Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

TSH Salgılayan Adenom

TSH Salgılayan Adenom, belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebilen ve uzman değerlendirmesini gerektiren bir tablodur. Konunun ayrıntılarına göz atın.

TSH salgılayan adenom, hipofiz bezinde gelişen ve tiroid uyarıcı hormon (TSH) üretimini artıran nadir bir iyi huylu tümördür. Hipofiz adenomlarının yalnızca küçük bir bölümünü oluşturmasına karşın, vücudun hormon dengesini ciddi biçimde etkileyebildiği için dikkatle değerlendirilmesi gereken bir tablodur. Bu adenomda hipofiz bezi gereğinden fazla TSH üretir ve bu durum tiroid bezini sürekli uyararak hipertiroidi tablosuna yol açar. Klasik hipertiroidi vakalarından farklı olarak burada sorun tiroid bezinde değil, beynin tabanındaki hipofiz bezindedir.

Hastalık çoğunlukla yavaş ilerlediği için belirtiler uzun süre fark edilmeyebilir. Çarpıntı, kilo kaybı, terleme, baş ağrısı ve görme alanı sorunları gibi şikayetlerle hekime başvuran kişilerde yapılan kapsamlı incelemeler sonrasında tanı konulabilir. Erken dönemde tanınması, hem hipertiroidinin yarattığı kalp ve kemik sorunlarının önlenmesi hem de adenomun büyüyerek çevre yapıları sıkıştırmadan kontrol altına alınması açısından oldukça önemlidir. Endokrinoloji ve nöroşirürji ekiplerinin birlikte çalıştığı merkezlerde sürecin yönetimi daha güvenli ilerler.

Kimlerde Görülür?

TSH salgılayan adenom, hipofiz tümörleri arasında oldukça nadir görülen bir gruba aittir ve tüm hipofiz adenomlarının yaklaşık yüzde bir ile ikisini oluşturur. Genellikle erişkin yaş döneminde, kadın ve erkeklerde benzer sıklıkta ortaya çıkar. Çocuk yaş grubunda son derece nadir bildirilen vakalar da mevcuttur. Hastalığın belirli bir yaş aralığında zirve yaptığı söylenemese de tanı yaşı çoğunlukla otuz ile altmış arasındadır. Belirtilerin sinsi seyretmesi nedeniyle birçok hasta yıllarca farklı bölümlerde değerlendirildikten sonra doğru tanıya ulaşır.

Ailesinde hipofiz tümörü öyküsü bulunan kişilerde, özellikle multipl endokrin neoplazi tip 1 (MEN1) adı verilen genetik sendrom taşıyıcılarında bu adenoma rastlanma olasılığı genel popülasyona göre daha yüksektir. Bunun yanında uzun yıllar boyunca yönetilmemiş birincil hipotiroidi öyküsü olan kişilerde hipofiz bezindeki TSH üreten hücrelerin sürekli uyarılması sonucu adenom benzeri büyümeler gelişebilir. Bu nedenle tiroid hastalığı bulunan bireylerin düzenli kontrol altında kalması önem taşır.

Risk grubunda yer alan bireylerin temel özellikleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  • Otuz ile altmış yaş aralığındaki erişkinler
  • Multipl endokrin neoplazi tip 1 (MEN1) sendromu taşıyıcıları
  • Ailesinde hipofiz tümörü öyküsü bulunan kişiler
  • Uzun süredir yönetilmemiş birincil hipotiroidi tablosu olanlar
  • Kronik stres, düzensiz uyku ve hormonal dengeyi etkileyen ilaç kullanımı bulunanlar

Yaşam tarzı faktörlerinin doğrudan bir tetikleyici olduğu kesin biçimde gösterilememiştir. Ancak kronik stres, düzensiz uyku, hormonal dengeyi bozan ilaçların uzun süreli kullanımı ve önceden geçirilmiş kafa travmaları hipofiz bezinin çalışmasını dolaylı yoldan etkileyebilir. Açıklanamayan kilo kaybı, çarpıntı atakları ya da görme bulanıklığı tarifleyen kişilerin endokrinoloji değerlendirmesinden geçmesi, gözden kaçabilecek tabloların erken yakalanmasına yardımcı olur.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

TSH salgılayan adenomun belirtileri iki ana grupta toplanır. Birinci grup, aşırı tiroid hormonu üretimine bağlı hipertiroidi bulgularıdır. İkinci grup ise adenomun hipofiz bezindeki yerleşim yerine ve büyüklüğüne bağlı olarak çevre dokulara baskı yapmasından kaynaklanan belirtilerdir. Bu iki tablonun bir arada görülmesi, hekimi klasik hipertiroidi yerine merkezi kaynaklı bir sorundan şüphelenmeye yönlendirir. Belirtilerin şiddeti adenomun boyutu ve hormon üretim hızıyla doğrudan ilişkilidir.

Hipertiroidi kaynaklı belirtiler arasında çarpıntı, kalp ritminde düzensizlik, istemsiz kilo kaybı, iştah artışı, sıcağa tahammülsüzlük, aşırı terleme, ellerde titreme, sinirlilik, uyku bozuklukları ve kas güçsüzlüğü öne çıkar. Bazı hastalarda bağırsak hareketlerinde artış, kadınlarda adet düzensizlikleri, erkeklerde ise cinsel istek azalması görülebilir. Klasik Graves hastalığından farklı olarak gözlerde belirgin dışa doğru fırlama genellikle gözlenmez, ancak hafif düzeyde göz şikayetleri eşlik edebilir.

Adenomun büyüklüğüne bağlı belirtiler içinde en sık karşılaşılan baş ağrısıdır. Bu ağrılar genellikle alın ve şakak bölgesinde, sabahları daha belirgin olacak şekilde tarif edilir. Görme alanında daralma, özellikle yan görüşte kayıp, çift görme ve görme keskinliğinde azalma hipofiz bölgesindeki optik sinire yapılan baskıyla ortaya çıkar. Büyük adenomlarda diğer hipofiz hormonlarının üretimi de etkilenebilir ve adet kesilmesi, süt gelmesi, halsizlik ya da tansiyon düşüklüğü gibi farklı tablolar eşlik edebilir.

Bazı hastalarda belirtiler oldukça hafif seyreder ve uzun yıllar boyunca açıklanamayan halsizlik, çarpıntı atakları ya da kilo dalgalanmaları şeklinde sürer. Bu kişilerde tiroid fonksiyon testleri yapıldığında klasik hipertiroidi tablosundan farklı bir laboratuvar profilinin saptanması ileri inceleme gerektirir. Belirtilerin günlük yaşam kalitesini düşürmeye başlaması, iş ve sosyal hayatı etkilemesi durumunda mutlaka uzman değerlendirmesi alınması gerekir.

Nedenleri Nelerdir?

TSH salgılayan adenomun temel nedeni, hipofiz bezindeki TSH üreten hücrelerden köken alan iyi huylu bir tümörün gelişmesidir. Bu hücreler normalde tiroid bezini uyaracak kadar TSH üretirken, adenom oluştuğunda kontrol mekanizmaları bozulur. Beynin hipotalamus bölgesinden gelen düzenleyici sinyaller adenom hücrelerinde etkisini kaybeder ve hormon üretimi sürekli artmış halde kalır. Bu durum tiroid bezinin gereksiz biçimde uyarılmasına ve hipertiroidi tablosunun ortaya çıkmasına yol açar.

Adenomun neden geliştiğine dair tüm mekanizmalar henüz tam olarak aydınlatılamamıştır. Ancak hücre çoğalmasını düzenleyen bazı genlerde meydana gelen değişikliklerin adenom gelişiminde rol oynadığı bilinmektedir. Multipl endokrin neoplazi tip 1 sendromu gibi kalıtsal hastalıklarda hipofiz adenomları daha sık görülür ve bu durum genetik yatkınlığın önemli bir faktör olduğunu gösterir. Yine de hastaların büyük çoğunluğunda belirgin bir aile öyküsü saptanmaz.

Uzun süreli yönetilmemiş birincil hipotiroidi tablolarında hipofiz bezindeki TSH üreten hücrelerin sürekli uyarılması, zaman içinde bu hücrelerde büyüme ve adenom benzeri yapıların oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle tiroid bezi yetersizliği bulunan kişilerin ilaçlarını düzenli kullanmaları ve kontrollerini aksatmamaları büyük önem taşır. Çevresel etkenlerin doğrudan bir tetikleyici olduğu net biçimde gösterilmemiş olsa da hormonal dengeyi etkileyen kronik durumların hipofiz sağlığını dolaylı olarak etkileyebileceği düşünülmektedir.

  • Hipofiz bezindeki TSH üreten hücrelerden köken alan iyi huylu tümör gelişimi
  • Hücre çoğalmasını düzenleyen genlerde meydana gelen değişiklikler
  • Multipl endokrin neoplazi tip 1 gibi kalıtsal sendromların varlığı
  • Uzun süreli yönetilmemiş birincil hipotiroidi öyküsü
  • Hipofiz hormonlarının düzenlenmesinde meydana gelen kontrol bozuklukları

Tanı Nasıl Konulur?

TSH salgılayan adenomun tanısı, klinik değerlendirme, laboratuvar testleri ve görüntüleme yöntemlerinin birlikte kullanılmasıyla konulur. Hastanın şikayetleri dinlendikten sonra ayrıntılı bir fizik muayene yapılır. Tiroid bezinde büyüme, çarpıntı, ellerde titreme ve göz bulguları değerlendirilir. Hipofiz kaynaklı sorunlardan şüphelenildiğinde görme alanı muayenesi de tanı sürecinin önemli bir parçası haline gelir. Bu aşamada endokrinoloji uzmanının deneyimi, ayırıcı tanıda belirleyici bir unsurdur.

Laboratuvar incelemelerinde tiroid hormonları olan serbest T3 ve serbest T4 düzeylerinin yüksek bulunması beklenir. Klasik hipertiroidi tablolarından farklı olarak TSH seviyesinin baskılanmış değil, normal ya da yüksek saptanması TSH salgılayan adenom açısından önemli bir ipucudur. Bu uyumsuz tablo, doğrudan adenom tanısına yönlendirir. Alfa subunit ölçümü, TRH uyarı testi ve T3 baskılama testi gibi ileri hormon testleri ayırıcı tanıda kullanılan değerlendirmelerdir.

Görüntüleme aşamasında hipofiz bölgesinin ayrıntılı incelenmesi için kontrastlı manyetik rezonans görüntüleme (MR) tercih edilir. Bu yöntemle adenomun yeri, büyüklüğü ve çevre dokularla ilişkisi net biçimde değerlendirilir. Bilgisayarlı tomografi de gerektiğinde tamamlayıcı bilgi sağlar. Görme alanı testi, optik sinire baskı olup olmadığını belirler. Ayrıca kalp üzerindeki etkileri değerlendirmek amacıyla elektrokardiyografi ve gerektiğinde ekokardiyografi yapılır. Tüm bu değerlendirmeler birlikte yorumlanarak kesin tanıya ulaşılır ve yönetim planı oluşturulur.

Komplikasyonlar Nelerdir?

TSH salgılayan adenom zamanında fark edilmediğinde hem hipertiroidiye hem de hipofiz bezindeki kitle etkisine bağlı çeşitli komplikasyonlara yol açabilir. Aşırı tiroid hormonu üretimi vücudun pek çok sistemini etkilediğinden komplikasyonlar oldukça geniş bir yelpazede karşımıza çıkar. Erken tanı ve uygun yaklaşım, bu olumsuz tabloların büyük bölümünün önüne geçilmesine olanak tanır. Hastanın yaşı, ek hastalıkları ve adenomun büyüklüğü komplikasyon riskini doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alır.

Kalp ve damar sistemiyle ilgili sorunlar en sık karşılaşılan ciddi komplikasyonlardandır. Sürekli yüksek tiroid hormonu kalp atım hızını artırır, atriyal fibrilasyon adı verilen ritim bozukluğuna zemin hazırlar ve uzun vadede kalp yetmezliği riskini yükseltir. Tansiyon düzensizlikleri, koroner arterlerde zorlanma ve damar yapısında bozulma da görülebilir. Bunun yanında kemik sağlığı olumsuz etkilenir, kemik yoğunluğu azalır ve osteoporoz gelişimi hızlanır. Bu durum özellikle menopoz sonrası kadınlarda kırık riskini belirgin biçimde artırır.

Adenomun büyümesiyle birlikte hipofiz bezindeki diğer hormonların üretimi azalabilir ve hipopituitarizm adı verilen yetersizlik tablosu ortaya çıkabilir. Bu durumda halsizlik, tansiyon düşüklüğü, cinsel işlev bozuklukları, adet düzensizlikleri ve büyüme hormonu eksikliğine bağlı sorunlar gelişebilir. Optik sinire baskı sürekli hale geldiğinde kalıcı görme kayıpları yaşanabilir. Nadir de olsa adenom içine kanama gelişebilir ve hipofiz apopleksisi adı verilen acil bir durum oluşabilir. Ayrıca kontrolsüz hipertiroidi, ciddi bir tablo olan tiroid krizine zemin hazırlayabilir.

  • Atriyal fibrilasyon başta olmak üzere kalp ritim bozuklukları
  • Uzun vadede kalp yetmezliği ve damar sağlığında bozulma
  • Kemik yoğunluğu azalmasına bağlı osteoporoz ve kırık riski
  • Adenomun çevre dokulara baskısıyla görme alanı kayıpları
  • Hipofiz hormon yetersizliği tablosu (hipopituitarizm)
  • Nadir görülen ancak ciddi bir tablo olan tiroid krizi

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Açıklanamayan çarpıntı, istemsiz kilo kaybı, sıcağa tahammülsüzlük, aşırı terleme ve ellerde titreme gibi şikayetleriniz haftalarca sürüyorsa endokrinoloji uzmanına başvurmanız önerilir. Bu belirtiler ilk bakışta strese ya da yorgunluğa bağlanabilir, ancak uzun süreli devam etmesi durumunda mutlaka değerlendirilmesi gerekir. Kalp atışlarında düzensizlik hissediyor, merdiven çıkarken alışılmadık nefes darlığı yaşıyorsanız zaman kaybetmeden uzman görüşü almanız sürecin doğru ilerlemesi açısından önemlidir.

Şiddetli ve sık tekrarlayan baş ağrıları, görmenizde bulanıklık, yan görüşünüzde daralma ya da çift görme şikayetleri ortaya çıktığında bu durum yalnızca göz sağlığıyla sınırlı değildir. Hipofiz bezindeki bir sorunun habercisi olabileceği için ivedilikle hekime başvurmanız gerekir. Adet düzensizliği, açıklanamayan halsizlik, cinsel istek azalması ve süt gelmesi gibi hormonal belirtiler de hipofiz değerlendirmesi gerektiren bulgular arasındadır.

Daha önce tiroid hastalığı tanısı almış ve takip altında olan kişilerde kontrol muayenelerine düzenli gitmek son derece önemlidir. Hormon değerlerinde uyumsuzluk fark edildiğinde, ilaç dozları yeterli görünmesine rağmen şikayetleriniz sürüyorsa hekiminizi bilgilendirin. Erken dönemde yapılan değerlendirme, hem adenomun küçük boyutlardayken yakalanmasını hem de komplikasyonların önlenmesini sağlar. Şikayetlerinizi önemsiz görmek yerine uzman bir hekimle paylaşmanız sağlığınızı korumanın temel adımıdır.

Son Değerlendirme

TSH salgılayan adenom, nadir görülmesine karşın yaşam kalitesini ve genel sağlığı belirgin biçimde etkileyebilen bir hipofiz tümörüdür. Erken tanı, doğru laboratuvar yorumlaması ve ileri görüntüleme yöntemleriyle desteklenen kapsamlı bir değerlendirme süreci, hastalığın yönetiminde belirleyici unsurdur. Endokrinoloji ve nöroşirürji ekiplerinin birlikte çalıştığı merkezlerde hastalar hem hipertiroidi hem de kitle etkisi açısından bütüncül biçimde ele alınır. Belirtilerin sinsi seyredebilmesi nedeniyle açıklanamayan şikayetlerin önemsenmesi ve uzman görüşü alınması, sürecin olumlu ilerlemesi açısından önemlidir.

Koru Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları bölümünde uzman hekimlerimiz, tsh salgılayan adenom gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Lernen Sie unsere Fachärzte kennen

Vereinbaren Sie jetzt einen Termin oder rufen Sie uns für Ihre Gesundheit an.

WhatsApp Online-Termin