Çocuk Hematoloji ve Onkoloji

Çocuk Kanser Tedavisi Sonrası Göz Sorunları

Çocuklarda görülen Çocuklarda Kanser Tedavisi Sonrası Göz Sorunları Üzerine, yaşa göre farklı bulgularla seyredebilen önemli bir tablodur. Detaylı bilgi için sayfa içeriğini inceleyin.

Çocukluk çağı kanserleri, modern onkolojideki gelişmelerle birlikte giderek artan oranlarda iyileşmeye katkı sağlayan bir hastalık grubu h├óline gelmiştir. Ancak kemoterapi, radyoterapi, kemik iliği nakli ve hedefe yönelik ajanlar gibi yoğun protokollerin uygulandığı bu süreçlerden sonra çocuklarda çeşitli geç dönem yan etkilerle karşılaşılabilmektedir. Görme sistemi, hem yapısal hassasiyeti hem de gelişim çağındaki çocuğun nörolojik olgunlaşmasıyla doğrudan ilişkili olması nedeniyle bu yan etkilerden en sık etkilenen alanlardan biri olarak öne çıkmaktadır. Onkolojik sürecin tamamlanmasının ardından küçük hastaların gözlerinde ortaya çıkabilecek değişikliklerin erken fark edilmesi, çocuğun akademik başarısı, sosyal uyumu ve uzun vadeli yaşam kalitesi açısından önemli bir konu olarak değerlendirilmektedir.

Pediatrik onkoloji literatüründe geç dönem oküler komplikasyonlar olarak adlandırılan bu tablo, kullanılan kemoterapötik ajanların türüne, dozuna, radyoterapinin uygulandığı bölgeye, çocuğun tanı anındaki yaşına ve eşlik eden sistemik durumlara göre farklılık göstermektedir. Özellikle merkezi sinir sistemi tümörleri, retinoblastom, lösemi ve lenfoma gibi tanılarda uygulanan protokoller sonrasında göz yüzeyinden optik sinire, gözyaşı bezlerinden retinaya kadar geniş bir yelpazede değişiklikler izlenebilmektedir. Bu nedenle çocuk hematoloji ve onkoloji ekiplerinin oftalmoloji bölümleriyle yürüttüğü çok disiplinli takip, sağaltım sonrası yaşamda görme fonksiyonlarının korunmasında belirleyici bir rol üstlenmektedir.

Kemoterapi protokollerinde sıklıkla yer alan vinkristin, sisplatin, sitozin arabinozid, metotreksat ve kortikosteroidler gibi ajanların göz dokuları üzerinde değişik mekanizmalarla etki gösterebildiği bilinmektedir. Vinkristin kullanımı sonrasında optik sinir nöropatisi, göz kapağında düşüklük ve dış göz kaslarının hareketinde geçici kısıtlanma bildirilmiştir. Sitozin arabinozid yüksek dozlarda kornea epiteli üzerinde değişikliklere yol açabilmekte, hastalarda batma, yanma ve ışığa karşı aşırı duyarlılık şik├óyetlerine neden olabilmektedir. Sisplatin tabanlı protokollerin ise işitme kaybı yanında nadiren retina pigment epitelinde değişikliklerle ilişkilendirildiği gözlenmiştir. Bu ajanların etkisi genellikle doza bağımlı olup tedavi tamamlandıktan sonra düzenli oftalmolojik kontrollerle izlenmesi önerilmektedir.

Uzun süreli ya da yüksek doz kortikosteroid kullanımı, çocukluk çağı lösemi ve lenfoma protokollerinin temel bileşenlerinden biri olarak yer almaktadır. Bu ilaç grubunun kümülatif etkisiyle gelişebilen posterior subkapsüler katarakt, sağaltım sonrası dönemde en sık karşılaşılan göz problemlerinden biri olarak tanımlanmaktadır. Lens arka yüzeyinde meydana gelen bulanıklaşma, çocuğun yakın okuma performansında düşüş, kontrast duyarlılığında azalma ve parlak ışıkta görme zorluğu şeklinde yansıyabilmektedir. Erken evrede saptanan katarakt olguları, çocuğun yaşına ve görme keskinliğine göre takip altında tutulmakta; ileri evredeki olgularda ise cerrahi yaklaşımla yönetilmektedir. Ayrıca steroid kullanımına bağlı göz içi basınç artışı ve buna eşlik eden glokom riski de düzenli muayenelerle değerlendirilmektedir.

Kraniyal radyoterapi alan çocuklarda göz ve çevresindeki dokulara yönelik geç dönem etkiler ayrı bir başlık olarak öne çıkmaktadır. Özellikle posterior fossa tümörleri, kraniyofarengiom, optik gliom ve bazı lösemi protokollerinde uygulanan profilaktik beyin ışınlamaları sonrasında göz yüzeyi, gözyaşı bezleri, lens, retina ve optik sinirde değişiklikler gelişebilmektedir. Radyasyona bağlı katarakt, kümülatif doza ve ışınlama tekniğine göre yıllar içinde ortaya çıkabilen bir tablodur. Modern konformal ve proton tabanlı yaklaşımlarla göz dokularına ulaşan dozun azaltılması hedeflenmekte, bu yöntemlerle geç dönem komplikasyon sıklığında belirgin bir gerileme sağlanması amaçlanmaktadır.

Gözyaşı sistemi, radyoterapi ve bazı kemoterapötik ajanların etkisinden sıklıkla etkilenen yapılardan biri olarak değerlendirilmektedir. Lakrimal bezin ışınlama alanına girmesi durumunda gözyaşı üretiminde azalma gelişebilmekte ve kronik kuru göz tablosu ortaya çıkabilmektedir. Çocuklarda kuru göz; gözde batma, kızarıklık, kaşıntı, görme bulanıklığı ve ekran kullanımında çabuk yorulma gibi belirtilerle kendini gösterebilmektedir. Tabloya bağlı olarak kornea yüzeyinde noktasal epitel defektleri, tekrarlayan erozyonlar ve ileri dönemde skar oluşumu izlenebilmektedir. Yapay gözyaşı damlaları, jel formülasyonlar, punktum tıkaçları ve gerektiğinde otolog serum damlaları gibi seçeneklerle yüzey sağlığının korunmasına yönelik bireyselleştirilmiş yaklaşımlar planlanmaktadır.

Retinoblastom tanısıyla izlenen çocuklarda, hastalığın kendisi ve uygulanan onkolojik yaklaşımlar nedeniyle göz yapısında belirgin değişiklikler gelişebilmektedir. Lazer fotokoagülasyon, kriyoterapi, plak brakiterapi, intraarteriyel kemoterapi ve intravitreal uygulamaların ardından retinada skar alanları, görme alanı kayıpları ve bazı olgularda göz küresinin alınması gerekliliği söz konusu olabilmektedir. Tek gözünü kaybeden çocuklarda diğer gözün korunması büyük önem taşımakta, bu nedenle düzenli aralıklarla yapılan göz dibi muayeneleri ve görüntüleme tetkikleriyle takip sürdürülmektedir. Protez göz uygulamaları ve estetik rehabilitasyon süreçleri ise çocuğun psikososyal uyumunu desteklemek amacıyla planlanmaktadır.

Kemik iliği nakli, çocukluk çağı hematolojik hastalıklarının yönetiminde önemli bir basamak olarak yer almakta ve bu sürecin ardından göz tutulumu sıkça karşılaşılan bir konu olarak öne çıkmaktadır. Greft versus host hastalığı olarak adlandırılan immün aracılı tabloda göz yüzeyi, gözyaşı bezleri ve göz kapakları belirgin biçimde etkilenebilmektedir. Şiddetli kuru göz, kapak kenarı iltihabı, kornea yüzeyinde nedbeleşme ve ileri olgularda görme keskinliğinde azalma izlenebilmektedir. Sistemik immünsüpresif yaklaşımların yanında topikal siklosporin, kortikosteroid damlaları, otolog serum, skleral lensler ve cerrahi seçenekler bireysel ihtiyaca göre değerlendirilmektedir. Bu nedenle nakil sonrası çocukların oftalmolojik takibi, hematoloji izleminin ayrılmaz bir parçası olarak sürdürülmektedir.

Optik sinir, hem doğrudan tümör tutulumu hem de uygulanan onkolojik yaklaşımların etkisiyle çocuklarda geç dönem değişikliklerin sık görüldüğü yapılardan biridir. Kraniyal radyoterapi sonrası gelişebilen radyasyon optik nöropatisi, sinsi başlangıçlı görme kaybıyla seyredebilen önemli bir tablodur. Optik gliom nedeniyle takip edilen çocuklarda ise hem hastalığın seyri hem de uygulanan yaklaşımlar görme alanında değişikliklere yol açabilmektedir. Manyetik rezonans görüntüleme, görme alanı testleri, renkli görme değerlendirmesi ve optik koherens tomografi gibi yöntemlerle erken dönem bulgular yakalanmaya çalışılmaktadır. Bulguların erken saptanması, çocuğun rehabilitasyon planının ve eğitim desteğinin zamanında düzenlenmesi açısından belirleyici olmaktadır.

Çocuklarda görme sistemi sekiz yaş civarına kadar olgunlaşmaya devam ettiğinden, onkolojik süreç sırasında ortaya çıkan tek taraflı görme azalması ambliyopi gelişimi açısından risk oluşturmaktadır. Tedavi protokolünün gerektirdiği uzun hastane yatışları, sık enjeksiyonlar ve eşlik eden enfeksiyonlar kapak düşüklüğü, şaşılık veya kırma kusuruna bağlı görme dengesizliklerine zemin hazırlayabilmektedir. Bu nedenle küçük yaş grubundaki hastalarda kapatma uygulamaları, gözlük düzenlemeleri ve gerektiğinde şaşılık cerrahisi gibi yaklaşımlarla görsel gelişimin desteklenmesi amaçlanmaktadır. Sağaltım sonrası rehabilitasyonda görme terapistlerinin ve düşük görme uzmanlarının katkısı, çocuğun günlük yaşam becerilerinin korunması açısından kritik önem taşımaktadır.

Göz çevresindeki kemik ve yumuşak doku yapıları da çocukluk çağı onkolojik süreçlerinden etkilenebilmektedir. Orbita bölgesine uygulanan radyoterapi sonrası büyüme geriliği, asimetri, göz çukurunda hacim kaybı ve göz kapağında şekil değişiklikleri gelişebilmektedir. Rabdomiyosarkom gibi orbital tümörlerin yönetimi sonrasında ise göz hareketlerinde kısıtlılık, çift görme ve estetik kaygılar gündeme gelebilmektedir. Bu çocukların izleminde okuloplastik cerrahi yaklaşımlar, protez uygulamaları ve gerektiğinde rekonstrüktif girişimler planlanmakta; ergenlik dönemine kadar büyümenin tamamlanması beklenerek tedavi adımları kademeli biçimde sürdürülmektedir.

Görme bulgularının erken saptanması, çocukların kendi yakınmalarını çoğu durumda ifade edememesi nedeniyle ailelerin gözlemlerine dayalı bir farkındalıkla mümkün olabilmektedir. Yakın mesafede okumayı tercih etme, ekrana çok yaklaşma, ışıkta gözleri kapatma, baş ağrısı, baş eğme, sık göz ovalama, sınıfta tahtayı görmekte zorlanma ve okuma hızında düşüş gibi işaretler dikkatle değerlendirilmesi gereken bulgular arasında yer almaktadır. Bu tür belirtilerin fark edilmesi durumunda pediatrik oftalmoloji bölümüne yönlendirme sağlanması, ileri görme kayıplarının önüne geçilmesinde önemli bir basamak olarak görülmektedir. Aileler için hazırlanan bilgilendirme materyalleri, hastane bünyesinde yürütülen düzenli takip programlarının etkinliğini artırmaktadır.

Kanserden iyileşen çocukların oftalmolojik izleminde standart bir muayene protokolü uygulanması önerilmektedir. Bu protokol; görme keskinliğinin yaş grubuna uygun testlerle değerlendirilmesi, ön segment muayenesi, göz içi basınç ölçümü, gözbebeği büyütülerek yapılan göz dibi incelemesi ve gerekli olgularda optik koherens tomografi, görme alanı testleri ve renkli görme değerlendirmesi gibi ileri tetkikleri kapsamaktadır. Tedavi tamamlandıktan sonraki ilk yıl içinde altı aylık aralıklarla, sonrasında ise yıllık kontrollerle takip planlanması yaygın olarak benimsenen bir yaklaşımdır. Yüksek riskli protokoller uygulanan ya da daha önce göz tutulumu saptanan çocuklarda kontrol sıklığı bireysel olarak yeniden düzenlenmektedir.

Görme problemlerinin çocuğun okul başarısı, sosyal etkileşimi ve duygusal gelişimi üzerindeki etkisi yadsınamaz boyutta olabilmektedir. Bu nedenle oftalmolojik izlem; çocuk psikiyatrisi, çocuk gelişimi, rehabilitasyon ve eğitim danışmanlığı gibi alanlarla birlikte yürütülmektedir. Düşük görme rehabilitasyonu kapsamında büyüteçler, elektronik okuma cihazları, kontrast artırıcı materyaller ve özel aydınlatma çözümleri gibi yardımcı araçlardan yararlanılmaktadır. Okul döneminde öğretmenlerle iletişim kurularak çocuğun ihtiyaçlarına uygun oturma düzeni, yazı boyutu ayarlamaları ve dijital materyal kullanımı gibi destek mekanizmaları planlanmaktadır.

Çocuk kanser sağaltımı sonrası göz sağlığının korunmasında genel sağlık alışkanlıklarının da yeri ihmal edilmemesi gereken bir başlık olarak değerlendirilmektedir. Dengeli beslenme, yeterli sıvı tüketimi, uyku düzeni, ekran karşısında geçirilen sürenin yaşa uygun biçimde sınırlandırılması ve düzenli açık hava etkinlikleri görme sisteminin desteklenmesine katkıda bulunmaktadır. Güneş ışığına karşı uygun ultraviyole korumalı gözlüklerin kullanılması, özellikle radyoterapi öyküsü olan çocuklarda katarakt riskinin azaltılması açısından önemli bir önlem olarak öne çıkmaktadır. Tüm bu önlemler, çocuğun büyüme sürecinde görme fonksiyonlarının korunmasına yönelik bütüncül bir bakışın parçası olarak ele alınmaktadır.

Koru Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji bölümü; pediatrik oftalmoloji, radyasyon onkolojisi, çocuk nöroloji, çocuk endokrinoloji ve rehabilitasyon birimleriyle birlikte yürüttüğü çok disiplinli yaklaşım sayesinde kanserden iyileşen çocukların uzun dönem takibinde göz sağlığını öncelikli alanlardan biri olarak konumlandırmaktadır. Geç dönem yan etkilerin erken saptanması, çocuğun yaşına uygun rehabilitasyon olanaklarıyla buluşturulması ve aileye yönelik bilgilendirme süreçlerinin sürdürülmesi, sağaltım sonrası yaşamın niteliğinin korunmasına yönelik kapsamlı bir izlem çerçevesi sunmaktadır. Bu bütüncül takip anlayışı, çocukların görme yetilerini koruyarak akademik ve sosyal yaşamlarına güvenle devam edebilmeleri için temel bir destek olarak değerlendirilmektedir.

Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Our Doctors

We are by your side with our experienced specialist physicians in this field

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment