Acil Servis

Pnömotoraks

Koru Hastanesi olarak pnömotoraks tanı ve yaklaşımda göğüs tüpü uygulaması, takip ve gerekli cerrahi müdahaleyi uzman göğüs cerrahisi ekibimizle gerçekleştiriyoruz.

Pnömotoraks, akciğer ile göğüs duvarı arasındaki boşlukta hava birikmesi sonucu akciğerin kısmen veya tamamen sönmesi durumudur. Halk arasında "akciğer sönmesi" olarak da bilinen bu tablo, ani gelişen göğüs ağrısı ve nefes darlığıyla kendini gösterir. Sağlıklı görünen genç bir kişide bir anda ortaya çıkabileceği gibi, kronik akciğer hastalığı olan bireylerde altta yatan bir sürecin işareti olarak da karşımıza çıkabilir.

Pnömotoraks tablosu, hafif şikayetlerle seyreden küçük bir hava birikiminden, dolaşımı tehdit eden ve acil müdahale gerektiren ağır formlara kadar geniş bir yelpazede görülür. Bu nedenle göğüs bölgesinde aniden başlayan keskin ağrı ve nefes alma güçlüğü yaşandığında zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak önem taşır. Erken tanı, akciğer fonksiyonlarının korunmasında belirleyici bir unsurdur.

Kimlerde Görülür?

Pnömotoraks, her yaş grubunda görülebilen bir tablo olmakla birlikte bazı kişilerde daha sık karşımıza çıkar. Uzun boylu, ince yapılı genç erkekler bu tablonun en sık görüldüğü grubu oluşturur. Yirmi ile kırk yaş arasındaki sigara içen bireylerde altta hiçbir hastalık olmaksızın aniden ortaya çıkan tipe spontan (kendiliğinden) pnömotoraks adı verilir ve bu form genellikle akciğer yüzeyindeki küçük hava keseciklerinin patlaması ile gelişir.

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), astım, tüberküloz, kistik fibrozis ve akciğer kanseri gibi hastalıkları olan bireylerde ise sekonder pnömotoraks denilen ikincil form görülür. Bu grupta tablo genellikle daha ağır seyreder çünkü zaten hasarlı olan akciğer dokusu, hava kaçağına karşı daha kırılgan bir yapıdadır. İleri yaş, hastalık ortaya çıktığında belirtilerin daha şiddetli yaşanmasına neden olabilir.

Göğüs travması geçirenler, trafik kazası sonrası kaburga kırığı yaşayanlar, bıçaklanma veya ateşli silah yaralanmasına maruz kalan kişilerde travmatik pnömotoraks gelişebilir. Ayrıca tüp takılması, akciğer biyopsisi, santral venöz kateter yerleştirilmesi gibi tıbbi işlemler sonrası iatrojenik (tıbbi müdahaleye bağlı) pnömotoraks da görülebilir. Daha önce pnömotoraks geçirmiş bireylerde tablonun tekrarlama riski belirgin ölçüde yüksektir.

  • Uzun boylu, ince yapılı, 20-40 yaş arası genç erkekler
  • Sigara kullanan bireyler ve uzun süreli pasif içiciler
  • KOAH, astım, akciğer kanseri gibi kronik solunum yolu hastalığı olanlar
  • Göğüs travması veya kaburga kırığı geçirenler
  • Daha önce pnömotoraks öyküsü olan kişiler
  • Aile öyküsünde benzer tablo bulunan bireyler

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Pnömotoraksın en tipik belirtisi, aniden başlayan tek taraflı keskin göğüs ağrısıdır. Bu ağrı genellikle bıçak saplanır gibi tarif edilir, derin nefes alındığında veya öksürüldüğünde belirgin biçimde artar. Ağrı omuza, sırta veya kola da yayılabilir. Şikayet bazen istirahat sırasında, bazen de hafif bir hareket sonrasında ortaya çıkar ve hastayı oldukça tedirgin eder.

Nefes darlığı, ağrıyla birlikte en sık görülen ikinci belirtidir. Hava birikiminin miktarına bağlı olarak nefes darlığı hafif sıkışma hissinden başlayıp ciddi solunum güçlüğüne kadar ilerleyebilir. Küçük bir pnömotoraksta hasta yalnızca merdiven çıkarken zorlandığını fark ederken, büyük bir hava birikiminde dinlenirken bile rahat nefes alamaz h├óle gelir. Hızlı ve yüzeysel solunum, bu tabloyu yaşayan bireylerde sık karşılaşılan bir bulgudur.

Bunlara ek olarak kuru öksürük, çarpıntı, terleme ve halsizlik gibi şikayetler de eşlik edebilir. Ciddi olgularda dudaklarda ve parmak uçlarında morarma (siyanoz) görülür ve bu durum dokulara yeterli oksijen ulaşmadığının önemli bir göstergesidir. Tansiyon pnömotoraks adı verilen ve dolaşımı bozan formda hastanın tansiyonu düşer, boyun damarlarında belirgin dolgunluk oluşur ve şuur bulanıklığı tabloya eklenebilir. Bu form, dakikalar içinde müdahale gerektiren acil bir tablodur.

Hafif olgularda belirtiler birkaç gün içinde kendiliğinden gerileyebilir ve hasta sıkıntısının nedenini fark etmeden iyileşebilir. Ancak şikayetlerin geçici olarak hafiflemesi, sorunun tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Hava birikimi devam ediyor olabilir ve tekrar şiddetlenebilir. Bu nedenle ani başlayan göğüs ağrısı ve nefes darlığı yaşayan her bireyin bir sağlık kuruluşunda değerlendirilmesi yerinde olur.

Nedenleri Nelerdir?

Pnömotoraksın oluş mekanizmalarının başında akciğer yüzeyindeki küçük hava keseciklerinin (bleb veya bül) patlaması gelir. Bu yapılar genellikle akciğerin üst loblarında bulunur ve sağlıklı görünen bireylerde bile yer alabilir. Ani basınç değişiklikleri, sert öksürük, ağır kaldırma veya bazen hiçbir tetikleyici olmaksızın bu kesecikler yırtılarak akciğer içindeki havanın plevral boşluğa kaçmasına yol açar.

Sigara kullanımı, pnömotoraks gelişiminde başlı başına önemli bir risk faktörüdür. Sigara, akciğer dokusunda yapısal bozulmalara neden olarak hava keseciklerinin oluşumunu kolaylaştırır. Günde içilen sigara miktarı arttıkça risk de katlanarak yükselir. Esrar ve benzeri maddelerin solunum yoluyla alınması da plevral boşluğa hava kaçışını artıran etkenler arasında sayılabilir.

Göğüs bölgesine alınan darbeler, trafik kazaları, yüksekten düşmeler, kaburga kırıkları ve delici-kesici alet yaralanmaları travmatik pnömotoraksın başlıca nedenleridir. Bunun yanı sıra bazı tıbbi işlemler sırasında istem dışı hava kaçağı oluşabilir. Akciğer biyopsisi, plevra ponksiyonu, mekanik ventilasyon ve santral venöz kateter yerleştirilmesi bu işlemlere örnek gösterilebilir. Dalış sırasında yaşanan ani basınç değişiklikleri ve uçuş yüksekliğindeki atmosfer farklılıkları da nadiren pnömotoraks tetikleyebilir.

Altta yatan akciğer hastalıkları da önemli bir neden grubunu oluşturur. KOAH'lı bireylerde akciğer dokusunun yapısı bozulmuş olduğundan hava kaçağı riski yüksektir. Akciğer kanseri, tüberküloz, kistik fibrozis, idiyopatik pulmoner fibrozis ve şiddetli astım atakları sırasında da pnömotoraks gelişebilir. Kadınlarda menstrüasyon dönemiyle ilişkili olarak ortaya çıkan ve katamenial pnömotoraks olarak adlandırılan nadir bir form da bulunur.

Tanı Nasıl Konulur?

Pnömotoraks tanısı, hastanın anlattığı şikayetler, fizik muayene bulguları ve görüntüleme yöntemleri ile konulur. Hekim öncelikle ağrının ne zaman başladığını, hangi durumlarda arttığını, daha önce benzer bir tablo yaşanıp yaşanmadığını ve hastanın sigara kullanımı, mesleki maruziyetleri ile mevcut hastalıklarını ayrıntılı biçimde sorgular. Yakın zamanda geçirilen travma veya tıbbi işlem öyküsü de tanı sürecinde belirleyici bir unsurdur.

Fizik muayenede etkilenen taraftaki göğüs hareketlerinin azaldığı, solunum seslerinin zayıfladığı veya tamamen kaybolduğu fark edilir. Perküsyon (göğüse parmakla vurma) sırasında alınan ses, normalde duyulan sesten daha tok ve boş bir nitelik kazanır. Tansiyon pnömotoraksında boyun damarlarının dolgunluğu, soluk borusunun karşı tarafa kayması ve tansiyon düşüklüğü gibi acil müdahale gerektiren bulgular saptanır.

Akciğer grafisi (göğüs röntgeni), tanıda en sık başvurulan görüntüleme yöntemidir. Filmde akciğer ile göğüs duvarı arasındaki hava birikimi, akciğer kenarının iç tarafa doğru çekilmesi şeklinde net biçimde görülür. Bilgisayarlı tomografi (BT) ise küçük pnömotoraksların, altta yatan akciğer hastalıklarının ve hava keseciklerinin daha ayrıntılı incelenmesinde tercih edilir. Acil servislerde son yıllarda yaygınlaşan akciğer ultrasonu, özellikle yatak başında hızlı tanı için değerli bir araç h├óline gelmiştir.

Kan gazı analizi ile hastanın oksijen ve karbondioksit düzeyleri değerlendirilir. Bu inceleme solunum yetmezliği gelişip gelişmediğini belirlemede yardımcı olur. Elektrokardiyografi (EKG) ise göğüs ağrısının kalp kaynaklı nedenlerden ayrılmasında kullanılır. Tanı süreci genellikle hızlı işler ve birkaç saat içinde hastanın hangi pnömotoraks formuna sahip olduğu, hava birikiminin miktarı ve uygulanacak yaklaşım netleştirilir.

  • Ayrıntılı öykü alımı ve fizik muayene
  • Ayakta çekilen akciğer grafisi
  • Şüpheli olgularda bilgisayarlı tomografi
  • Acil değerlendirmede akciğer ultrasonu
  • Arteryel kan gazı analizi
  • EKG ile kalp kaynaklı ağrıların ayırımı

Komplikasyonlar Nelerdir?

Erken fark edilmeyen veya gereken yaklaşımın gecikmesi durumunda pnömotoraks ciddi sorunlara yol açabilir. Bunların başında tansiyon pnömotoraks gelir. Bu durumda plevral boşlukta giderek artan hava, kalbi ve büyük damarları sıkıştırır, dolaşımı bozarak şok tablosuna neden olabilir. Hızlı müdahale yapılmazsa hayati tehlike gelişen acil bir tablodur ve genellikle iğne ile hızlı dekompresyon ardından göğüs tüpü uygulaması gerektirir.

Tekrarlayan pnömotoraks da sık karşılaşılan bir sorundur. Bir kez pnömotoraks geçiren bireylerin yaklaşık üçte birinde aynı veya karşı tarafta tablo yeniden ortaya çıkabilir. Tekrarlama riski ilk olaydan sonraki ilk yıl içinde en yüksektir ve sigara kullanmaya devam edenlerde bu oran çok daha belirgindir. Sık tekrarlayan olgularda cerrahi yaklaşımlar gündeme gelir.

Plevral boşlukta hava ile birlikte sıvı birikmesi (hidropnömotoraks), kan birikmesi (hemopnömotoraks) veya iltihabi birikim (ampiyem) gelişebilir. Özellikle travmatik olgularda kanama, ek bir sorun olarak tabloya eklenir. Uzun süre sönmüş kalan akciğerde, hava boşaltıldıktan sonra yeniden genişleme sürecinde reekspansiyon pulmoner ödemi denilen ve akciğerde sıvı toplanmasıyla seyreden bir durum görülebilir. Kronik akciğer hastalığı olan bireylerde solunum yetmezliği daha kolay gelişir ve iyileşme süreci daha uzun olur.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Aniden başlayan keskin göğüs ağrısı ve nefes darlığı yaşıyorsanız, zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanız önem taşır. Özellikle ağrı derin nefes alırken artıyorsa, omzunuza ya da sırtınıza yayılıyorsa ve bu şikayetlere kuru öksürük eşlik ediyorsa bu bulguları görmezden gelmemelisiniz. Daha önce pnömotoraks geçirdiyseniz benzer şikayetlerin yeniden ortaya çıkması, hızla değerlendirilmesi gereken bir durumdur.

Dudaklarınızda veya parmak uçlarınızda morarma, baş dönmesi, çarpıntı ve bilinç bulanıklığı yaşıyorsanız vakit kaybetmeden 112 acil hattını aramanız gerekir. Bu bulgular tansiyon pnömotoraks gibi acil müdahale gerektiren bir tablonun habercisi olabilir. Göğüs bölgesine darbe aldıktan sonra solunumda zorlanma hissediyorsanız, dışarıdan herhangi bir yaralanma görünmese bile sağlık kuruluşuna başvurmanız uygun olur.

Kronik akciğer hastalığınız varsa ve mevcut nefes darlığınızda ani bir ağırlaşma fark ediyorsanız bu değişikliği önemsemelisiniz. Sigara kullanıyor ve uzun boylu, ince yapılı genç bir bireyseniz, ani gelişen göğüs ağrısını kas ağrısı olarak değerlendirip beklemek doğru bir yaklaşım olmayabilir. Şikayetlerinizin hafif görünmesi sizi yanıltmasın; küçük bir hava birikimi kısa sürede ilerleyebilir ve değerlendirme için bir uzmana danışmanız faydalı olur.

Son Değerlendirme

Pnömotoraks, akciğer ile göğüs duvarı arasına hava kaçışı sonucu gelişen ve farklı şiddetlerde seyredebilen bir tablodur. Sağlıklı bir bireyde ani göğüs ağrısı ve nefes darlığı şeklinde başlayabileceği gibi, altta yatan bir akciğer hastalığı ya da göğüs travmasının ardından da ortaya çıkabilir. Erken tanı, doğru görüntüleme ve uygun yaklaşımla birçok olguda akciğer fonksiyonları başarıyla korunur, tekrarlama riski azaltılır ve hasta günlük yaşamına kısa sürede dönebilir.

Koru Hastanesi Acil Servis bölümünde uzman hekimlerimiz, pnömotoraks gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment