Göz Hastalıkları

Skleral Kontakt Lens

Skleral Kontakt Lens Adım Adım, kişinin yaşına ve genel durumuna göre farklı seyir gösterebilen bir hastalıktır. Bulgular ve değerlendirme adımları hakkında bilgi sahibi olun.

Skleral kontakt lens, gözün beyaz kısmı olan sklera üzerine oturan, kornea ile lens arasında sıvı dolu bir boşluk bırakacak biçimde tasarlanmış geniş çaplı, sert ve gaz geçirgen bir optik cihazdır. Standart yumuşak veya sert lenslerin aksine korneaya hiçbir noktada temas etmemesi, bu uygulamanın en temel ayırt edici özelliği olarak kabul edilir. Çapları genellikle 15 ile 22 milimetre arasında değişen bu lensler, kornea yüzeyi üzerinde optik açıdan homojen ve düzgün bir kırıcı yüzey oluşturarak, düzensiz astigmatizmadan kaynaklanan görme sorunlarının klinik ortamda profesyonel biçimde yönetilmesine olanak tanır. Skleral lenslerin özellikle keratokonus, pellucid marjinal dejenerasyon, kornea nakli sonrası düzensizlikler ve şiddetli kuru göz tablolarında ön plana çıkması, göz sağlığı alanındaki önemli gelişmelerden biri olarak değerlendirilir.

Bu özel lens türünün geliştirilme süreci, gözün optik yüzeyinde bulunan düzensizliklerin gözlüklerle veya klasik kontakt lenslerle yeterince düzeltilememesi sorunundan doğmuştur. Kornea üzerinde bulunan pürüzlü yüzey, ışığın retinaya odaklanmasını engelleyerek belirgin görme kayıplarına yol açar. Skleral lens uygulamasında ise lensin altında oluşan gözyaşı benzeri sıvı tabakası, bozuk kornea yüzeyini optik olarak düzleştirir ve neredeyse mükemmele yakın bir kırıcı ortam sağlar. Böylece hastanın görme kalitesinde belirgin bir iyileşmeye katkı sağlanır. Uygulama sırasında lens ile kornea arasında sürekli olarak steril salin çözeltisi bulunur; bu tampon tabaka hem optik işlevi hem de göz yüzeyinin nemlendirilmesini destekler.

Skleral kontakt lensin en sık önerildiği durumların başında keratokonus gelmektedir. Keratokonus, korneanın koni biçiminde ileri doğru çıkıntı yaptığı ilerleyici bir hastalıktır ve bireylerin görme kalitesinde ciddi bozulmalara neden olabilir. Hastalığın erken evrelerinde gözlük veya yumuşak lenslerle görme desteklenebilirken, orta ve ileri evrelerde bu klasik yöntemler yetersiz kalmaya başlar. Skleral lensler, korneaya temas etmeden düzgün bir optik yüzey oluşturması sayesinde bu evrelerde önemli bir çözüm alternatifi olarak öne çıkar. Hastaların büyük bir kısmının, kornea nakli gündeme gelmeden önce skleral lens denemesiyle konforlu bir görme düzeyine ulaşabildiği klinik gözlemler arasında yer alır. Bu durum, cerrahi bir müdahaleye ihtiyaç duyulmadan konservatif yaklaşımla yönetilmesi açısından değerli görülmektedir.

Kornea nakli geçirmiş bireyler de skleral lens uygulamasından yararlanabilecek hasta gruplarından biridir. Nakil sonrası dönemde greft yüzeyinde ortaya çıkan düzensizlikler, yüksek astigmatizma ve görme kalitesinde dalgalanmalar sıkça karşılaşılan durumlardır. Gözlük ile bu düzensizliklerin optik olarak dengelenmesi çoğu durumda mümkün olmaz. Skleral lens ise korneaya baskı yapmadan, greft dokusunu koruyarak, üzerinde düzgün bir optik ortam yaratır. Böylece görme keskinliğinde belirgin bir iyileşmeye katkı sağlanırken, greftin mekanik olarak zorlanması da önlenmiş olur. Benzer bir yaklaşım pellucid marjinal dejenerasyon, kornea skarları, refraktif cerrahi sonrası oluşan ektaziler ve travmatik kornea düzensizlikleri için de geçerlidir.

Görme rehabilitasyonu dışında skleral lenslerin bir diğer önemli kullanım alanı, oküler yüzey hastalıklarıdır. Ağır kuru göz sendromu, Sjögren hastalığı, Stevens-Johnson sendromu, graft-versus-host hastalığı ve nörotrofik keratopati gibi tablolarda göz yüzeyinin sürekli olarak nemli tutulması önemli bir klinik hedeftir. Bu tür durumlarda hastalar; yanma, batma, ışığa hassasiyet, göz kapaklarının kornea üzerinde sürtünme hissi ve bulanık görmeyle karşı karşıya kalabilirler. Skleral lens, kornea ile arasındaki sıvı rezervuar sayesinde göz yüzeyini gün boyu koruyucu bir tabaka altında tutar. Bu sayede semptomların hafiflemesine ve yüzey hasarının azaltılmasına katkı sağlanır. Söz konusu yaklaşım, oküler yüzey hastalıklarında ilaç tedavilerine ek olarak destekleyici bir seçenek biçiminde değerlendirilir.

Skleral lens uygulaması, standart bir kontakt lens muayenesinden farklı, çok aşamalı bir süreç gerektirir. Öncelikle detaylı bir göz muayenesi yapılır; görme keskinliği, biyomikroskopik değerlendirme, göz içi basıncı, kornea topografisi ve pakimetri gibi tetkikler ile hastanın oküler yüzeyinin durumu ayrıntılı biçimde incelenir. Ardından ön segment optik koherens tomografi ve kornea skleral profilometri gibi ileri görüntüleme teknikleri ile skleranın yüzey haritası çıkarılabilir. Elde edilen veriler ışığında hastanın gözüne en uygun çap, eğrilik, kenar tasarımı ve optik reçete belirlenir. Bu ayrıntılı planlama, lensin göz üzerinde stabil, konforlu ve fizyolojik olarak uygun biçimde oturmasını hedefler.

Deneme lensinin göze yerleştirilmesi aşamasında, lensin içi steril salin ile doldurulur ve hastanın gözüne parmak veya özel bir aparat yardımıyla uygulanır. Bu sırada lens ile kornea arasında hava kabarcığı kalmaması özenle sağlanır. Uygulamanın ardından lensin hareketi, oturma biçimi, konjonktivaya baskı yapıp yapmadığı, limbal bölgede temas olup olmadığı ve skleral kenardaki basınç dağılımı biyomikroskopik olarak değerlendirilir. Aynı zamanda hastanın konfor düzeyi, görme keskinliği ve reçetenin gerçek yaşam koşullarındaki performansı test edilir. Gerekli görüldüğünde yeni deneme lensleri denenerek en uygun tasarıma ulaşılır. Süreç genellikle birden fazla seansı kapsayabilir ve hastanın hekimle uyumlu iş birliği içinde çalışması önemlidir.

Skleral kontakt lensin günlük kullanımına başlanmadan önce, hastalara lensin yerleştirilmesi, çıkarılması ve bakımı konusunda kapsamlı bir eğitim verilmesi gerekir. Lensin içinin steril salin ile doldurulması, gözün pozisyonlanması ve lensin özel bir tutucu aparatla göze yerleştirilmesi, başlangıçta zaman alabilen ancak alışıldığında rutin bir işleme dönüşen bir süreçtir. Çoğu durumda birkaç günlük deneyimden sonra hastalar bu adımları oldukça hızlı biçimde tamamlayabilir h├óle gelir. Lensin çıkarılması sırasında ise özel bir vantuz benzeri aparat kullanılır ve bu esnada göz yüzeyine zarar verilmeden lensin nazikçe alınması önemlidir. Uygulama sürecinde hijyen kurallarına titizlikle uyulması, olası enfeksiyon riskinin en aza indirilmesi bakımından temel bir konudur.

Skleral lenslerin bakımı, klasik kontakt lenslerden farklı olarak günlük ve düzenli bir protokol gerektirir. Lensin kullanım sonrasında uygun bir çözelti ile mekanik olarak temizlenmesi, ardından durulanarak dezenfektan solüsyon içerisinde saklanması önerilir. Kullanılan salinin steril olması, tercihen tek dozluk ampullerden elde edilmesi ve göz içine musluk suyu ya da distile su temas ettirilmemesi büyük önem taşır. Aksi h├ólde Acanthamoeba enfeksiyonu gibi ciddi komplikasyonların ortaya çıkma olasılığı artabilir. Lens saklama kabının düzenli aralıklarla değiştirilmesi ve kullanım süresinin dışına çıkılmaması, güvenli bir kullanım açısından gerekli hususlar arasında yer alır.

Klinik takip, skleral lens uygulamasının başarısı için belirleyici bir unsurdur. İlk uygulamanın ardından hastalar genellikle bir hafta, bir ay ve üç ay gibi belirli aralıklarla kontrol muayenesine çağrılır. Bu görüşmelerde lensin oturma biçimi, kornea sağlığı, konjonktival damarlanmada değişiklik olup olmadığı, oksijenasyon durumu ve lens altındaki sıvı tabakasının homojenliği değerlendirilir. Uzun vadeli takiplerde ise altı ayda bir veya yılda bir kez detaylı muayeneler önerilir. Bu düzenli izlem, ortaya çıkabilecek olası komplikasyonların erken dönemde fark edilmesine ve gerekli düzenlemelerin zamanında yapılmasına olanak tanır. Skleral lens kullanan bireylerin, ani görme değişikliği, ağrı, kızarıklık veya artan ışık hassasiyeti gibi bulgular fark ettiklerinde vakit kaybetmeden göz hekimine başvurmaları önerilir.

Skleral lens uygulamasının olası riskleri arasında konjonktival ödem, lens altında sıvı bulanıklaşması, mikrobiyal keratit, korneada hipoksik değişiklikler ve nadiren skleral basınç izleri bulunabilir. Bu risklerin çoğu, doğru tasarlanmış bir lens ve uygun hijyen protokolüyle düşük düzeyde tutulabilir. Uygun malzeme seçimi, gaz geçirgenliği yüksek polimerlerin kullanımı ve lens tasarımının kişiye özel biçimde optimize edilmesi, komplikasyon olasılığını azaltmada belirleyici unsurlar olarak kabul edilir. Ayrıca hastaların lens kullanım süresine dikkat etmeleri, uykuya dalmadan önce lensleri çıkarmaları ve önerilen bakım rutinine sadık kalmaları, güvenli kullanımın temel gerekliliklerindendir.

Skleral kontakt lens uygulamasının hasta yaşam kalitesine olan etkisi, birçok klinik gözlem ve yayında öne çıkan bir konudur. Uzun süredir görme kaybı yaşayan, gözlük veya klasik lenslerden yeterli fayda göremeyen bireylerin, skleral lensle birlikte günlük yaşam aktivitelerinde belirgin bir iyileşmeye katkı sağladıkları bildirilmektedir. Okuma, araç kullanma, ekran karşısında çalışma ve sosyal aktivitelere katılma gibi işlevsel alanlarda gelişme yaşanabilir. Bunun yanında oküler yüzey hastalığı bulunan bireylerde ağrı, batma ve ışık hassasiyeti gibi rahatsızlıkların azalmasıyla birlikte, ilaç kullanımına olan bağımlılık da azalabilir. Bu etkiler, skleral lensin sadece bir görme yardımcısı olarak değil, aynı zamanda oküler sağlığı destekleyici bir yaklaşım olarak da değerlendirilmesine neden olmaktadır.

Skleral lens uygulaması için uygunluk değerlendirmesi kişiye özeldir. Her hasta için lens endikasyonu, kornea şekli, göz yüzeyi durumu, önceki kontakt lens deneyimi ve genel sağlık öyküsü göz önünde bulundurularak titizlikle belirlenir. Aktif enfeksiyonu bulunan, ileri düzey glokom komplikasyonu yaşayan veya oküler yüzeyinde ciddi kanama riski taşıyan bireylerde uygulama farklı bir zamana ertelenebilir. Ayrıca hastanın motivasyon düzeyi, el becerisi ve lens bakımına gösterebileceği özen de değerlendirilmesi gereken unsurlar arasındadır. Bu nedenle skleral lens kararının, deneyimli bir göz hekimi ve uzman kontakt lens uygulayıcısı ile birlikte alınması önem taşır.

Skleral kontakt lens teknolojisi, son yıllarda malzeme bilimi ve dijital tasarım alanındaki gelişmelerle önemli bir ivme kazanmıştır. Yüksek Dk değerine sahip gaz geçirgen polimerler, korneaya ulaşan oksijen miktarını artırarak uzun süreli kullanımlarda hipoksi riskini azaltır. Bilgisayar destekli tasarım ve üç boyutlu skleral yüzey ölçümü ise lensin sklera üzerine anatomik olarak uyumlu biçimde oturmasını mümkün kılar. Kişiye özel üretilen lensler, standart tasarımlara oranla daha iyi konfor ve daha stabil bir oturuş sunabilir. Ayrıca son dönemde geliştirilen özel kenar tasarımları, konjonktival damarlanmayı en aza indirerek uzun vadeli kullanımın daha güvenli h├óle gelmesine katkı sağlar. Tüm bu gelişmeler skleral lens uygulamasının modern göz sağlığı yaklaşımlarındaki yerini giderek daha belirgin biçimde ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak skleral kontakt lens, klasik gözlük ve lens seçeneklerinin yetersiz kaldığı düzensiz kornea yüzeyi ve ağır oküler yüzey hastalıklarında değerli bir seçenek olarak öne çıkmaktadır. Görme kalitesinde belirgin iyileşmeye katkı sağlaması, oküler yüzey konforunu desteklemesi ve cerrahi girişimlere alternatif oluşturabilmesi, bu uygulamanın önemini artıran temel özelliklerdir. Uygun endikasyon, kişiye özel tasarım, titiz bakım ve düzenli klinik takip birlikte yürütüldüğünde skleral lens, uzun süreli ve güvenli bir görme desteği sunabilir. Skleral lens hakkında ayrıntılı bilgi almak isteyen bireylerin, deneyimli bir göz hekimiyle görüşerek gözlerine uygun yaklaşımı belirlemeleri önerilir.

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment