arasındadır.

Şehirde tırnak batması cerrahisi hizmeti sunan merkezler arasında Koru Hastanesi, kapsamlı dermatoloji ünitesi altyapısı, minör cerrahi işlemler için ayrılmış özel prosedür odaları ve deneyimli dermatoloji uzman kadrosuyla önemli bir konuma sahiptir. Hastaların işlem öncesi diyabet, periferik damar hastalığı, kanama diyatezi ve immünsüpresyon gibi cerrahi riski etkileyebilecek sistemik durumlar açısından ayrıntılı değerlendirmeye tabi tutulması, gerektiğinde ilgili branşlardan konsültasyon alınması ve işlem sırasında tam steril koşulların sağlanması, kurumun kalite standartları çerçevesinde titizlikle uygulanmaktadır. Ankara'da yaşayan ve tırnak batması şikayetiyle başvuran hastaların, operasyon kararı öncesinde konservatif tedavi seçeneklerinin de değerlendirildiği kapsamlı bir dermatoloji muayenesinden geçmesi önerilmektedir. Ankara'nın başkent olması nedeniyle Türkiye'nin dört bir yanından gelen hastalara hizmet verilmesi ve şehir içi ulaşım kolaylıkları, cerrahi işlem sonrası takip randevularının aksatılmadan yerine getirilebilmesi açısından da önemli bir avantaj sağlamaktadır. Postoperatif ilk pansuman, sonraki hafta kontrol muayenesi ve iyileşmenin tamamlandığı dördüncü hafta değerlendirmesi standart takip protokolünün ayrılmaz parçalarıdır.

Tırnak Batması Ameliyatı Sonrası Nüks Riski Nedir ve Tekrarlamayı Nasıl Önleyebiliriz?

Onikokriptoz cerrahisinde nüks oranı, uygulanan tekniğe, cerrahın deneyimine ve postoperatif hasta uyumuna bağlı olarak geniş bir yelpazede değişmektedir. Güncel literatür ve sistematik derlemeler, kısmi tırnak avülzyonu ile birlikte fenol matriksektomi uygulanan olgularda nüks oranının %2 ile %5 arasında kaldığını belgelemektedir. Sodyum hidroksit matriksektomi de benzer düşük nüks profiline sahip olarak yaklaşık %3 ile %6 aralığında rapor edilmektedir. Cerrahi matriksektomi tekniklerinde ise nüks oranı biraz daha yüksek olup %5 ile %15 aralığında değişmekte, teknik detaylara ve cerrahın deneyimine göre farklılık göstermektedir. Buna karşılık, matriks ablasyonu yapılmadan sadece batmış tırnak parçasının çıkarılmasıyla sınırlı kalınan basit avülzyon prosedürlerinde nüks oranı %70 seviyelerine kadar yükselebilmekte, bu nedenle matriks ablasyonu içermeyen yaklaşımlar günümüzde kabul edilebilir tedavi seçeneği olarak değerlendirilmemektedir.

Nüks gelişiminde katkısı olan faktörlerin başında, matriks ablasyonunun teknik olarak yetersiz gerçekleştirilmesi, fenol konsantrasyonunun düşük olması, uygulama süresinin kısaltılması ve kimyasal ajanın matriks bölgesine yeterince temas ettirilememesi gelmektedir. Cerrahın deneyim düzeyi, cerrahi teknik seçimi ve postoperatif dönemde hastanın verilen önerilere ne ölçüde uyduğu da nüks oranını belirleyen kritik parametrelerdir. Tekrarlamanın önlenmesinde en etkili yaklaşım, primer cerrahi işlemin doğru teknikle ve deneyimli bir hekim tarafından gerçekleştirilmesidir. Bunun yanı sıra hastanın uzun dönemde tırnak kesim alışkanlıklarını değiştirmesi büyük önem taşımaktadır. Tırnaklar düz bir hat halinde kesilmeli, köşeleri hiçbir zaman yuvarlatılmamalı, tırnak plağı parmak ucundan bir milimetre kadar dışarı taşacak uzunlukta bırakılmalıdır. Uygun ayakkabı seçimi, ayak hijyenine dikkat, aşırı terleme durumunda topikal antiperspiran uygulaması ve fiziksel aktiviteler sırasında uygun spor ayakkabı kullanımı, uzun dönem nüks önleme stratejilerinin temel taşlarıdır. Diyabetik hastalar başta olmak üzere yüksek riskli gruplarda düzenli dermatoloji ve podiyatri kontrolleri, potansiyel sorunların erken saptanmasına ve nüksün klinik olarak belirginleşmeden müdahale edilmesine olanak tanımaktadır.

Tırnak Batması Ameliyatında Hangi Anestezi Uygulanır ve İşlem Ne Kadar Sürer?

Tırnak batması cerrahisi, günümüz dermatoloji pratiğinde standart olarak lokal anestezi altında ve günübirlik ofis koşullarında gerçekleştirilmektedir. Uygulanan anestezi yöntemi, dijital sinir bloğu ya da kord blok olarak isimlendirilen ve parmağın tabanından iki lateral noktaya lokal anestezik solüsyonun enjeksiyonu prensibine dayanan yaklaşımdır. Bu amaçla en yaygın kullanılan anestezik ajan, adrenalinsiz %2 lidokain solüsyonu olup, her bir enjeksiyon noktasına yaklaşık 1,5 ile 2 mililitre olmak üzere toplam 3 ile 5 mililitrelik bir volüm uygulanmaktadır. Adrenalin içeren lokal anesteziklerin parmak seviyesinde kullanımı, klasik olarak vazokonstrüksiyon nedeniyle iskemi riski gerekçesiyle uzun süre kontrendike kabul edilmiş; ancak güncel kanıta dayalı çalışmalar seçilmiş konsantrasyonlarda güvenli kullanımın mümkün olduğunu göstermiş olmakla birlikte, rutin klinik pratikte hala adrenalinsiz preparatlar tercih edilmektedir. Alternatif olarak, uzun etkili bir lokal anestezik olan %0,5 bupivakain, postoperatif ağrı süresinin uzatılması amacıyla lidokain ile kombine edilerek kullanılabilmektedir.

Anestezik enjeksiyonun ardından yaklaşık 5 ile 10 dakika içinde tam anestezi sağlanmakta ve bu süreç iğne ucu ile pin-prik testi yapılarak doğrulanmaktadır. Anestezi etkinliği sağlandıktan sonra cerrahi işlem başlatılmaktadır. Kısmi tırnak avülzyonu ve fenol matriksektomi kombinasyonundan oluşan standart operasyon süresi genellikle 20 ile 40 dakika arasında değişmektedir. Bu süre içinde antiseptik hazırlık, cerrahi alanın örtülmesi, opsiyonel dijital turnike uygulaması, tırnak spikülünün eleve edilmesi, avülzyon, granülasyon dokusunun kürete edilmesi, fenol uygulaması ve alkol nötralizasyonu, pansuman ve turnike açımı gibi tüm cerrahi aşamalar tamamlanmaktadır. Bilateral batma olgularında veya iki parmağa aynı seansta müdahale gerektiğinde işlem süresi doğal olarak uzayabilmekte ve 60 dakikaya yaklaşabilmektedir. Anestezik etki, işlemin sonlanmasından itibaren yaklaşık iki ile dört saat boyunca devam etmekte ve hasta bu süre içinde kliniği yürüyerek terk edebilmekte, hatta refakatçi olmaksızın ulaşımını sağlayabilmektedir. Genel anestezi veya sedasyon, sadece pediatrik olgularda, aşırı iğne fobisi bulunan yetişkinlerde veya bilateral çoklu parmak müdahalesi gerektiren nadir olgularda düşünülmelidir. İşlemin başarısı ve hasta konforu açısından, kullanılan cerrahi ekipmanın kalitesi, sterilizasyon prosedürlerinin eksiksiz uygulanması ve cerrahın onikokriptoz cerrahisi konusundaki spesifik deneyimi kritik önem taşımaktadır. Hastanemiz, bu tüm parametrelerin bir arada gözetildiği, güncel kanıta dayalı protokollerin uygulandığı ve hasta memnuniyetinin merkeze alındığı bir tırnak batması cerrahi hizmeti sunmayı temel ilke olarak benimsemektedir. Onikokriptoz tanısı ile başvuran her hastaya kişiselleştirilmiş tedavi planı çıkarılmakta, konservatif seçeneklerden cerrahi müdahaleye kadar tüm tedavi opsiyonları hasta ile paylaşılmakta ve şeffaf bir bilgilendirme süreciyle karar alma aşamasına birlikte yürünmektedir. Koru Hastanesi Dermatoloji ekibi, cerrahi işlem öncesi kapsamlı sistemik değerlendirme, operasyon sırasında güncel steril prosedürlerin titizlikle uygulanması ve postoperatif dönemde ayrıntılı takip randevuları ile hastalarının hem klinik hem de estetik açıdan en yüksek memnuniyet düzeyine ulaşmasını hedeflemekte, uzun dönemde nüksün önlenmesi ve tırnak sağlığının korunması için gerekli tüm yaşam tarzı önerilerini bireysel bazda paylaşmaktadır.

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment