Çocuk Hematoloji ve Onkoloji

Kanser Tedavisi Sonrası Çocukta Büyüme-Gelişme

Kanser Tedavisi Sonrası Büyüme, Gelişme, erken tanınması durumunda izlem süreci daha rahat yürütülebilen bir hastalıktır. Bulgular ve değerlendirme adımları hakkında bilgi sahibi olun.

Çocukluk çağı kanserleri, son yıllarda gelişen tanı yöntemleri, hedefe yönelik ilaçlar ve multidisipliner yaklaşımlarla birlikte sağkalım oranları belirgin biçimde yükselen bir hastalık grubudur. Bu olumlu tablo, beraberinde yeni bir klinik gerçekliği de gündeme taşımıştır. Onkolojik süreci tamamlamış çocukların uzun dönemli izlemi, yalnızca hastalığın nüks etmemesini değil; aynı zamanda büyüme, gelişme, ergenlik ve organ işlevleri gibi pek çok parametrenin de yakından değerlendirilmesini gerektirmektedir. Çocuk hematoloji ve onkoloji ünitelerinde sürdürülen takip programları, bu nedenle yalnızca onkolojik bir izlem süreci olmaktan çıkmış; pediatrik endokrinoloji, beslenme, fizik tedavi ve psikososyal destek alanlarını kapsayan bütüncül bir yapıya kavuşmuştur.

Kanser sürecinin çocukluk dönemine denk gelmesi, hastalığın kendisi kadar uygulanan onkolojik girişimlerin de büyüme çizgisi üzerinde belirgin etkiler bırakabileceği anlamına gelmektedir. Kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi gibi yöntemler, kötü huylu hücreleri baskılamaya yönelik olsa da; gelişmekte olan kemik dokusu, kıkırdak büyüme plakları, endokrin sistem ve merkezi sinir sistemi üzerinde istenmeyen etkiler oluşturabilmektedir. Bu nedenle çocuğun yaş grubu, pubertal dönemi, primer tümörün yerleşimi ve uygulanan protokolün dozu, sonraki yıllarda büyüme ve gelişme açısından önem taşıyan değişkenler arasında yer almaktadır. Çoğu durumda büyüme geriliği yıllar içinde fark edildiğinden, izlem programlarının düzenli aralıklarla sürdürülmesi gerekli görülmektedir.

Büyüme hormonu salgısının azalması, çocukluk çağı kanserlerinden sonra en sık karşılaşılan endokrin sorunlardan biridir. Özellikle kranial bölgeye uygulanan radyoterapi sonrasında hipotalamus ve hipofiz aksında işlev değişiklikleri ortaya çıkabilmekte; bu durum boy uzamasının yavaşlamasına neden olabilmektedir. Lösemi, beyin tümörleri ve baş-boyun yerleşimli kötü huylu hastalıklarda merkezi sinir sistemine yönelik koruyucu ya da küratif amaçlı radyoterapi uygulamaları, büyüme hormonu eksikliği riskini artırabilmektedir. Hormonal değerlendirme genellikle uyarı testleri ile yapılır; IGF-1 ve IGFBP-3 düzeyleri değerlendirilir. Ortaya konulan tabloya göre büyüme hormonu replasmanı, çocuk endokrinoloji ekibinin yönlendirmesiyle gündeme alınabilmektedir.

Tiroid bezinin işlev bozuklukları, onkolojik izlem sürecinde sıkça karşılaşılan bir başka tablodur. Boyun bölgesine uygulanan radyoterapi, mantle alan ışınlaması ya da total vücut ışınlaması sonrasında tiroid hücrelerinde fonksiyonel ve yapısal değişiklikler izlenebilir. Hipotiroidi, çoğu durumda sinsi seyirli olup; halsizlik, kilo artışı, soğuk intoleransı ve okul başarısında düşüş gibi bulgularla seyredebilir. Büyüme çağındaki çocuklarda tiroid hormon eksikliğinin uzun süre fark edilmemesi, boy uzaması ve bilişsel gelişim üzerinde olumsuz etkiler bırakabileceğinden; yıllık tiroid fonksiyon testleri izlem programının önemli bir parçası olarak kabul edilmektedir. Tiroid nodüllerinin ve sekonder tiroid kanserlerinin de bu çocuklarda daha yüksek oranda gözlenebildiği bilindiğinden, fizik muayene ile birlikte ultrasonografik değerlendirmeler de gündeme gelmektedir.

Pubertal gelişim, kanser sürecini tamamlamış çocuklarda dikkatle izlenmesi gereken bir başka alandır. Gonadlara yönelik radyoterapi, alkilleyici ajanlar ve yüksek doz kemoterapi protokolleri, hipotalamo-hipofizer-gonadal aks üzerinde etkiler oluşturabilmektedir. Bu durum bazı çocuklarda erken puberte, bazılarında ise geç ya da yetersiz puberte tablosu olarak ortaya çıkabilmektedir. Erken puberte, görünürde olumlu bir büyüme atılımı izlenimi yaratsa da; kemik yaşının hızla ilerlemesine ve nihai boyun beklenenin altında kalmasına yol açabildiğinden klinik açıdan önemli bir tablo kabul edilmektedir. Geç puberte ise hem psikososyal hem de iskelet gelişimi açısından yakından değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Çocuk endokrinoloji ile yapılan ortak takip, hormonal değerlendirme ve gerektiğinde basamaklı yaklaşımla yönetilir.

İskelet sisteminin uzun dönemli sağlığı, onkolojik izlemde göz ardı edilmeyen başlıklardan biridir. Uzun süreli steroid kullanımı, metotreksat gibi ajanlar, radyoterapi ve hareketsiz dönemler; kemik mineral yoğunluğunda azalmaya neden olabilmektedir. Büyüme döneminde yaşanan bu kayıplar, ileri yaşlarda osteopeni ve osteoporoz riskini artırabilmektedir. Bu nedenle vitamin D düzeyleri, kalsiyum dengesi, kemik yoğunluğu ölçümleri ve gerekli görüldüğünde diyetisyen desteği eşliğinde planlanan beslenme düzenlemeleri, izlem sürecinin doğal bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca radyoterapi alan bölgelerde büyüme plaklarına yönelik etkiler, asimetrik gelişim ya da kemik kısalıkları biçiminde gözlenebildiğinden ortopedik konsültasyonlar da gündeme alınabilmektedir.

Beslenme durumu, çocuğun büyüme potansiyelini doğrudan etkileyen temel bir parametredir. Onkolojik süreç boyunca bulantı, kusma, mukozit, tat değişiklikleri ve iştahsızlık nedeniyle ortaya çıkan beslenme yetersizlikleri; izlem döneminde de bir süre devam edebilmektedir. Bunun yanı sıra bazı çocuklarda steroid kullanımına bağlı kilo artışı, obezite ve metabolik sendrom riski ön plana çıkabilmektedir. Bu nedenle çocuğun antropometrik ölçümleri her vizitte kayıt altına alınır; ağırlık, boy, vücut kitle indeksi ve persentil eğrileri birlikte değerlendirilir. Beslenme uzmanlarının desteğiyle yapılan değerlendirmeler, çocuğun yaş grubuna uygun makro ve mikro besin alımının düzenlenmesine katkı sağlar. Demir, B12, folik asit ve D vitamini gibi mikrobesin düzeylerinin izlenmesi de büyüme açısından önemli bilgiler sunar.

Bilişsel ve nöromotor gelişim, özellikle santral sinir sistemi tümörleri sonrasında ya da kranial radyoterapi uygulanan çocuklarda dikkatle değerlendirilen bir alandır. Dikkat, bellek, işlemleme hızı, akademik performans ve sosyal etkileşim becerileri zaman içinde değişkenlik gösterebilmektedir. Okul başarısında dalgalanmalar, öğrenme güçlükleri ya da yürütücü işlevlerde fark edilen yavaşlamalar; nöropsikolojik değerlendirme gerekliliğine işaret edebilir. Erken dönemde fark edilen bu tablolarda özel eğitim, rehabilitasyon programları ve okul ile yapılan iş birliği, çocuğun yaşıtlarıyla uyumunu desteklemek açısından önemli katkılar sağlamaktadır. Çoğu durumda bu süreçler bireyselleştirilmiş eğitim planları ile desteklenir.

Kardiyovasküler sistem üzerinde uzun dönemde gözlenebilecek değişiklikler, izlem programlarının ayrılmaz bir parçasıdır. Antrasiklin grubu kemoterapötikler ve toraks bölgesine uygulanan radyoterapi, kalp kasında ve kapakçık yapısında yıllar sonra fark edilebilen değişikliklere yol açabilmektedir. Egzersiz toleransında azalma, çabuk yorulma ve nefes darlığı gibi bulgular kardiyolojik değerlendirme gerekliliğine işaret edebilir. Ekokardiyografi, elektrokardiyografi ve gerektiğinde ileri görüntüleme yöntemleri ile yapılan periyodik değerlendirmeler; çocuğun yaşıtlarıyla benzer düzeyde fiziksel aktiviteye katılabilmesi açısından önemli bir yol haritası oluşturmaktadır. Sportif faaliyetlere geri dönüş, çocuk kardiyoloji ekibinin önerileri çerçevesinde planlanır.

Akciğer fonksiyonları, bazı kemoterapi ajanları ve toraksa yönelik radyoterapi sonrasında uzun dönemde değişkenlik gösterebilen bir başka sistemdir. Bleomisin, busulfan, karmustin gibi ajanlar ile birlikte göğüs bölgesi ışınlaması, pulmoner fibrozis ya da restriktif tipte solunum işlev değişiklikleri ile ilişkilendirilebilmektedir. Spirometri, difüzyon kapasitesi ölçümleri ve gerektiğinde radyolojik değerlendirmeler, çocuğun büyüme döneminde solunum kapasitesinin yeterli düzeyde kalıp kalmadığını ortaya koymaktadır. Sigara dumanına maruziyetten kaçınılması, aşı takvimine uyum ve solunum yolu enfeksiyonlarının erken dönemde değerlendirilmesi; pulmoner sağlığın korunması açısından öne çıkan önlemler arasında sayılmaktadır.

Böbrek ve karaciğer işlevleri de izlem programının kapsamı içinde yer almaktadır. Sisplatin, ifosfamid, metotreksat gibi ajanlar tübüler işlevlerde ya da glomerüler filtrasyon hızında değişikliklere neden olabilmektedir. Bu değişiklikler bazen yıllar içinde sinsi biçimde ilerleyebileceğinden; idrar tahlili, böbrek fonksiyon testleri, elektrolit dengesi ve kan basıncı ölçümleri belirli aralıklarla yenilenmektedir. Karaciğer enzimlerinde yükselme ya da yağlanma tablosu izlenen çocuklarda beslenme düzenlemeleri ve gerektiğinde gastroenteroloji konsültasyonu gündeme alınabilmektedir. Üreme sistemi üzerindeki olası uzun dönem etkiler ise yaş ilerledikçe yapılan değerlendirmelerle netleştirilmektedir.

Psikososyal gelişim, fiziksel büyüme kadar dikkatle ele alınması gereken bir başka alandır. Uzun süreli hastane yatışları, akademik kesintiler, fiziksel görünümde değişiklikler ve sosyal ilişkilerdeki aksaklıklar; çocuğun benlik algısı ve özgüven gelişimi üzerinde etkiler bırakabilmektedir. Anksiyete, depresif belirtiler, uyku düzensizlikleri ve yaşıtlarla iletişimde yaşanan güçlükler bu izlem döneminde dikkatle değerlendirilen başlıklardır. Çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanlarının katkısıyla planlanan psikoterapötik yaklaşımlar, çocuğun yeniden günlük rutinine uyum sağlaması ve yaşıtlarıyla benzer gelişimsel basamakları takip edebilmesi açısından önemli katkılar sunmaktadır. Aileye yönelik destek programları da bu sürecin ayrılmaz bir parçası olarak görülmektedir.

İkincil kanserler ve geç dönem komplikasyonlar, çocukluk çağı onkolojik izleminin temel başlıklarından biridir. Bazı kemoterapi ajanları ve radyoterapi uygulamaları, yıllar sonra farklı bir kötü huylu hastalığın gelişme olasılığını artırabilmektedir. Bu nedenle düzenli kontroller, dermatolojik değerlendirmeler, hematolojik takipler ve aile öyküsüne göre planlanan tarama programları izlem sürecinin önemli bileşenleri arasında yer almaktadır. Risk düzeyi; uygulanan protokole, kümülatif doza, radyoterapi alanına ve genetik yatkınlık faktörlerine göre değişkenlik göstermektedir. Bu değerlendirmeler bireyselleştirilmiş izlem planlarının oluşturulmasını gerekli kılmaktadır.

Aşı takvimi ve enfeksiyon kontrolü, onkolojik süreç sonrasında çocukluk dönemine özgü dikkat gerektiren konular arasında yer almaktadır. Yoğun kemoterapi protokolleri sonrasında bağışıklık yanıtı bir süre baskılı kalabildiğinden, daha önce uygulanmış aşıların etkinliği zayıflayabilmektedir. Bu nedenle çocuk hematoloji ve onkoloji ekibi, gerekli görülen durumlarda revaksinasyon programları planlamaktadır. Kemik iliği nakli geçirmiş çocuklarda ise aşı şeması yeniden düzenlenir. Mevsimsel grip aşısı, pnömokok aşıları ve seyahat öncesi planlamalar; çocuğun yaşıtlarıyla aynı sosyal ortamlarda güvenli biçimde bulunabilmesi açısından önem taşımaktadır.

Fiziksel aktivite ve spor, büyüme döneminin doğal bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Tedavi sonrasında aşırı korumacı yaklaşım, çocuğun motor gelişimi, kas-iskelet sistemi sağlığı ve psikososyal uyumu üzerinde olumsuz etkiler bırakabilmektedir. Bu nedenle hekim önerileri doğrultusunda kademeli biçimde planlanan egzersiz programları, hem fiziksel kondisyonun toparlanmasına hem de obezite, kardiyovasküler ve metabolik risklerin azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Yüzme, yürüyüş, bisiklet ve takım sporları gibi aktiviteler; çocuğun yaş grubuna, klinik durumuna ve hekim değerlendirmesine göre programlanır. Fizyoterapi destekli yaklaşımlar, özellikle ortopedik ya da nörolojik sekel gelişen çocuklarda işlevsel kapasitenin korunmasında önemli bir yere sahiptir.

Sonuç olarak, çocukluk çağı kanserlerinde başarılı bir onkolojik süreç, izlem dönemiyle birlikte bütüncül bir bakışı zorunlu kılmaktadır. Büyüme, gelişme, hormonal denge, organ işlevleri ve psikososyal uyum başlıklarını kapsayan uzun dönemli takip programları; çocuğun yetişkinliğe sağlıklı bir geçiş yapabilmesi açısından önemli bir çerçeve sunmaktadır. Çocuk hematoloji ve onkoloji, pediatrik endokrinoloji, kardiyoloji, nefroloji, beslenme ve ruh sağlığı disiplinlerinin ortak katkısıyla yürütülen bu süreç; bireysel risk faktörlerine göre şekillendirilen planlarla yönetilir. Düzenli kontroller, ailenin sürece etkin katılımı ve çocuğun yaş grubuna uygun yaşam düzenlemeleri; uzun dönemli izlemde göz önünde bulundurulan temel başlıklar arasında yer almaktadır.

Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Our Doctors

We are by your side with our experienced specialist physicians in this field

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment