Ağız ve Diş Sağlığı

Yenidoğanda Diş (Natal Diş)

Natal diş görüldüğünde yapılması gerekenleri, emzirmeye olan etkilerini ve çekim endikasyonlarını Koru Hastanesi olarak ayrıntılı biçimde ele alıyoruz. Detaylı bilgi alın.

Yenidoğan bir bebeğin ağzında doğumdan itibaren ya da ilk haftalar içinde küçük bir diş görülmesi, anne ve babaların sıklıkla şaşkınlıkla karşıladığı bir durumdur. Genellikle bebeklerde ilk dişin altı ay civarında çıkması beklenir; ancak bazı bebekler dünyaya bir veya iki diş ile gelir. Tıp literatüründe doğum sırasında ağızda bulunan dişlere natal diş, doğumdan sonraki ilk otuz gün içinde çıkan dişlere ise neonatal diş adı verilir. Her iki durum da nadir görülen tablolar olup özel bir değerlendirme gerektirir.

Bu dişler çoğu zaman sağlam görünmez, kökleri tam gelişmemiştir ve diş etinden hafif bir bağ ile tutunurlar. Bazıları sallanır, bazıları ise daha sıkı oturmuş olabilir. Aile için endişe verici görünse de durum çoğunlukla zararsız bir gelişimsel farklılık olarak kabul edilir. Yine de bebeğin beslenmesi, emzirme sürecinin sağlıklı ilerlemesi ve dişin nefes yoluna kaçma riski açısından bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekli kabul edilir.

Kimlerde Görülür?

Natal diş, yaklaşık olarak iki bin ile üç bin doğumda bir görülen nadir bir durumdur. Cinsiyet açısından küçük farklar bildirilse de bazı çalışmalarda kız bebeklerde biraz daha sık karşılaşıldığı belirtilmiştir. Aile öyküsünde benzer bir durum bulunan bebeklerde görülme olasılığı bir miktar artar. Birinci derece akrabalarda natal diş öyküsü olan ailelerin yaklaşık on beş ile yirmi oranında benzer tabloyla karşılaşabileceği bildirilmektedir.

Bazı genetik durumlar ve doğumsal sendromlar bu tabloyla birlikte görülebilir. Ellis-van Creveld sendromu, Hallermann-Streiff sendromu, Jadassohn-Lewandowski sendromu ve yarık damak dudak gibi tabloların eşlik ettiği bebeklerde natal diş görülme oranı belirgin biçimde artar. Bu nedenle bebekte natal diş tespit edildiğinde genel pediatrik muayene sırasında ek bulguların da değerlendirilmesi gerekli kabul edilir.

Düşük doğum ağırlığıyla doğan bebeklerde, gebelik sırasında yetersiz beslenme öyküsü bulunan annelerin bebeklerinde ve bazı çevresel etkenlere maruz kalan gebeliklerde natal dişin biraz daha sık görüldüğü ileri sürülmektedir. Ancak vakaların büyük çoğunluğunda herhangi bir altta yatan hastalık saptanmaz ve durum izole bir gelişimsel farklılık olarak değerlendirilir. Çoğu bebek başka hiçbir sağlık sorunu olmaksızın bu dişle dünyaya gelir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Natal dişin en belirgin bulgusu, yenidoğanın ağzında alt ön bölgede küçük, beyazımsı ya da hafif sararmış bir yapının görülmesidir. Bu dişler vakaların yaklaşık doksan oranında alt orta kesici diş bölgesinde yer alır. Daha az sıklıkla üst kesiciler, azı dişi bölgesi veya damak hattında görülebilirler. Çoğu zaman tek diş şeklinde ortaya çıkar; ancak iki ya da daha fazla dişin birlikte bulunması da mümkündür.

Dişin görünümü oldukça değişken olabilir. Bazı bebeklerde diş normal süt dişine yakın bir görünümdedir, mine tabakası belirgindir ve sıkı şekilde oturmuştur. Bazı bebeklerde ise diş şekilsiz, ince mineli ve sarımtırak renkte gözlenir. Sallanma derecesi de farklılık gösterir; bir kısım diş diş etinden neredeyse kopacak kadar gevşek dururken bir kısmı sağlam biçimde tutunmuştur. Sallanma durumunda dişin yutulma veya solunum yoluna kaçma riski göz önünde bulundurulur.

Emzirme sırasında bazı belirtiler dikkat çekebilir. Bebek meme ucuna ulaştığında ağrı nedeniyle huzursuzlanabilir, beslenmeyi yarıda bırakabilir veya yeterince süt alamayabilir. Annede meme ucunda küçük yaralar, çatlaklar ya da kanama gözlenebilir. Dişin keskin kenarı bebeğin kendi dil altında küçük bir yara oluşmasına yol açabilir ve bu duruma Riga-Fede hastalığı adı verilir. Bu yara bebek için ağrı kaynağı olabilir ve beslenmeyi olumsuz etkileyebilir.

Bazı bebeklerde gözle görülür bir belirti olmasa da rutin yenidoğan muayenesi sırasında diş tesadüfen fark edilir. Aile genellikle bebeğin ağzını açtığında beyazımsı bir noktanın varlığını sezinler, ancak diş olduğundan emin olamaz. Bu nedenle ağız içi muayene tüm yenidoğanlarda titizlikle yapılır ve şüpheli durumlarda diş hekimi konsültasyonu istenir.

Nedenleri Nelerdir?

Natal dişin neden bazı bebeklerde ortaya çıktığı henüz tam olarak aydınlatılamamıştır. Bilim insanları farklı etkenlerin birlikte rol oynadığını düşünmektedir. En sık öne sürülen açıklama, diş tomurcuğunun çene kemiği içinde olağandan daha yüzeysel bir konumda yer almasıdır. Yüzeysel yerleşim, diş kronunun beklenenden erken biçimde ağız ortamına ulaşmasına neden olabilir. Bu nedenle natal dişlerin kökleri çoğunlukla tam gelişmemiş olur.

Genetik etkenler bu tabloda önemli bir yer tutar. Ailesinde natal diş öyküsü bulunan bebeklerde görülme sıklığının arttığı bilinmektedir. Bazı genetik varyasyonların diş tomurcuğunun pozisyonunu ve gelişim hızını etkileyebileceği düşünülmektedir. Otozomal dominant geçiş gösteren bazı aile örnekleri bildirilmiş olup bu durum genetik yatkınlığın belirgin rolünü destekler niteliktedir.

Gebelik döneminde annenin beslenme durumu, vitamin eksiklikleri, enfeksiyonlar ve hormonal değişiklikler de etkili olabileceği belirtilen etkenler arasındadır. Özellikle D vitamini eksikliği, bazı çalışmalarda diş gelişiminin zamanlamasıyla ilişkilendirilmiştir. Annenin gebelikte aldığı bazı ilaçlar ve çevresel toksinlere maruziyet de olası nedenler arasında değerlendirilmektedir, ancak doğrudan nedensel bir ilişki kesin biçimde kanıtlanmamıştır.

Bunların yanı sıra bazı sendromik tablolar natal diş ile birlikte görülebilir. Pakionişi konjenita, kondroektodermal displazi, Sotos sendromu ve bazı kraniofasiyal anomaliler bu gruba örnek olarak verilebilir. Sendrom varlığı söz konusu olduğunda diş yalnızca daha kapsamlı bir tablonun parçası olarak ortaya çıkar. Bu nedenle dişin değerlendirilmesi sırasında bebeğin genel gelişim bulguları ve fiziksel özellikleri de dikkatle gözden geçirilir.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı süreci genellikle yenidoğanın ilk fiziksel muayenesi sırasında başlar. Pediatri uzmanı ya da doğumdan hemen sonra bebeği gözden geçiren hekim, ağız içi muayene sırasında dişi fark eder. Aile de bebeğini emzirirken veya banyo sırasında ağzında küçük bir yapı görerek hekime başvurabilir. Tanı çoğunlukla görsel muayene ile konur, ancak ek değerlendirmeler dişin yapısı ve yerleşimi hakkında daha ayrıntılı bilgi sağlar.

Diş hekimi muayenesinde dişin sallanma derecesi, mine kalitesi, kök gelişimi ve çevre diş eti ile ilişkisi değerlendirilir. Dişin tipi konusunda yaygın olarak kullanılan bir sınıflandırma sistemi bulunmaktadır. Bu sınıflandırma dişin olgunluk düzeyine göre yapılır ve uygulanacak yaklaşımı belirlemede yol gösterici olur. Dişin gerçek bir süt dişi mi yoksa fazladan bir diş mi olduğu da bu değerlendirme sırasında araştırılır.

Tanı aşamasında ayırt edilmesi gereken bazı bulgular vardır. Bohn nodülleri, Epstein incileri ve diş eti kistleri yenidoğanın ağzında görülebilen beyazımsı yapılar olup bunlar diş ile karıştırılabilir. Deneyimli hekim bu yapıları görünüm ve dokunma hissi ile diş hekiminden ayırt eder. Şüpheli durumlarda röntgen filmi çekilerek dişin kemik içindeki yapısı, kök oluşumu ve diğer diş tomurcuklarıyla ilişkisi gözlenir.

Bazı durumlarda dişin kalıcı süt dişinin erken çıkmış hali olup olmadığını anlamak için ek görüntüleme yöntemlerine başvurulur. Eğer diş gerçek süt dişi ise korunması yönünde karar verilebilir. Eğer fazladan bir diş ise ve emzirme veya bebeğin sağlığı için risk oluşturuyorsa çekim seçeneği değerlendirilir. Tüm bu kararlar bebeğin pediatrist, diş hekimi ve gerekirse çocuk cerrahından oluşan bir ekip tarafından verilir.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Natal diş çoğu zaman ciddi sorun oluşturmaz, ancak bazı komplikasyonlar gelişebilir. En sık karşılaşılan sorun emzirme güçlüğüdür. Bebek beslenme sırasında ağrı duyabilir, meme ucundan rahatsız olabilir ve yeterli süt alamayabilir. Anne tarafında ise meme ucunda yaralar, çatlaklar ve enfeksiyon riskini artıran yumuşak doku hasarları görülebilir. Bu durum emzirme sürecinin erken sonlanmasına yol açabilir.

Sallanan diş varlığında nefes yoluna kaçma riski en önemli endişe konularından biridir. Aşırı gevşek bir diş bebeğin solunumu sırasında yutulabilir ya da soluk borusuna kaçarak ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle ileri derecede sallanan dişlerin değerlendirilmesi öncelikli kabul edilir. Aileler bebeğin ağzını düzenli olarak gözlemlemeli ve dişin durumundaki değişiklikleri hekime bildirmelidir.

Bazı bebeklerde dişin keskin kenarı dil altında yaraya neden olur. Riga-Fede hastalığı olarak adlandırılan bu tablo bebeğin beslenmeyi reddetmesine, huzursuzluğuna ve kilo alımında yavaşlamaya yol açabilir. Yaranın iyileşmesi için dişin kenarlarının yumuşatılması veya gerekli durumlarda çekim seçeneği değerlendirilir. Tedavi yaklaşımı bebeğin beslenme durumu ve yaranın derecesine göre belirlenir.

Uzun vadede natal dişin çekilmesi durumunda kalıcı dişin yerinde sorun oluşma olasılığı az da olsa söz konusu olabilir. Diş gerçek bir süt dişi ise erken kaybı, alttaki kalıcı dişin sürme sırasında yer kaybetmesine neden olabilir. Bu durum ileride ortodontik değerlendirme gerektirebilir. Bu nedenle dişin korunup korunmamasına ilişkin karar verilirken uzun vadeli sonuçlar da hesaba katılır.

  • Emzirme sırasında ağrı ve beslenme güçlüğü
  • Anne meme ucunda yara ve çatlaklar
  • Dil altında Riga-Fede yarası gelişimi
  • Sallanan dişin solunum yoluna kaçma riski
  • Kalıcı diş çıkışında olası yer sorunu

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Bebeğinizin ağzında doğumdan kısa süre sonra beyazımsı bir yapı fark ederseniz pediatri hekiminize danışmanız önerilir. Hekim muayeneyle yapının diş olup olmadığını değerlendirir ve gerekirse diş hekimi konsültasyonu ister. Bebeğinizin ağzında diş varlığı sizi telaşlandırmamalı, ancak süreci kendi başınıza takip etmek yerine uzman bir hekimle ilerletmek doğru bir yaklaşım olur.

Emzirme sırasında belirgin ağrı yaşıyorsanız, bebeğiniz beslenmeyi reddediyorsa ya da meme ucunuzda yaralar oluştuysa zaman kaybetmeden başvurmalısınız. Bebeğinizin kilo alımında yavaşlama, huzursuzluk ve ağız içinde belirgin kızarıklık gözlüyorsanız da değerlendirme gerekir. Bebeğinizin dil altında küçük bir yara fark ederseniz Riga-Fede hastalığı açısından muayene yararlı olacaktır.

Dişin belirgin biçimde sallandığını, gevşediğini ya da renginin değiştiğini gözlemlerseniz hemen hekiminize ulaşmalısınız. Sallanan diş bebeğiniz için solunum riski oluşturabilir. Ayrıca bebeğinizde başka bulgular da varsa, örneğin gelişim geriliği, yüz hatlarında farklılık veya cilt bulguları gözlemliyorsanız genetik değerlendirme için pediatristinizden yönlendirme alabilirsiniz. Erken değerlendirme süreci sağlıklı yönetmek açısından önem taşır.

Son Değerlendirme

Yenidoğanda diş, nadir görülen ancak yönetimi titizlik gerektiren bir tablodur. Çoğunlukla zararsız bir gelişimsel farklılık olarak ortaya çıksa da emzirme süreci, bebeğin solunum güvenliği ve olası sendromik tabloların ayırt edilmesi açısından dikkatli bir değerlendirme önem taşır. Dişin korunup korunmayacağına ilişkin karar bebeğin genel durumu, dişin yapısı ve ailenin beslenme süreciyle birlikte ele alınarak verilir. Erken dönemde uzman bir hekimin görüşünü almak süreci sağlıklı bir zeminde ilerletir.

Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, yenidoğanda diş (natal diş) gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Ağız ve Diş Sağlığı Our Doctors

We are by your side with our experienced specialist physicians in this field

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment