Dermatoloji

Varisella (Suçiçeği)

Varisella (Suçiçeği), klinik bulgularıyla dikkat çeken ve doğru değerlendirme gerektiren bir durumdur. Belirtiler ve değerlendirme süreci hakkında detaylı bilgi alın.

Varisella, halk arasında bilinen adıyla suçiçeği, çocukluk çağının en sık karşılaşılan bulaşıcı hastalıklarından biridir. Genellikle hafif seyirli olsa da kaşıntılı döküntüleri, ateşi ve halsizlik tablosuyla hem çocukların hem de ailelerin günlük yaşamını ciddi biçimde etkileyebilir. Varicella-zoster virüsünün (suçiçeği-zona virüsü) neden olduğu bu enfeksiyon, kuluçka süresi boyunca belirti vermeden yayılabildiği için kreş, anaokulu ve okul ortamlarında hızla bulaşabilir. Vücutta küçük kırmızı lekelerle başlayan döküntüler kısa sürede içi sıvı dolu kabarcıklara dönüşür ve ardından kabuklanarak iyileşme sürecine girer.

Çoğu olguda hastalık birkaç hafta içinde belirgin biçimde iyileşir. Ancak yetişkinlerde, bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde ve bebeklerde seyir farklılaşabilir; bu gruplarda akciğer tutulumu, bakteriyel cilt enfeksiyonları veya ensefalit (beyin iltihabı) gibi komplikasyonlar gündeme gelebilir. Bu nedenle suçiçeği yalnızca cilt döküntüsüyle sınırlı kalmayan, bütüncül bir değerlendirme gerektiren bir hastalık olarak ele alınır. Aşı uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte vaka sayıları önemli ölçüde azalsa da hastalığın klinik özelliklerini, bulaşma yollarını ve risk gruplarını tanımak h├ól├ó büyük önem taşır.

Kimlerde Görülür?

Varisella, en sık 1 ile 10 yaş arasındaki çocuklarda görülür. Bu yaş grubundaki çocukların büyük bölümü, kreş ve okul ortamlarında virüsle karşılaştıkları için hastalık kısa sürede yayılabilir. Çocukluk döneminde geçirilen suçiçeği genellikle hafif seyirli olup birkaç hafta içinde iyileşir. Ancak hastalığın seyri yaşa, bağışıklık durumuna ve eşlik eden sağlık koşullarına göre belirgin biçimde farklılık gösterir. Erişkin yaşta geçirilen suçiçeği, çocukluk dönemine kıyasla daha şiddetli belirtilerle seyredebilir; ateş daha yüksek, döküntü sayısı daha fazla ve iyileşme süresi daha uzun olabilir.

Hamilelik döneminde geçirilen suçiçeği hem anne hem bebek için ciddi bir risk oluşturabilir. Gebeliğin ilk yarısında geçirilen enfeksiyon konjenital varisella sendromuna (doğumsal suçiçeği tablosu) yol açabilir; doğuma yakın günlerde geçirilen suçiçeği ise yenidoğanda ağır seyirli bir tabloya neden olabilir. Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler, kemoterapi alan hastalar, uzun süreli kortizon tedavisi gören bireyler ve organ nakli yapılmış kişiler de yüksek risk grubunda yer alır. Bu gruplarda hastalık, ciltle sınırlı kalmayıp iç organları etkileyen yaygın bir tabloya dönüşebilir.

Suçiçeği geçirmemiş ve aşılanmamış bireyler her yaşta hastalığa açıktır. Aile içinde bir kişide suçiçeği görüldüğünde, evdeki diğer duyarlı bireylerin de hastalanma olasılığı oldukça yüksektir. Okul, yurt, kışla gibi kalabalık ortamlarda yaşayanlarda bulaş riski artar. Bunun yanında zona (herpes zoster) tablosu, daha önce suçiçeği geçirmiş kişilerde virüsün yıllar sonra yeniden aktive olmasıyla ortaya çıkar ve özellikle 50 yaş üstü bireylerde, bağışıklığı zayıflamış kişilerde daha sık görülür.

  • Aşı yaptırmamış çocuklar ve yetişkinler
  • Bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler
  • Hamileler ve yenidoğan bebekler
  • Kalabalık ortamlarda yaşayan kişiler
  • Daha önce suçiçeği geçirmiş 50 yaş üstü bireyler (zona riski açısından)

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Varisellanın en belirgin bulgusu, ciltte ortaya çıkan kaşıntılı döküntülerdir. Ancak hastalık genellikle döküntüler ortaya çıkmadan birkaç gün önce başlayan halsizlik, iştahsızlık, hafif ateş ve baş ağrısı gibi şikayetlerle kendini gösterir. Bu öncül belirtiler, özellikle çocuklarda fark edilmeyebilir ve aileler ilk uyarıyı genellikle ciltte beliren ilk lekelerle alır. Döküntüler önce gövdede, saçlı deride ve yüzde başlar; ardından kollara, bacaklara ve mukozalara yayılır. Avuç içleri ve ayak tabanları genellikle korunur.

Suçiçeği döküntüsü kendine özgü bir evrim gösterir. Önce küçük kırmızı lekeler şeklinde başlar; bu lekeler birkaç saat içinde içi berrak sıvı dolu kabarcıklara dönüşür. Kabarcıklar zamanla bulanıklaşır, patlar ve üzerleri kabuklanır. Aynı vücut bölgesinde farklı evrelerdeki döküntülerin bir arada bulunması, suçiçeğinin en tipik özelliklerinden biridir. Kaşıntı belirgin olduğu için özellikle çocuklar döküntüleri tırmalayabilir; bu durum bakteriyel enfeksiyonlara ve iz kalmasına yol açabilir. Ağız içi, göz çevresi ve genital bölge mukozalarında da benzer kabarcıklar oluşabilir; bu da yeme, içme ve idrar yapma gibi günlük aktiviteleri zorlaştırır.

Hastalığın seyri sırasında ateş genellikle 38-39 derece civarındadır; ancak bazı çocuklarda daha yüksek değerlere ulaşabilir. Halsizlik, baş ağrısı ve kas ağrısı ilk birkaç günde belirgindir. Döküntüler yaklaşık 5-7 gün boyunca yeni yeni çıkmaya devam eder; tüm kabarcıkların kabuklanması ise 1-2 haftayı bulabilir. Bu süreçte kişi bulaştırıcıdır ve sosyal ortamlardan uzak tutulması gerekir. Erişkinlerde döküntü sayısı genellikle daha fazladır, ateş daha uzun sürer ve eşlik eden şikayetler daha belirgindir.

Nedenleri Nelerdir?

Varisella, herpes virüs ailesine ait olan varicella-zoster virüsünün (VZV) neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Bu virüs, ilk karşılaşmada suçiçeği tablosuna yol açar; iyileşmenin ardından sinir köklerinde sessiz biçimde kalmaya devam eder. Yıllar sonra bağışıklığın zayıfladığı dönemlerde yeniden aktive olarak zona (herpes zoster) adı verilen, sınırlı bir cilt bölgesinde ağrılı döküntülerle seyreden bir tabloya neden olabilir. Yani aynı virüs hem çocukluk döneminde suçiçeğinin hem de ileri yaşlarda zonanın nedenidir.

Bulaşma çoğunlukla solunum yoluyla gerçekleşir. Hasta kişinin öksürmesi, hapşırması veya konuşması sırasında havaya yayılan damlacıklar, çevredeki duyarlı kişilerin solunum yoluyla virüsü almasına neden olur. Bunun yanında ciltteki kabarcıkların içindeki sıvıyla doğrudan temas da bulaşmaya yol açar. Virüs oldukça bulaşıcıdır; aynı evde yaşayan ve bağışıklığı olmayan bireylerde bulaşma oranı oldukça yüksektir. Hasta kişi, döküntüler ortaya çıkmadan 1-2 gün önce bulaştırıcı olmaya başlar ve tüm kabarcıklar kabuklanana kadar bulaştırıcılığı sürer.

Aşılanmamış olmak, hastalığın temel risk faktörüdür. Suçiçeği aşısı, çocukluk dönemi rutin aşı takviminde yer alır ve hastalığa karşı belirgin koruma sağlar. Aşı yaptırmış kişilerde de nadiren hastalık görülebilir; ancak bu olgular genellikle daha hafif seyreder, döküntü sayısı az olur ve komplikasyon riski düşer. Bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açan kanser tedavileri, kortizon kullanımı, HIV enfeksiyonu ve organ nakli sonrası bağışıklık baskılayıcı ilaç kullanımı, virüsün yeniden aktive olma ya da ağır seyirli enfeksiyona yol açma olasılığını artırır.

  • Aşı ile bağışıklık kazanılmamış olması
  • Hasta kişiyle yakın temas (aynı ev, sınıf, oyun grubu)
  • Bağışıklık sistemini baskılayan hastalıklar ve ilaçlar
  • Kalabalık ve havalandırması yetersiz ortamlar

Tanı Nasıl Konulur?

Varisella tanısı çoğunlukla klinik bulgularla, yani hekimin muayene sırasında gördüğü tipik döküntü ve eşlik eden şikayetlerle konur. Aynı vücut bölgesinde farklı evrelerdeki döküntülerin bir arada bulunması, kaşıntı, ateş ve halsizlik tablosu hekim için yönlendiricidir. Hasta öyküsünde son haftalarda suçiçeği geçiren biriyle temas olması da tanıyı destekleyen önemli bir bilgidir. Çoğu çocukta ek tetkike gerek kalmadan klinik değerlendirmeyle tanı netleşir.

Ancak bazı durumlarda klinik tablo tipik olmayabilir. Aşılanmış kişilerde döküntü sayısı az olabilir; bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda atipik görünümler ortaya çıkabilir. Bu olgularda laboratuvar testleri devreye girer. Kabarcık içindeki sıvıdan alınan örnekte PCR (polimeraz zincir reaksiyonu) testi ile virüsün genetik materyali aranabilir; bu yöntem kesin tanı sağlar. Kan testleriyle virüse karşı oluşan antikorların varlığı da değerlendirilebilir; özellikle daha önce hastalık geçirilip geçirilmediğini anlamak için bu testler kullanılır.

Tanı sürecinde döküntüye yol açan diğer hastalıkların ayırt edilmesi de önemlidir. Böcek ısırıkları, alerjik reaksiyonlar, el-ayak-ağız hastalığı, uyuz ve bazı viral döküntüler suçiçeğine benzeyen görünümlere yol açabilir. Hekim, döküntünün dağılımını, evrimini ve eşlik eden şikayetleri değerlendirerek bu ayrımı yapar. Hamilelerde, yenidoğanlarda ve bağışıklığı baskılanmış kişilerde tanı sürecinde ek görüntüleme yöntemleri ve kan testleri istenebilir; çünkü bu gruplarda hastalığın iç organ tutulumu açısından yakından izlenmesi gerekir.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Varisella çoğu sağlıklı çocukta sorunsuz biçimde iyileşir. Ancak bazı bireylerde ek sağlık sorunlarına yol açabilir. En sık görülen komplikasyon, tırmalama sonucu açılan döküntülerin bakteriyel enfeksiyon kapmasıdır. Stafilokok ve streptokok gibi bakteriler ciltte yüzeyel veya derin enfeksiyonlara, hatta bazen sistemik tablolara yol açabilir. Bu durum hem iyileşmeyi geciktirir hem de cilt izlerinin kalıcı olma olasılığını artırır. Tırnakların kısa tutulması ve döküntülerin tırmalanmaması, bu komplikasyonun önlenmesinde belirleyici unsurdur.

Akciğer tutulumu, özellikle erişkinlerde, sigara içenlerde ve bağışıklığı baskılanmış bireylerde görülebilir. Varisella pnömonisi adı verilen bu tablo, nefes darlığı, öksürük ve göğüs ağrısıyla seyreder; hastane şartlarında izlem ve uygun yaklaşımla yönetilir. Sinir sistemi tutulumu ise daha nadir ancak ciddi bir komplikasyon olarak ortaya çıkabilir. Beyincik iltihabı, ensefalit ve nadiren Reye sendromu (özellikle çocuklarda aspirin kullanımıyla ilişkili karaciğer ve beyin tablosu) bildirilen komplikasyonlar arasındadır. Bu nedenle suçiçeği seyrinde ateş düşürücü olarak aspirin kullanılmaz.

Hamilelik dönemindeki komplikasyonlar ayrı bir önem taşır. İlk yarıda geçirilen suçiçeği bebekte konjenital varisella sendromuna yol açabilir; cilt skarları, göz problemleri, kol-bacak gelişim sorunları ve sinir sistemi bulgularıyla seyreden bu tablo nadir ancak ciddidir. Doğuma çok yakın günlerde geçirilen suçiçeği ise yenidoğanda ağır seyirli bir enfeksiyona neden olabilir. Yıllar sonra ortaya çıkabilen zona tablosu, kalıcı sinir ağrısına (post-herpetik nevralji) yol açabilir; bu ağrı özellikle ileri yaşta yaşam kalitesini belirgin biçimde düşürebilir.

  • Bakteriyel cilt enfeksiyonları ve kalıcı izler
  • Varisella pnömonisi (akciğer tutulumu)
  • Ensefalit ve beyincik iltihabı
  • Konjenital varisella sendromu ve yenidoğan enfeksiyonu
  • Yıllar sonra zona ve post-herpetik nevralji

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Suçiçeği çoğu çocukta evde takip edilebilen, kendiliğinden iyileşen bir hastalık olsa da bazı durumlarda mutlaka hekim değerlendirmesi gereklidir. Eğer ateşiniz 39 dereceyi aşıyor, dört günden uzun sürüyor ya da düştükten sonra tekrar yükseliyorsa zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanız gerekir. Aynı şekilde döküntülerin çevresinde belirgin kızarıklık, şişlik, ısı artışı ve akıntı varsa bakteriyel enfeksiyon gelişmiş olabilir; bu tablo da hekim değerlendirmesi gerektirir.

Nefes darlığı, hızlı solunum, göğüs ağrısı, sürekli öksürük gibi solunum sistemi şikayetleri varsa akciğer tutulumu açısından dikkatli olunmalıdır. Şiddetli baş ağrısı, ense sertliği, sürekli kusma, dengesizlik, bilinç bulanıklığı ve havale gibi belirtiler sinir sistemi tutulumunun habercisi olabilir; bu durumda acil değerlendirme şarttır. Yenidoğanlar, hamileler, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler ve kronik hastalığı bulunan bireylerin suçiçeği şüphesinde belirti hafif görünse bile vakit kaybetmeden bir hekime danışması gerekir.

Çocuğunuz yeterince sıvı alamıyor, idrar miktarı belirgin biçimde azalmışsa veya halsizlik nedeniyle uyandırılması güçleşmişse bu da önemli bir uyarı işaretidir. Ağız içindeki yaralar yutmayı zorlaştırıyor, gözlerde kızarıklık ve ışığa karşı hassasiyet ortaya çıkıyorsa hekim kontrolü ihmal edilmemelidir. Hastalık geçtikten haftalar veya yıllar sonra vücudun belirli bir bölgesinde yanma, batma, ağrı ve ardından döküntü gelişirse zona açısından değerlendirme yapılması gerekir; erken dönemde başlanan uygun yaklaşımla zona belirgin biçimde kontrol altına alınır.

Son Değerlendirme

Varisella, çoğunlukla çocukluk çağında karşılaşılan, kaşıntılı döküntüler ve ateşle seyreden bulaşıcı bir hastalıktır. Sağlıklı bireylerde genellikle hafif seyirli olsa da yetişkinlerde, hamilelerde, yenidoğanlarda ve bağışıklığı zayıflamış kişilerde ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Erken tanı, uygun destek tedavisi, döküntülerin korunması ve risk gruplarının yakından izlenmesi hastalığın seyrini belirgin biçimde olumlu etkiler. Aşı uygulamaları sayesinde hem hastalığın görülme sıklığı hem de komplikasyon riski belirgin biçimde azalmıştır.

Koru Hastanesi Dermatoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, varisella (suçiçeği) gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment