Kadın Hastalıkları ve Doğum

Spiral (RİA) Taktırma

Rahim İçi Araç (RİA) sürecinde yaşanabilecek zorluklar ve çözüm önerileri. Uzman hekim tavsiyeleri Koru Hastanesi'nde.

Rahim içi araç, kısaltılmış adıyla RİA ve halk arasında yaygın kullanımıyla spiral, uzun süreli ve geri döndürülebilir gebelik önleyici yöntemler arasında en çok tercih edilen uygulamalardan biri olarak öne çıkmaktadır. Kadın sağlığı alanında onlarca yıldır kullanılmakta olan bu küçük tıbbi cihaz, rahim boşluğuna yerleştirilen T biçimli bir yapıdan oluşmakta ve türüne göre üç ile on yıl arasında değişen sürelerde etkinliğini korumaktadır. Doğum kontrol yöntemleri arasında yüksek koruyuculuk oranına sahip olması, günlük hatırlama gerektirmemesi ve çıkarıldıktan sonra doğurganlığın hızla geri kazanılması nedeniyle klinik pratikte sıklıkla önerilen bir seçenek olarak değerlendirilmektedir. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından titiz bir değerlendirme sonrası yerleştirilen spiral, uygun adaylarda güvenli bir profil sergilemekte ve kadının yaşam kalitesine olumlu yansımaktadır.

Rahim içi araçlar temel olarak iki büyük gruba ayrılmaktadır. Bakır içerikli spiraller, üzerine sarılmış bakır tel sayesinde rahim içinde spermlere karşı toksik bir ortam oluşturmakta ve döllenmenin gerçekleşmesini oldukça düşük olasılığa indirgemektedir. Hormonlu spiraller ise levonorgestrel adı verilen progesteron türevi bir hormonu kontrollü şekilde salgılamakta, rahim ağzındaki mukusu yoğunlaştırmakta ve endometrium tabakasını inceltmektedir. İki grubun etki mekanizmaları birbirinden farklı olsa da her ikisinin de klinik başarı oranları oldukça yüksek düzeyde bildirilmektedir. Hangi tür spiralin uygun olacağı; kadının yaşına, adet düzenine, kanama miktarına, mevcut jinekolojik durumuna ve genel sağlık öyküsüne göre hekim tarafından belirlenmektedir. Bu seçim sürecinde bireysel farklılıklar öne çıkarılmakta, standart bir yaklaşım yerine kişiye özgü değerlendirme tercih edilmektedir.

Spiral uygulaması öncesinde ayrıntılı bir jinekolojik değerlendirme gerçekleştirilmektedir. Kadının detaylı öyküsü alınmakta, önceki doğumları, düşükleri, adet düzeni, pelvik enfeksiyon geçmişi ve mevcut şikayetleri sorgulanmaktadır. Fizik muayenenin ardından pelvik ultrasonografi ile rahmin boyutu, şekli ve konumu değerlendirilmekte; myom, polip veya konjenital anomali gibi durumların varlığı araştırılmaktadır. Aktif genital enfeksiyon şüphesinde smear ve gerekli görülen mikrobiyolojik incelemeler yapılmaktadır. Bu ön hazırlık, uygulamanın güvenli koşullarda gerçekleştirilmesine katkı sağlamakta ve olası komplikasyonların önceden öngörülmesine olanak tanımaktadır. Aynı zamanda kadının aklındaki soruların yanıtlanması, yöntemin işleyişine dair beklentilerin netleştirilmesi ve olası yan etkilerin şeffaf biçimde aktarılması bu aşamanın önemli bir parçası olarak kabul edilmektedir.

Uygulama zamanlaması, spiralin yerleştirilme sürecinin konforlu geçmesi açısından önem taşımaktadır. Adet döneminin son günlerinde ya da adetin bitiminden hemen sonraki günlerde yapılan uygulamalar, rahim ağzının doğal olarak daha yumuşak ve hafifçe açık olması nedeniyle sıklıkla tercih edilmektedir. Ancak gebelik dışlandığı sürece siklusun herhangi bir gününde de spiral yerleştirilmesi mümkündür. Doğum sonrası dönemde uygulama, genellikle lohusalık süresinin tamamlanmasının ardından planlanmaktadır. Sezaryen ya da normal doğumun hemen ardından yapılan erken yerleştirmelerin de belirli protokoller çerçevesinde uygulanabildiği bilinmektedir. Emziren annelerde spiral kullanımı geniş bir çalışma birikimiyle desteklenmekte, süt üretimini olumsuz etkilemediği yönünde veriler bulunmaktadır. Düşük veya kürtaj sonrası yerleştirme kararı ise klinik değerlendirmeye göre şekillenmekte, enfeksiyon bulgusu olmayan olgularda aynı seansta uygulanabilmektedir.

Yerleştirme işlemi, poliklinik koşullarında ortalama beş ila on beş dakika arasında tamamlanan bir prosedürdür. Kadın jinekolojik muayene pozisyonuna alındıktan sonra vajinaya spekulum yerleştirilmekte, rahim ağzı antiseptik bir solüsyonla temizlenmektedir. Rahim boşluğunun uzunluğunu ölçmek amacıyla uterin sond kullanılmakta, ardından spiral özel bir aplikatör yardımıyla rahim içine dikkatlice ilerletilmektedir. İşlem sırasında bazı kadınlarda hafif ile orta düzey arasında değişen kramp benzeri ağrı hissedilebilmektedir. Duyarlılığı yüksek bireylerde işlem öncesi ağrı kesici verilmesi ya da lokal anestezi uygulanması söz konusu olabilmektedir. Rahim ağzı dar olan, doğum yapmamış kadınlarda ya da özel anatomik durumlarda hafif sedasyon eşliğinde uygulama planlanabilmektedir. Prosedürün sonunda spiralin ipleri rahim ağzının biraz altında bırakılmakta ve kontrol muayenelerinde konumun doğrulanması için kullanılmaktadır.

İşlem sonrasında ilk saatlerde hafif lekelenme ve karın alt bölgesinde çekilme hissi görülebilmektedir. Bu şikayetler genellikle bir ila iki gün içinde kendiliğinden gerilemektedir. İlk adet döngüsü sırasında kanama miktarının ve süresinin bir miktar artması, bakır içerikli spirallerde beklenen bir durum olarak değerlendirilmektedir. Hormonlu spirallerde ise ilk üç ile altı ay boyunca düzensiz lekelenmeler yaşanabilmekte, ilerleyen aylarda adet miktarında belirgin azalma ve bazı olgularda amenore olarak adlandırılan adet görmeme tablosu ortaya çıkabilmektedir. Bu tablo, endometriumun incelmesine bağlı fizyolojik bir yanıt olup zararlı bir durum oluşturmamaktadır. Yerleştirmenin ardından ilk cinsel ilişki için genellikle bir haftalık süre beklenmesi önerilmekte, tampon kullanımı yerine ilk ay boyunca ped tercih edilmektedir. Ağır fiziksel aktivite ve yüzme gibi uygulamalardan kısa bir süre uzak durulması önerilmektedir.

Rahim içi araçların koruyuculuk oranı, doğru yerleştirildiğinde yılda binde beş ile yüzde bir arasında değişen gebelik oranıyla ifade edilmektedir. Bu değerler, günlük kullanılan hap gibi kullanıcı bağımlı yöntemlere kıyasla belirgin şekilde düşük düzeyde kabul edilmektedir. Hormonlu spiraller, doğum kontrolüne ek olarak ağır adet kanaması, dismenore olarak bilinen adet ağrısı ve endometriozis ilişkili şikayetlerin yönetiminde de yardımcı yaklaşım olarak değerlendirilmektedir. Bakır içerikli spiraller ise hormonal etki içermeyen bir yöntem arayan, emziren ya da hormonal kontrasepsiyona uygun olmayan kadınlarda öne çıkmaktadır. Ayrıca bakır spiralin, korunmasız cinsel ilişkinin ardından beş gün içinde acil kontrasepsiyon amacıyla yerleştirilebildiği ve bu endikasyonda oldukça yüksek etkinlik gösterdiği bilinmektedir. Yöntem seçimi yapılırken yalnızca koruyuculuk değil, kadının uzun vadeli sağlık öyküsü ve yaşam koşulları bütüncül biçimde ele alınmaktadır.

Spiral kullanımının uygun olmadığı bazı klinik durumlar bulunmaktadır. Bilinen ya da şüphelenilen gebelik, aktif pelvik enfeksiyon, açıklanamayan vajinal kanama, rahim ağzı veya rahim kanseri şüphesi, ileri derecede rahim anomalileri ve bakır alerjisi bakır içerikli spiraller için önemli engeller arasında sayılmaktadır. Hormonlu spirallerde ise aktif meme kanseri öyküsü, ağır karaciğer hastalığı ve levonorgestrel duyarlılığı özel değerlendirme gerektirmektedir. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyon riski yüksek olan bireylerde de yöntem seçimi daha dikkatli biçimde ele alınmaktadır. Bu değerlendirmeler, hekim ile kadın arasında karşılıklı bilgi alışverişine dayanan bir süreçte netleştirilmektedir. Uygun olmayan durumlarda alternatif kontraseptif yöntemler önerilmekte, spirale ısrar edilmesi yerine bireye özgü seçenekler öne çıkarılmaktadır.

Yerleştirme sonrası dönemde nadir de olsa bazı komplikasyonlar bildirilmektedir. Bunların başında spiralin yerinden kayması veya beklenmedik biçimde düşmesi gelmektedir. Ekspulsiyon olarak adlandırılan bu durum, ilk üç ay içinde daha sık gözlenmekte ve genellikle adet döneminde meydana gelmektedir. Perforasyon adı verilen rahim duvarının delinmesi ise oldukça nadir bir komplikasyon olarak kabul edilmekte, binde bir ila iki oranında bildirilmektedir. Enfeksiyon riski büyük ölçüde uygulama koşullarının hijyenine ve önceki dönemdeki mikrobiyolojik duruma bağlıdır. İşlem sonrası ilk üç haftalık süreçte pelvik enfeksiyon açısından hafif bir risk artışı tanımlanmakta, ancak ilerleyen aylarda risk toplum ortalamasına dönmektedir. Şiddetli karın ağrısı, kötü kokulu akıntı, ateş yükselmesi, iplerin hissedilmemesi ya da uzunluğunun değişmesi gibi bulgular ortaya çıktığında vakit kaybetmeden hekime başvurulması gereklidir.

Spirale bağlı ağrı yönetimi, kadınların yaşam kalitesi açısından önem taşıyan konulardan biri olarak öne çıkmaktadır. Bakır içerikli spirallerde ilk aylarda adet ağrısında artış gözlenebilmekte, bu tablo çoğu durumda basit ağrı kesicilerle kontrol altına alınabilmektedir. Ağrının kalıcı ve şiddetli olduğu olgularda spiralin konumu değerlendirilmekte, gerektiğinde çıkarılarak alternatif yönteme geçilmektedir. Hormonlu spirallerde ise adet ağrısının belirgin biçimde azaldığı, hatta bazı kadınlarda tamamen ortadan kalktığı bildirilmektedir. Bu özelliği nedeniyle hormonlu spiraller, yalnızca doğum kontrolü değil, ağrılı adet ve ağır kanama şikayetleri olan kadınlarda destekleyici yaklaşım olarak da klinik uygulamada yerini almaktadır. Endometriozis tanılı bireylerde semptom yönetiminde katkı sağladığı yönünde geniş çaplı çalışmalar bulunmaktadır.

Kullanım süresi, spiralin türüne göre değişkenlik göstermektedir. Bakır içerikli klasik spiraller genellikle beş ile on yıl arasında etkinliğini korumakta, bazı özel modellerde bu süre daha da uzayabilmektedir. Hormonlu spiraller ise içerdiği levonorgestrel dozuna göre üç ila sekiz yıl arasında değişen sürelerde koruyucu etki göstermektedir. Süresi dolan spiralin çıkarılması, yerleştirilmesine göre çoğunlukla daha kısa ve kolay bir işlem olarak tanımlanmaktadır. İpleri görünür konumdaki spiraller, poliklinik koşullarında kısa bir manevrayla çıkarılabilmektedir. Çıkarma sırasında hafif bir çekilme hissi duyulmakta, ardından hızla normale dönülmektedir. Kadın istediği takdirde aynı seansta yeni bir spiral yerleştirilebilmekte ya da farklı bir kontraseptif yönteme geçiş planlanabilmektedir. Doğurganlık, spiralin çıkarılmasının ardından hızla eski düzeyine dönmekte ve ilk siklustan itibaren gebelik olasılığı yeniden ortaya çıkmaktadır.

Düzenli kontroller, spiral kullanımının güvenliği açısından değerli bir uygulama olarak kabul edilmektedir. Yerleştirmenin ardından ilk kontrol, genellikle bir ile üç ay arasında planlanmakta, bu muayenede spiralin yerinde olup olmadığı ve iplerin durumu değerlendirilmektedir. Sonraki dönemde yılda bir jinekolojik muayene, ultrasonografi ile pozisyon doğrulaması ve gerekli görülen smear taraması önerilmektedir. Kadınlar, adet sonrası kendi kendine ipleri kontrol edebilmeleri konusunda bilgilendirilmekte, ancak bu kontrolün profesyonel muayenenin yerini almadığı vurgulanmaktadır. İplerin kısalmış, uzamış ya da hiç hissedilmemesi durumunda hekime başvurulması önerilmektedir. Bu şikayetler çoğu durumda ciddi bir sorunun göstergesi olmasa da doğrulama için görsel yöntemlere başvurulması güvenlik açısından önem taşımaktadır.

Spiral hakkında toplumda bazı yanlış bilinen bilgiler yaygınlığını sürdürmektedir. Rahim ağırlığında artış, kilo alımı, kısırlık, kanser riski gibi endişeler sıklıkla dile getirilmektedir. Güncel bilimsel veriler, uygun aday seçimi ve doğru uygulama koşullarında spiralin uzun vadeli fertilite üzerinde olumsuz bir etki oluşturmadığını göstermektedir. Kanser riski açısından yapılan geniş çaplı incelemelerde, spiralin özellikle endometrium ve serviks kanserlerine karşı koruyucu etkileri olduğuna dair bulgular bildirilmektedir. Kilo değişiklikleri, hormonlu spirallerde sistemik dolaşıma geçen düşük hormon miktarı nedeniyle çoğu durumda belirgin biçimde gözlenmemektedir. Cinsel ilişki sırasında partner tarafından spiralin hissedilmesi de yaygın bir endişe olarak öne çıkmakta; ancak ipler zamanla yumuşayıp rahim ağzına doğru kıvrıldığı için bu durum çoğunlukla söz konusu olmamaktadır. Doğru bilgilendirme, gereksiz kaygıların giderilmesine ve yöntemin bilinçli tercih edilmesine katkı sağlamaktadır.

Adolesan dönemden perimenopozal döneme kadar geniş bir yaş aralığında rahim içi araç kullanımı mümkün görülmektedir. Doğum yapmamış genç kadınlarda daha küçük boyutlarda üretilmiş özel modeller tercih edilebilmekte, bu sayede uygulama konforu artırılmaktadır. Menopoza yaklaşan dönemde hormonlu spiraller, hem kontrasepsiyon hem de anormal uterin kanama yönetiminde iki yönlü yarar sağlayabilmektedir. Emziren annelerde bakır içerikli spiraller güvenli bir seçenek olarak öne çıkmakta, hormonlu spiraller de belirli bir bekleme süresinin ardından tercih edilebilmektedir. Kronik hastalığı bulunan kadınlarda; hipertansiyon, diyabet, migren ya da tromboemboli öyküsü gibi durumlarda östrojen içeren yöntemlerin uygun olmadığı olgularda spiral iyi bir alternatif olarak değerlendirilmektedir. Bu geniş uygulama yelpazesi, spiralin klinik pratikte tercih edilme sıklığını artırmaktadır.

Koru Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği bünyesinde spiral yerleştirme uygulamaları, deneyimli hekim kadrosu ve modern donanımlı poliklinik ortamında gerçekleştirilmektedir. Değerlendirme sürecinde kadının bireysel öyküsü ayrıntılı biçimde ele alınmakta, ultrasonografik inceleme titizlikle yapılmakta ve yönteme dair tüm sorular şeffaf biçimde yanıtlanmaktadır. Uygulama sonrasında kontrol programı bireysel özelliklere göre planlanmakta, olası yan etkiler ya da endişeler için iletişim kanalları açık tutulmaktadır. Spiralin yerleştirilmesi ile kullanım süresi boyunca oluşabilecek her aşamada hastaların bilinçli bir kullanıcı olmasına destek olacak bilgilendirme yaklaşımı benimsenmektedir. Uzun soluklu bir doğum kontrol yöntemi arayışında olan bireyler için spiral, kişiye özgü değerlendirme sonrası sunulan güvenli ve etkili seçenekler arasında değerli bir yere sahip olarak öne çıkmaktadır.

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment