Beyin ve Sinir Cerrahisi

Akustik Nörinom

Koru Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümünde akustik nörinom için aktif gözlem, stereotaktik radyocerrahi ve fasiyal sinir nöromonitorizasyonu eşliğinde mikrocerrahi sunulmaktadır.

Akustik nörinom, iç kulaktan beyne uzanan denge ve işitme sinirinin (vestibülokoklear sinir) etrafındaki Schwann hücrelerinden köken alan, yavaş büyüyen iyi huylu bir tümördür. Tıbbi literatürde vestibüler schwannom adıyla da anılan bu tablo, kafa içinde yer alan kitlelerin yaklaşık yüzde sekizini oluşturur ve büyük çoğunluğu tek taraflıdır. Yavaş ilerleyen yapısı nedeniyle belirtiler uzun süre fark edilmeyebilir, bu da tanının çoğu zaman geciktiği anlamına gelir. Erken dönemde yakalandığında izlem, ışın tedavisi ya da cerrahi seçenekleriyle süreç başarıyla yönetilebilir.

Tümör genellikle iç kulak yolunda küçük bir odakta başlar, zamanla beyin sapına doğru ilerleyerek çevre yapılara baskı uygulayabilir. Tek taraflı işitme kaybı, çınlama ve denge sorunlarıyla kendini gösterebilen bu tabloda erken değerlendirme, hem işitme işlevinin hem de yüz sinirinin korunması açısından belirleyici unsurdur. Aşağıdaki bölümlerde akustik nörinomun kimlerde sık görüldüğünden belirtilerine, nedenlerinden tanı yöntemlerine ve olası komplikasyonlarına kadar gündelik dilde, pratik bilgiler ele alınmıştır.

Kimlerde Görülür?

Akustik nörinom her yaşta ortaya çıkabilen bir tümör olsa da en sık 30 ila 60 yaş arasındaki yetişkinlerde tespit edilir. Çocuklarda görülme sıklığı oldukça düşüktür ve genellikle altta yatan genetik bir yatkınlığa işaret eder. Cinsiyet açısından kadın ve erkek arasında belirgin bir fark gözlenmez, ancak bazı çalışmalarda kadınlarda küçük bir oranda fazlalık bildirilmiştir. Toplum genelinde yıllık görülme sıklığı yüz binde bir ile iki arasındadır ve son yıllarda manyetik rezonans (MR) görüntülemenin yaygınlaşmasıyla tanı oranı belirgin biçimde artmıştır.

Tek taraflı işitme kaybı yaşayan, sürekli kulak çınlaması ya da dengesizlik tarif eden kişilerin bir bölümünde altta yatan neden akustik nörinom olabilir. Aile öyküsünde nörofibromatozis tip 2 bulunan bireyler özellikle dikkatli olmalıdır; bu kalıtsal hastalıkta her iki kulakta birden tümör gelişme olasılığı yüksektir ve genellikle daha erken yaşlarda belirtiler başlar. Kafa bölgesine yönelik geçmiş ışın tedavisi almış kişilerde de risk göreceli olarak artar.

Mesleği gereği uzun süre yüksek sese maruz kalan kişilerde işitme kaybı sıkça görüldüğünden, tek taraflı şikayetler bazen gürültüye bağlı sanılarak gözden kaçabilir. Bu nedenle özellikle tek kulakta belirginleşen sorunlar fark edildiğinde detaylı bir kulak burun boğaz ile nöroloji değerlendirmesi yapılmalıdır. Cep telefonu kullanımıyla akustik nörinom arasında zaman zaman gündeme gelen ilişki ise bilimsel verilerle güçlü biçimde desteklenmemiştir.

Akustik nörinomun daha sık gözlendiği bazı kişi gruplarını şu şekilde sıralamak mümkündür:

  • 30 ile 60 yaş aralığındaki orta yaş yetişkinler
  • Nörofibromatozis tip 2 tanısı taşıyan ya da aile öyküsünde bu hastalık bulunan bireyler
  • Çocukluk döneminde baş ve boyun bölgesine ışın tedavisi almış kişiler
  • Tek taraflı işitme kaybı ya da sürekli çınlama yakınması olan yetişkinler
  • Uzun yıllar yüksek sese maruz kalan meslek gruplarındaki çalışanlar

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Akustik nörinomun en sık karşılaşılan belirtisi, yavaş yavaş ilerleyen ve genellikle tek kulakta ortaya çıkan işitme kaybıdır. Hastaların büyük bir bölümü şikayetlerini ilk olarak telefon görüşmelerinde fark eder; konuşmaları tek taraftan anlamakta güçlük yaşadıklarını ya da bazı seslerin boğuk geldiğini belirtirler. Yüksek frekanslı seslerin algılanmasındaki azalma, özellikle kalabalık ortamlarda iletişimi zorlaştırır. İşitme kaybının yanı sıra aynı kulakta sürekli devam eden bir çınlama (tinnitus, yani dış uyaran olmadan duyulan ses) sık eşlik eden bir bulgudur.

Denge sinirinden köken alan bu tümörde dengesizlik, baş dönmesi ve yürüyüş sırasında bir tarafa kayma hissi görülebilir. Belirtiler genellikle aniden ortaya çıkan şiddetli baş dönmesi şeklinde değil, uzun zamana yayılan hafif bir denge bozukluğu biçiminde gelişir. Hasta merdiven inerken, karanlık ortamda yürürken ya da gözlerini kapattığında dengesini kaybetme hissini daha belirgin yaşayabilir. Bulantı tabloya nadiren eşlik eder.

Tümör büyüdükçe çevre sinir yapılarına baskı yapmaya başlar ve klinik tabloya yeni belirtiler eklenir. Yüz sinirine (fasiyal sinir) baskı sonucunda aynı taraf yüz yarısında uyuşma, karıncalanma, hafif kuvvet kaybı ortaya çıkabilir. Trigeminal sinir (yüzün duyusunu taşıyan ana sinir) etkilenirse yüzde uyuşukluk ya da iğnelenme tariflenir. İleri evrelerde beyin sapına bası nedeniyle yutma güçlüğü, ses kısıklığı, baş ağrısı, görme bozukluğu gibi bulgular eklenebilir.

Bazı hastalarda işitme kaybı ani biçimde ortaya çıkabilir ve bu durum akustik nörinomun atlanan tanılarından biri olarak karşımıza çıkar. Bu nedenle ani işitme kaybı yaşayan kişilerin yalnızca işitme testiyle değil, gerektiğinde MR görüntülemeyle de değerlendirilmesi gerekir. Belirtilerin başlangıcı ile tanı arasındaki süre çoğu zaman birkaç yılı bulabilir.

Nedenleri Nelerdir?

Akustik nörinomun büyük çoğunluğu sporadik biçimde, yani bilinen bir aile öyküsü olmaksızın ortaya çıkar. Tümör, denge ve işitme sinirinin etrafını saran Schwann hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasıyla gelişir. Bu çoğalmanın temelinde 22. kromozom üzerinde yer alan NF2 geninde meydana gelen değişiklikler bulunur. Söz konusu gen, hücre bölünmesini düzenleyen merlin adlı bir proteini üretir; işlevini yitirdiğinde Schwann hücreleri kontrolsüz biçimde artar.

Hastaların yaklaşık yüzde beşi nörofibromatozis tip 2 adı verilen kalıtsal bir hastalığa sahiptir. Bu tabloda her iki kulakta da akustik nörinom gelişme olasılığı yüksektir ve sinir sisteminin başka bölgelerinde de tümörler ortaya çıkabilir. Otozomal dominant geçiş gösteren bu hastalıkta ebeveynlerden birinde tablo varsa çocuklara aktarılma olasılığı yüzde elli düzeyindedir. Genetik danışmanlık bu ailelerde önemli bir destek sağlar.

Çevresel etkenler arasında en güçlü kanıt çocukluk döneminde baş bölgesine alınan yüksek dozda ışın tedavisidir. Cep telefonu kullanımı, mesleki gürültüye maruziyet ya da beslenme alışkanlıkları gibi etkenlerle ilgili çalışmalar tutarlı sonuçlar ortaya koymamıştır. Mevcut bilimsel veriler, bu faktörlerin tek başına tümör gelişimine yol açtığını destekleyecek nitelikte değildir. Yine de uzun süreli yüksek sese maruziyetten kaçınmak, genel kulak sağlığı açısından yararlıdır.

Yaşın ilerlemesiyle birlikte hücre onarım ve kontrol mekanizmalarındaki yavaşlama da tablonun ortaya çıkışına zemin hazırlayabilir. Genetik değişikliklerin yalnızca bir kısmı kalıtsal yolla aktarılır; büyük bölümü kişinin yaşamı boyunca Schwann hücrelerinde rastgele biçimde gelişir. Bu durum, herhangi bir aile öyküsü olmayan bireylerde de tümörün neden gözlendiğini açıklamaya yardımcı olur. Hormon değişiklikleri ve enflamasyon süreçleri üzerine yürütülen araştırmalar ise henüz kesin sonuçlara ulaşmamıştır.

Tanı Nasıl Konulur?

Akustik nörinom tanısı, ayrıntılı bir hasta öyküsü ve fiziksel muayeneyle başlar. Hekim öncelikle işitme kaybının ne zaman başladığını, tek taraflı olup olmadığını, çınlama ve denge sorunlarının seyrini sorgular. Kulak burun boğaz muayenesinde dış kulak yolu ve kulak zarı değerlendirilir; bu yapıların büyük bölümünde herhangi bir bozukluk saptanmaz. Nörolojik muayenede yüz siniri işlevi, denge testleri ve diğer kraniyal sinirler ayrıntılı biçimde incelenir.

İşitme değerlendirmesinde temel araç saf ses odyometrisidir. Bu test, hastanın farklı frekanslardaki sesleri ne düzeyde duyduğunu ölçer ve tek taraflı sensörinöral (iç kulak ve sinir kaynaklı) kayıp tipik bulgudur. Konuşmayı ayırt etme testi, yüksek frekanslarda belirginleşen kayıp, beyin sapı işitsel uyarılmış cevap (BERA) testindeki uzamış iletim süreleri akustik nörinom için yönlendirici verilerdir. Denge işlevini değerlendirmek için elektronistagmografi ya da video baş itme testi uygulanabilir.

Tanıyı kesinleştiren temel görüntüleme yöntemi, kontrast maddeli kraniyal manyetik rezonans (MR) incelemesidir. Bu yöntem, milimetrik düzeydeki tümörleri bile gösterebilir ve iç kulak yolundaki ya da köprü-serebellar köşedeki kitleyi ayrıntılı biçimde ortaya koyar. Tümörün boyutu, beyin sapına olan ilişkisi ve çevre sinir yapılarıyla teması bu görüntülerle değerlendirilir. MR kullanılamadığında kontrastlı bilgisayarlı tomografi (BT) ikinci tercih olabilir, ancak küçük tümörlerde yetersiz kalabilir.

Tanı sürecinde sıkça başvurulan inceleme ve testler şunlardır:

  • Saf ses ve konuşma odyometrisiyle ayrıntılı işitme değerlendirmesi
  • Beyin sapı işitsel uyarılmış cevap (BERA) testi
  • Kontrast maddeli kraniyal manyetik rezonans görüntüleme
  • Denge işlevini ölçen vestibüler testler
  • Nörofibromatozis şüphesinde genetik inceleme ve danışmanlık

Komplikasyonlar Nelerdir?

Geç tanı konulan akustik nörinomlarda en sık karşılaşılan sorun, etkilenen kulakta giderek artan işitme kaybıdır. Bazı durumlarda işitme tamamen yitirilebilir ve bu kayıp, tümör küçültülse bile geri kazanılamayabilir. Sürekli devam eden çınlama hastanın uyku düzenini bozabilir, konsantrasyonunu olumsuz etkileyebilir ve zamanla ruh h├óli üzerinde olumsuz izler bırakabilir. Sosyal etkileşimden kaçınma ve iş yaşamında verim düşüşü sık görülen yansımalar arasında yer alır.

Tümörün büyümesiyle birlikte denge sinirine olan baskı artar ve dengesizlik daha belirgin h├óle gelir. Hastalar düşmelere bağlı yaralanma riski taşıyabilir, özellikle ileri yaş grubunda bu durum kalça kırığı gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Yüz sinirine ilerleyen bası, aynı taraf yüz yarısında kuvvet kaybına, göz kapağının tam kapanmaması ve buna bağlı korneal sorunlara neden olabilir. Trigeminal sinir etkilendiğinde yüzde uyuşma, ağrı ya da çiğneme güçlüğü tabloya eklenebilir.

Büyük boyutlara ulaşan tümörlerde beyin sapına ve beyinciğe bası söz konusu olabilir. Bu durumda yutma güçlüğü, ses kısıklığı, baş ağrısı, bulantı ve görme bozuklukları ortaya çıkabilir. İleri evrede beyin omurilik sıvısının dolaşımının bozulmasıyla hidrosefali (beyinde sıvı birikimi) gelişebilir; bu, kritik öneme sahip bir komplikasyondur. Tedavi süreçlerine bağlı komplikasyonlar arasında cerrahi sonrası yüz sinir işlev kaybı, işitme kaybının kalıcı h├óle gelmesi ve nadiren beyin omurilik sıvısı kaçağı yer alır.

Erken tanı ve uygun yaklaşımla pek çok komplikasyonun önüne geçilebilir. Küçük tümörlerde izlem stratejisi tercih edilebilir, orta büyüklükteki tümörlerde stereotaktik radyocerrahi uygun bir seçenek olabilir, büyük tümörlerde ise mikrocerrahi gündeme gelir. Multidisipliner bir değerlendirme süreci, komplikasyon riskinin azaltılmasında belirleyici bir unsur olarak öne çıkar.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Tek kulakta başlayan ve giderek ilerleyen bir işitme kaybı fark ettiğinizde, durumu basit bir kulak tıkanıklığı olarak değerlendirip ertelememeniz önerilir. Özellikle telefon konuşmalarında bir tarafı duymakta zorlandığınızı, kalabalık ortamlarda konuşmaları ayırt etmenin zorlaştığını gözlemliyorsanız bir uzmana başvurmak yararlı olabilir. Tek taraflı ve kalıcı bir çınlama da değerlendirilmesi gereken önemli bir belirti olarak karşımıza çıkar.

Ani işitme kaybı, ilk yirmi dört ila kırk sekiz saat içinde değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Bu tabloda zaman içinde işitmenin geri kazanılma olasılığı azalır, ayrıca altta yatan akustik nörinom gibi nedenler atlanabilir. Yürürken sürekli aynı tarafa kayma, karanlık ortamda dengenizi koruyamama, baş dönmesi atakları yaşamanız durumunda nörolojik değerlendirme istemeniz önerilir. Yüzünüzün bir yarısında uyuşma, karıncalanma ya da hafif kuvvet kaybı dikkate alınması gereken bulgular arasında sayılır.

Ailenizde nörofibromatozis tip 2 tanısı bulunan bireyler varsa, herhangi bir belirti olmasa dahi düzenli aralıklarla işitme testi ve gerektiğinde görüntüleme yaptırmanız önemlidir. Sürekli baş ağrısı, bulantı, görme değişiklikleri, yutma güçlüğü gibi belirtiler ortaya çıktığında ise tabloyu erken yakalamak için zaman kaybetmemelisiniz. Erken başvuru, hem tedavi seçeneklerini genişletir hem de işitme ve yüz siniri işlevinin korunma şansını artırır.

Son Değerlendirme

Akustik nörinom, yavaş büyüyen yapısı nedeniyle çoğu zaman sinsi seyreden ancak doğru tanı ve uygun yaklaşımla başarıyla yönetilebilen bir tablo olarak öne çıkar. Tek taraflı işitme kaybı, çınlama ve denge sorunları gibi belirtilerin ihmal edilmemesi, tümörün küçük boyutlardayken yakalanmasını sağlar. Görüntüleme yöntemlerinin gelişmesiyle birlikte tanı daha erken konulabilmekte; izlem, radyocerrahi ve mikrocerrahi seçenekleri sayesinde hastaların büyük bölümünde işitme ve yüz siniri işlevi korunabilmektedir.

Koru Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümünde uzman hekimlerimiz, akustik nörinom gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment