Ortopedi ve Travmatoloji

Enkondrom

Enkondrom, erken tanınması durumunda izlem süreci daha rahat yürütülebilen bir hastalıktır. Hastalığın özelliklerini ve izlem önerilerini öğrenin.

Enkondrom, kemiklerin iç kısmında gelişen ve genellikle sessiz seyreden iyi huylu bir kıkırdak kaynaklı tümördür. Çoğu zaman başka bir nedenle çekilen röntgen filmlerinde tesadüfen fark edilen bu oluşum, en sık el ve ayak kemiklerinde, özellikle parmak kemiklerinde ortaya çıkar. Uzun kemiklerin uç bölgelerine yakın yerlerde de görülebilir. Boyutu birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar değişebilir ve büyüklüğüne, yerleşim yerine göre fark edilirliği farklılaşır. Klinik olarak çoğu zaman bir yakınmaya yol açmadan varlığını sürdürmesi, bu lezyonun en belirgin özelliklerinden biridir.

Enkondromlar genellikle ağrısızdır ve uzun yıllar boyunca herhangi bir şikayete yol açmadan vücutta bulunabilir. Ancak bazı durumlarda kemik dokusunu zayıflatarak kırık riski oluşturabilir veya çevre dokulara baskı yaparak rahatsızlık verebilir. Tıbbi açıdan iyi huylu kabul edilse de düzenli takip büyük önem taşır. Çünkü nadir de olsa kötü huylu dönüşüm (malign transformasyon) görülebilir ve bu nedenle ortopedi uzmanı tarafından uygun aralıklarla değerlendirilmesi gereken bir tablodur. Lezyonun zaman içinde gösterdiği davranış, takip sıklığını belirleyen en önemli unsurlardan biri olarak öne çıkar.

Kimlerde Görülür?

Enkondrom, geniş bir yaş aralığında karşımıza çıkabilen bir kemik lezyonudur. En sık 20 ile 40 yaş arasındaki erişkinlerde fark edilir, ancak çocukluk ve ergenlik döneminde başladığı düşünülmektedir. Kemiğin büyüme süreci tamamlandıktan sonra da var olmaya devam eder ve genellikle yıllar sonra rastlantısal görüntülemelerle ortaya çıkar. Kadın ve erkeklerde benzer oranlarda görülmesi, cinsiyetin belirleyici bir risk unsuru olmadığını gösterir. Toplumdaki gerçek sıklığının, sessiz seyri nedeniyle bilinenden daha yüksek olduğu kabul edilir.

El parmaklarındaki küçük kemikler (falankslar), enkondromun en sık yerleştiği bölgelerdir. Bu nedenle el cerrahisi veya ortopedi polikliniklerine başvuran hastalarda fark edilme oranı yüksek bulunur. Bunun yanı sıra uyluk kemiği (femur), kol kemiği (humerus) ve kaval kemiği (tibia) gibi uzun kemiklerin uç bölümlerinde de yerleşim gösterebilir. Ayak parmak kemikleri de yerleşim yerleri arasında sayılabilir. Tek bir kemikte yalnız bir lezyon olarak görülmesi en yaygın durum olarak öne çıkar.

Bazı kişilerde birden fazla enkondrom bir arada bulunabilir. Bu tabloya çoklu enkondromatozis (Ollier hastalığı) denir. Ollier hastalığı ile birlikte deri ve yumuşak dokuda damarsal lezyonların (hemanjiyom) görüldüğü bir başka tablo ise Maffucci sendromu adını alır. Bu nadir durumlarda lezyonların kötü huylu dönüşüm riski tek başına görülen enkondroma kıyasla daha yüksek seyreder. Bu nedenle aile öyküsünde benzer kemik problemleri olan bireylerin değerlendirilmesi önem taşır.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Enkondromların büyük bir kısmı herhangi bir belirti vermez ve yıllarca sessiz kalır. Hastaların önemli bir bölümü, el bileği burkulması, parmak yaralanması veya ayak ağrısı gibi nedenlerle çekilen röntgen filmlerinde tesadüfen bu oluşumla karşılaşır. Bu nedenle hastalık çoğu zaman bir başka şikayetin araştırılması sırasında gün yüzüne çıkar. Klinikte fark edilirliği görüntüleme yöntemlerinin ulaşılabilirliği ile doğrudan ilişkili bir tablo olarak bilinir.

Şikayet veren enkondromlarda en sık karşılaşılan bulgu, etkilenen kemik bölgesinde hafif şiddette, künt karakterli bir ağrıdır. Bu ağrı genellikle aktiviteyle artar ve dinlenmeyle azalır. Parmak kemiklerinde yerleşim gösteren lezyonlarda, parmakta belirgin bir şişlik veya hafif şekil bozukluğu da görülebilir. Bazı hastalar yıllar içinde parmağın eskisinden daha kalın hale geldiğini fark edebilir. Ancak bu değişiklikler genellikle yavaş ilerler ve dikkat çekmesi zaman alır.

Bazı hastalarda ilk bulgu, kemiğin lezyon nedeniyle zayıflaması sonucu meydana gelen ani bir kırık şeklinde olabilir. Bu duruma patolojik kırık adı verilir ve genellikle düşük şiddetteki bir darbe sonrası ortaya çıkar. Örneğin bir kapı çerçevesine küçük bir çarpma sonrası parmakta beklenmedik bir kırık oluşması, altta yatan bir enkondromu işaret edebilir. Eklem hareketlerinde kısıtlanma, dokunma hassasiyeti ve nadiren çevre dokulara baskıya bağlı uyuşma da diğer bulgular arasında sayılabilir.

  • Etkilenen kemikte yavaş yavaş artan künt ağrı
  • Özellikle parmaklarda görülen belirgin şişlik veya kalınlaşma
  • Hafif travma sonrasında oluşan beklenmedik kırıklar
  • Eklem hareketlerinde sınırlanma ve dokunma hassasiyeti
  • Görüntülemelerde tesadüfen fark edilen kemik içi lezyon

Nedenleri Nelerdir?

Enkondromun ortaya çıkış nedenleri tam olarak aydınlatılamamış olsa da temel olarak büyüme döneminde kıkırdak dokusunun gelişiminde meydana gelen aksamalarla ilişkilendirilir. Kemikler büyüme çağında kıkırdak dokudan kemik dokuya dönüşür (endokondral ossifikasyon). Bu dönüşüm sürecinde bazı kıkırdak hücre kümelerinin kemiğin iç kısmında kalması ve burada büyümeye devam etmesi, lezyonun oluşumunda önemli bir rol oynar. Bu süreç tamamen sessiz biçimde işler ve uzun yıllar sonra fark edilir hale gelir.

Genetik yatkınlık özellikle çoklu enkondromatozis tablolarında belirleyici unsur olarak öne çıkar. Ollier hastalığı ve Maffucci sendromu gibi nadir tablolar, IDH1 ve IDH2 gibi bazı genlerdeki değişimlerle ilişkilendirilmiştir. Bu genetik değişikliklerin bir kısmı kalıtsal değildir ve yaşam sürecinde gelişen sporadik mutasyonlar şeklinde ortaya çıkar. Tek başına görülen enkondromlarda ise net bir genetik nedenden bahsetmek güçtür. Bu durum, hastalığın çoğu zaman aile öyküsü olmadan ortaya çıkışını açıklar.

Çevresel etkenlerin, beslenme alışkanlıklarının veya yaşam tarzının enkondrom oluşumuyla doğrudan ilişkili olduğuna dair güçlü bir kanıt bulunmamaktadır. Spor yapmak, ağır işlerde çalışmak veya geçirilmiş kırıklar gibi mekanik etkenlerin lezyonu başlattığına dair bilimsel veri sınırlıdır. Ancak bu etkenler, var olan ve fark edilmemiş bir enkondromun ağrı yapmasına veya patolojik kırıkla ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle hastalık genellikle çocukluk döneminde başlayan ancak yetişkinlikte fark edilen bir tablo olarak değerlendirilir.

Tanı Nasıl Konulur?

Enkondrom tanısında ilk basamak ayrıntılı bir hasta öyküsü ve fizik muayenedir. Hekim, ağrının ne zaman başladığını, hangi durumlarda arttığını, daha önce geçirilmiş kemik yaralanması olup olmadığını ve ailede benzer hastalık öyküsü bulunup bulunmadığını sorgular. Fizik muayenede etkilenen bölgenin şekli, şişliği, dokunma hassasiyeti ve eklem hareketlerindeki kısıtlanma değerlendirilir. Bu aşama, sonraki görüntüleme yöntemlerinin yönlendirilmesi açısından önemli bir basamak olarak kabul edilir.

Görüntüleme yöntemleri arasında ilk başvurulan yöntem düz röntgendir. Röntgende enkondromlar, kemik içinde sınırları belirgin, içinde küçük kireçlenmeler (kalsifikasyon) bulunan lezyonlar olarak görülür. Çoğu hasta için röntgen bulguları tanı için yeterli olabilir. Lezyonun yerleşim yeri, sınırları ve kemikte yaptığı değişiklikler hakkında önemli bilgi verir. Ancak bazı durumlarda lezyonun karakterini daha ayrıntılı incelemek için ileri görüntüleme yöntemlerine başvurmak gerekir.

Manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve bilgisayarlı tomografi (BT), enkondromun çevre yumuşak dokularla ilişkisini, kemik korteksindeki olası bozulmaları ve lezyonun iç yapısını net biçimde gösterir. Özellikle uzun kemiklerde yerleşim gösteren ve kötü huylu dönüşüm açısından şüphe taşıyan lezyonlarda MR önemli bir araç olarak öne çıkar. Nadiren, görüntüleme bulguları yeterince netleşmediğinde doku örneği alınması (biyopsi) gerekebilir. Biyopsi, lezyonun iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu olduğunu kesin tanı ile ortaya koyar ve takip planını yönlendirir.

  • Düz röntgen ile lezyonun yeri ve sınırlarının değerlendirilmesi
  • MR ile yumuşak doku ilişkisi ve iç yapı analizi
  • BT ile kemik korteksindeki ayrıntılı değişimlerin görüntülenmesi
  • Şüpheli durumlarda yapılan doku biyopsisi
  • Çoklu lezyon şüphesinde tüm vücut taraması

Komplikasyonlar Nelerdir?

Enkondromlar genellikle iyi huylu ve yavaş seyirli oluşumlar olarak kabul edilir. Bununla birlikte bazı durumlarda farklı sorunlara yol açabilir. En sık karşılaşılan komplikasyon, lezyonun bulunduğu kemiğin zayıflaması sonucunda gelişen patolojik kırıklardır. Özellikle el parmak kemiklerinde ortaya çıkan bu kırıklar, parmağın kullanımını önemli ölçüde etkileyebilir ve cerrahi girişime ihtiyaç doğurabilir. İyileşme süreci, lezyonun büyüklüğüne ve yerleşim yerine göre değişkenlik gösterir.

Bir diğer önemli komplikasyon, lezyonun zaman içinde kötü huylu bir tümöre dönüşme ihtimalidir. Bu dönüşüme kondrosarkom adı verilir ve tek başına görülen enkondromlarda oldukça nadir karşılaşılan bir durum olarak bilinir. Ancak çoklu enkondromatozis ve Maffucci sendromu gibi tablolarda risk daha yüksek seyreder. Ağrının giderek artması, lezyonun boyutunda hızlı büyüme veya görüntülemede yeni bulguların ortaya çıkması, dönüşüm açısından dikkat edilmesi gereken işaretler arasında yer alır. Bu nedenle düzenli takip büyük önem taşır.

Eklem yakınında yerleşim gösteren büyük enkondromlar, eklem hareketlerinde kısıtlanmaya, kavrama gücünde azalmaya ve günlük yaşam aktivitelerinde zorluğa yol açabilir. Örneğin parmakta yerleşim gösteren bir lezyon, kalem tutmayı, düğme iliklemeyi veya bir kapağı açmayı güçleştirebilir. Uzun kemiklerde yerleşim gösteren büyük lezyonlar ise yürüme ve ağırlık taşıma sırasında rahatsızlık verebilir. Cerrahi girişim sonrası nadiren tekrarlama (nüks), kemik iyileşmesinde gecikme ve çevre yumuşak dokularda hassasiyet gibi durumlar da görülebilir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Enkondrom çoğu zaman sessiz bir tablo olduğundan, varlığını ancak görüntüleme yöntemleri sırasında fark edebilirsiniz. Ancak el, ayak, kol veya bacak kemiklerinizde haftalarca süren ve geçmeyen bir ağrı yaşıyorsanız, bu durumu hafife almamanız önemlidir. Özellikle aktiviteyle artan, geceleri sizi rahatsız eden ve ağrı kesicilere rağmen geçmeyen kemik ağrıları, altta yatan bir lezyonun habercisi olabilir. Bu durumda bir ortopedi uzmanına başvurmanız uygun olur.

Parmaklarınızda fark ettiğiniz yavaş büyüyen bir şişlik, eskisinden farklı bir kalınlaşma veya şekil değişikliği varsa hekim değerlendirmesi almanız önerilir. Aynı şekilde küçük bir darbe sonrasında beklenmedik biçimde kırık geçirdiyseniz, kemiğinizin neden bu kadar kolay kırıldığının araştırılması gerekir. Daha önce çekilmiş bir röntgen filminde size kemik içinde bir lezyondan bahsedilmişse, düzenli kontrollerinizi aksatmamanız ve takip programına uymanız önemlidir.

Ailenizde çoklu enkondromatozis veya benzer kemik hastalıkları öyküsü varsa, herhangi bir şikayetiniz olmasa bile değerlendirme yaptırmanız faydalı olabilir. Lezyonun büyüklüğünde değişiklik, ağrının karakterinde belirgin farklılaşma veya görüntülemede yeni bulgular fark edildiğinde uzman görüşüne başvurmanız gerekir. Erken değerlendirme, hem patolojik kırık gibi sorunların önlenmesi hem de nadir de olsa görülebilen kötü huylu dönüşümün zamanında saptanması açısından belirleyici olur.

Son Değerlendirme

Enkondrom, kemiğin iç kısmında yerleşim gösteren, çoğunlukla sessiz seyirli, iyi huylu bir kıkırdak kaynaklı lezyondur. Genellikle el parmak kemiklerinde fark edilen bu oluşum, bazı durumlarda ağrıya, şişliğe veya patolojik kırığa yol açabilir. Tanı sürecinde röntgen, MR ve BT gibi görüntüleme yöntemleri belirleyici bir rol oynar. Takip planı; lezyonun büyüklüğüne, yerleşim yerine, oluşturduğu şikayetlere ve kötü huylu dönüşüm riskine göre kişiye özel olarak şekillendirilir. Düzenli kontrol, hem mevcut durumun izlenmesine hem de olası komplikasyonların erken fark edilmesine katkı sağlar.

Koru Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, enkondrom gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Conozca a Nuestros Médicos Especialistas

Reserve una cita ahora o llámenos por su salud.

WhatsApp Cita en Línea