Çocuk Hematoloji ve Onkoloji

Çocuklarda Folik Asit Eksikliği

Çocuklarda Folik Asit Eksikliği Üzerine, sık karşılaşılan bir tablodur ve farklı yaş gruplarında değişik şekillerde ortaya çıkabilir. Hastalığın özelliklerini ve izlem önerilerini öğrenin.

Folik asit, B9 vitamini olarak da bilinen ve çocukların büyüme döneminde özellikle önem taşıyan suda çözünen bir vitamindir. Vücudun yeni hücre üretmesi, kan yapımı, bağışıklık sisteminin düzgün çalışması ve sinir sisteminin sağlıklı gelişimi için bu vitaminin yeterli düzeyde alınması gereklidir. Çocukluk çağında folik asit eksikliği görüldüğünde sadece kan değerleri değil, aynı zamanda büyüme hızı, okul başarısı, iştah durumu ve genel enerji seviyesi de etkilenebilir. Bu nedenle ailelerin konuya farkındalıkla yaklaşması, beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmesi ve gerektiğinde uzman desteği alması beklenir.

Çocuklarda folik asit eksikliği, gelişmekte olan ülkelerde ve dengesiz beslenme alışkanlıkları olan ailelerde daha sık görülen bir tablodur. Eksiklik yavaş ilerleyen bir süreçtir ve başlangıçta belirgin şikayetlere yol açmayabilir. Ancak zamanla solukluk, halsizlik, gelişim geriliği ve davranış değişiklikleri gibi bulgular ortaya çıkabilir. Erken dönemde fark edildiğinde uygun beslenme düzenlemeleri ve gerekirse takviye desteği ile durum belirgin biçimde düzeltilir. Aşağıdaki bölümlerde çocuklarda folik asit eksikliğinin kimlerde daha sık görüldüğü, hangi belirtilerle kendini gösterdiği, hangi nedenlere bağlı geliştiği, tanı süreci, olası komplikasyonlar ve doktora başvuru zamanlaması ele alınmaktadır.

Kimlerde Görülür?

Folik asit eksikliği her yaş grubundaki çocukta gelişebilen bir durumdur ancak bazı yaş aralıkları ve özel gruplar daha yüksek risk taşır. Hızlı büyüme dönemindeki bebekler, süt çocukları, okul öncesi yaş grubu ve ergenlik çağındaki çocuklar artan vitamin ihtiyacı nedeniyle eksiklik açısından daha hassastır. Anne karnında folik asit alımı yetersiz olan bebeklerde de doğum sonrası dönemde düşük depolar tespit edilebilir. Bu çocuklarda ek beslenme ve takviye gereksinimi daha erken ortaya çıkabilir.

Yetersiz ve tek yönlü beslenen çocuklar, taze sebze ve meyve tüketmeyen, yalnızca işlenmiş gıdalarla beslenen, fast food tüketimi yüksek olan aileler bu açıdan dikkat çeker. Ayrıca uzun süre keçi sütü ile beslenen bebeklerde folik asit içeriği düşük olduğu için belirgin eksiklik gelişebilir. Vejetaryen veya kısıtlı beslenme programı uygulanan çocuklarda da yeterli planlama yapılmazsa eksiklik kaçınılmaz olur. Sosyoekonomik düzeyi düşük ailelerde, çok çocuklu hanelerde ve düzensiz beslenme alışkanlığı bulunan ergenlerde de risk artar.

Bazı kronik hastalıkların varlığı da çocukları folik asit eksikliği açısından daha kırılgan hale getirir. Çölyak hastalığı, inflamatuar bağırsak hastalıkları, kronik ishal tabloları ve bazı emilim bozuklukları folik asidin bağırsaktan emilimini azaltır. Hemolitik anemi, talasemi ve orak hücreli anemi gibi kronik kan hastalıkları olan çocuklarda hücre yapımı arttığı için folik asit tüketimi de artar. Bunun yanı sıra epilepsi nedeniyle uzun süre fenitoin ya da fenobarbital gibi ilaçlar kullanan çocuklarda da eksiklik gözlenebilir.

  • Hızlı büyüme dönemindeki bebekler, küçük çocuklar ve ergenler
  • Tek yönlü, sebze ve meyve içermeyen beslenme alışkanlığı olan çocuklar
  • Uzun süre keçi sütü ile beslenen bebekler
  • Çölyak, kronik ishal ve emilim bozukluğu olan çocuklar
  • Hemolitik anemi ve talasemi gibi kronik kan hastalığı olanlar

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Folik asit eksikliğinin belirtileri sinsi başlar ve sıklıkla ailelerin çocuktaki değişimleri başka nedenlere bağlamasına yol açar. Genel halsizlik, kolay yorulma, ders sırasında dikkat dağınıklığı, oyunlara karşı isteksizlik ve gün içinde fark edilen uyku hali en sık karşılaşılan başlangıç bulgularıdır. Bu çocuklarda yüz, dudak ve avuç içlerinde belirgin bir solukluk dikkat çekebilir. Soluk görünüm zamanla belirginleşir ve aile hekimliği muayenesinde fark edilebilir.

Sindirim sistemi belirtileri de önemli bir grup oluşturur. İştahsızlık, kilo alamama, yetersiz büyüme, bulantı, karın şişkinliği ve zaman zaman ishal görülebilir. Dilde kızarıklık, yanma hissi ve papillaların silinmesiyle ortaya çıkan parlak görünüm tipik bulgulardandır. Ağız içinde küçük yaralar, dudak kenarlarında çatlaklar ve yutma sırasında rahatsızlık hissi tabloya eşlik edebilir. Bu belirtiler çocuğun beslenmesini daha da zorlaştırır ve eksikliğin derinleşmesine neden olur.

İlerleyen dönemlerde sinir sistemi ile ilgili bulgular da gözlenebilir. Huzursuzluk, sinirlilik, kolay ağlama, davranış değişiklikleri, okul başarısında düşüş ve nadir vakalarda hafıza ile ilgili sorunlar tarif edilebilir. Uzun süreli eksiklikte gelişim basamaklarında gecikme, motor becerilerde gerileme ve bazı bebeklerde kas tonusunda azalma fark edilebilir. Bağışıklık sisteminin zayıflamasına bağlı olarak sık enfeksiyon geçiren, üst solunum yolu hastalıklarına yatkın çocuklarda da altta yatan etken olarak folik asit eksikliği değerlendirilmelidir.

Nedenleri Nelerdir?

Folik asit eksikliğinin en sık nedeni yetersiz alımdır. Vücut folik asidi yeterli miktarda depolayamadığı için günlük beslenme ile düzenli alınması gerekir. Yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller, tam tahıllar, yumurta ve karaciğer gibi besinlerden uzak duran çocuklarda eksiklik kısa sürede gelişir. Pişirme sırasında yüksek sıcaklık ve uzun süreli ısıtma folik asit içeriğini büyük ölçüde azalttığı için yemek hazırlama yöntemleri de önemli bir etkendir. Sebzelerin uzun süre suda bekletilmesi, çok haşlanması ve kızartılması vitaminin kaybına yol açar.

Emilim sorunları ikinci önemli grubu oluşturur. Folik asit ince bağırsağın ilk bölümünden emilir. Çölyak hastalığı, kronik ishal, inflamatuar bağırsak hastalıkları, bağırsak ameliyatları ve bazı parazit enfeksiyonları emilimi belirgin biçimde azaltabilir. Bu çocuklarda diyet uygun olsa bile vitaminin kan dolaşımına geçişi yetersiz kalır. Karaciğer hastalıkları ise folik asidin saklanması ve aktif forma dönüştürülmesini olumsuz etkiler, bu da kullanılabilir vitamin miktarını düşürür.

İhtiyaç artışı da eksiklik açısından önemli bir nedendir. Hızlı büyüme dönemlerinde, ergenlikte, kronik enfeksiyonlar sırasında ve hemolitik anemi gibi kan hastalıklarında folik asit tüketimi belirgin biçimde artar. Bu durumlarda günlük standart alım yeterli gelmeyebilir. Bazı ilaçlar da vitamin metabolizmasını bozarak eksikliğe katkı sağlar. Metotreksat, trimetoprim, fenitoin, sülfasalazin ve uzun süre kullanılan bazı antibiyotikler bu açıdan dikkat edilmesi gereken örnekler arasında yer alır. Nadiren kalıtsal metabolik bozukluklar da çocuklarda folik asit kullanımını engelleyebilir.

  • Yeşil sebze, baklagil ve tam tahıl içermeyen yetersiz beslenme
  • Yiyeceklerin uzun süre haşlanması ve yüksek ısıda pişirilmesi
  • Çölyak, inflamatuar bağırsak hastalığı ve kronik ishal gibi emilim sorunları
  • Hızlı büyüme, ergenlik ve kronik kan hastalıklarına bağlı ihtiyaç artışı
  • Metotreksat, fenitoin ve trimetoprim gibi ilaçların kullanımı

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı sürecinde ilk basamak ayrıntılı bir öykü ve fizik muayenedir. Hekim çocuğun beslenme alışkanlıklarını, büyüme hızını, geçirilmiş hastalıklarını, kullandığı ilaçları ve ailede benzer şikayetlerin bulunup bulunmadığını sorgular. Fizik muayenede ciltte solukluk, dilde değişiklikler, kalp atışında hızlanma, kas zayıflığı ve büyüme gerilliği gibi bulgular değerlendirilir. Bu aşamada elde edilen veriler hangi laboratuvar testlerinin yapılacağını belirlemede yol gösterici olur.

Laboratuvar incelemelerinde tam kan sayımı ilk istenen testtir. Folik asit eksikliğine bağlı anemide alyuvarların boyutu büyür ve makrositoz olarak adlandırılan tablo ortaya çıkar. Periferik yayma incelemesinde hipersegmente nötrofiller, büyük alyuvarlar ve hücre olgunlaşmasındaki değişiklikler gözlenebilir. Bu bulgular eksiklik için anlamlı ipuçları sağlar. Serum folik asit düzeyi ölçümü kesin tanı sağlar; ancak vitamin B12 düzeyi de mutlaka birlikte değerlendirilir çünkü iki eksiklik benzer kan tablosu ortaya çıkarabilir.

Bazı durumlarda ek tetkikler de gerekebilir. Eritrosit içi folik asit düzeyi serum değerine kıyasla daha uzun dönemli bir gösterge olduğu için tercih edilebilir. Homosistein düzeyi yükselmiş olarak bulunabilir ve tanıyı destekler. Emilim bozukluğu şüphesi varsa çölyak için antikor testleri, gaita incelemesi ve gerekirse endoskopik değerlendirme planlanır. Kronik hastalık zemininde gelişen eksikliklerde altta yatan tablonun ortaya konması için tiroid testleri, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri de istenebilir. Tüm bu sonuçlar bir araya getirilerek tedavi planı şekillendirilir.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Erken dönemde fark edilmeyen folik asit eksikliği farklı sistemleri etkileyen sorunlara yol açabilir. En sık görülen komplikasyon megaloblastik anemi adı verilen kansızlık tablosudur. Bu tabloda alyuvar üretimi bozulur, hücreler büyük ancak işlevsiz hale gelir. Çocukta belirgin halsizlik, çarpıntı, nefes darlığı ve egzersize dayanıksızlık gelişir. Uzun süre tedavi edilmediğinde kalp üzerindeki yük artar ve özellikle önceden kalp sorunu olan çocuklarda ciddi belirtilere zemin hazırlayabilir.

Büyüme ve gelişme üzerine etkileri de göz ardı edilmemelidir. Süt çocuklarında ve okul öncesi yaş grubundaki çocuklarda uzun süreli eksiklik boy uzaması, kilo alımı ve psikomotor gelişim üzerinde olumsuz etkiler bırakabilir. Okul çağındaki çocuklarda dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü ve okul başarısında düşüş gözlenebilir. Ergenlik döneminde ise hormonal süreçlerin gerektirdiği yüksek vitamin ihtiyacı karşılanamadığında genel sağlık üzerindeki etkiler daha belirgin hale gelir.

Bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle sık enfeksiyon geçirme eğilimi artabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları ve cilt enfeksiyonları daha sık görülebilir. Ağız içindeki yaralar beslenmeyi güçleştirir ve kısır döngü oluşur. İleri dönemde sinir sistemiyle ilgili etkiler de tabloya eklenebilir. Ayrıca ileride doğacak çocuklarda nöral tüp defekti riski açısından, ergenlik dönemindeki kız çocuklarının folik asit depolarının yeterli düzeyde tutulması önemlidir. Tüm bu nedenlerle eksikliğin erken fark edilmesi ve uygun yaklaşımla yönetilmesi gerekir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Çocuğunuzda nedeni açıklanamayan halsizlik, solukluk, iştahsızlık ve büyüme yavaşlaması fark ederseniz çocuk hekiminden değerlendirme istemeniz uygun olur. Özellikle birkaç haftadır süren yorgunluk, okul başarısında düşüş, dikkat dağınıklığı veya beslenme isteksizliği gibi belirtiler tek başına önemsiz görünse de altta beslenme kaynaklı bir eksiklik yatabilir. Bebeklerde kilo alamama, gelişim basamaklarında gecikme ve sık enfeksiyon geçirme durumlarında da uzman görüşü almak yerinde olur.

Çocuğunuzun ağzında uzun süredir geçmeyen yaralar, dilde kızarıklık, yutma güçlüğü, dudak kenarlarında çatlaklar varsa ve bu tabloya halsizlik eşlik ediyorsa zaman kaybetmeden hekime başvurmanız önerilir. Kronik bir hastalığı, çölyak gibi bir tanısı veya uzun süreli ilaç kullanımı bulunan çocuklarda düzenli kontroller sırasında folik asit düzeyinin değerlendirilmesi tabloyu erken yakalamanıza yardımcı olur. Kendi başınıza takviye başlatmak yerine hekiminizin önerdiği dozda ve sürede vitamin desteği kullanmanız önemlidir.

Acil değerlendirme gerektiren bulgular da olabilir. Belirgin nefes darlığı, çarpıntı, bayılma hissi, çok yoğun solukluk, beslenmenin tamamen reddedilmesi ve şiddetli halsizlik varlığında en kısa zamanda sağlık kuruluşuna başvurmanız beklenir. Ayrıca ergenlik dönemindeki kız çocuklarınızda adet düzensizliği, yorgunluk ve solukluk birlikte görülüyorsa folik asit eksikliği dahil çeşitli nedenler araştırılmalıdır. Erken başvuru hem tanı sürecini kolaylaştırır hem de uygun yaklaşımla durumun belirgin biçimde düzelmesine zemin hazırlar.

Son Değerlendirme

Çocuklarda folik asit eksikliği, dengesiz beslenmeden emilim bozukluklarına, ihtiyaç artışından bazı ilaç kullanımlarına kadar pek çok nedenle gelişebilen, ancak erken dönemde fark edildiğinde belirgin biçimde düzeltilebilen bir tablodur. Aileler için en önemli adım çocuğun beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmek, taze sebze ve meyve tüketimine yer vermek, kronik hastalıkları olan çocuklarda düzenli kontrolleri aksatmamak ve şüpheli belirtiler karşısında uzman değerlendirmesi almaktır. Doğru tanı ve uygun planlama ile büyüme, gelişme, okul başarısı ve genel sağlık üzerindeki olumsuz etkiler önlenebilir.

Koru Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, çocuklarda folik asit eksikliği gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Our Doctors

We are by your side with our experienced specialist physicians in this field

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment